Halil BERKTAY
Halil BERKTAY

Gazete: Serbestiyet.com

Cevaplar (2) Velev, şey oğlu şey olsam...

  • 29.12.2012 00:00

 23 Kasım’da Agos’ta Taner Akçam’ı (TA), sonra 28-29-30 Kasım’da Ayhan Aktar’ı (AA), ardından 24 Aralık’ta tekrar TA’yı okuyunca, tuhaf bir hisse kapıldım. Sarkis Torosyan’ın yaşamadığı bir hayatın öyküsü uydurup uydurmadığını; ben böyle yaşadım, bunları yaşadım dediği anlatının fiktif olup olmadığını tartışıyoruz. Daha doğrusu, ben onu tartıştığımızı sanıyorum. TA ve AA ise, güya onu tartışıyorlar. Ama yazdıklarında, bu konu yok artık. Onun yerine, AA’da sırf bir Halil Berktay konusu; TA’da ise Halil Berktay’la birlikte bir de Hakan Erdem konusu var. Torosyan savunusu bu iki kişiye hücumlardan ibaret kalmış. Torosyan’ı eleştirenleri bu suçlamalarla diskredite edersek mesele hallolur zannediyorlar.

Şöyle bir yöntem deneyelim öyleyse; kendi payıma, ben size Halil Berktay’ı verivereyim. Hani, bir futbol maçı üzerine bahse girilirken, kaç gol fark ve beraberlik halinde ne olacak gibi koşullar da konuşulur ya. Faraza beraberlik “ortada” denir, ya da biri diğerine beraberliği “verir.” İşte onun gibi, buyurun alın, sizin olsun Halil Berktay ve onun bütün kişiliği ve tarihçiliği ve siyasî geçmişi ve 1960-70’lerde nerede, bugün nerede durduğu. İstediğiniz gibi tepinin üzerinde; bakalım neye yarayacak. Şimdilik diyelim ki hepsi doğru, AA’nın hakaretlerinin ve TA’nın 1915 Ermeni soykırımının 100. yıldönümünü unutturma faraziyelerinin.

Benim okumam yazmam olmasa, örneğin. Dersimi çalışmamış olsam (ne kadar, asıl kimlerin derslerini çalışmadıkları apaçık gözükse de). Boş gevezelik yapıyor olsam (Osmanlı ordusundaki Hıristiyan subaylara hasredilmiş o upuzun önsöz, şimdi hiç mesabesindeyse de). 1970 ve 80’lerde “Doğu Perinçek’in askeri” konumumla, o günlerin bütün diğer sol fraksiyonlarının bütün diğer mensuplarından çok daha korkunç şeyler yapmış olsam; bir zamanlar en kötü solcu ben olmuş olsam yani. Ve üstelik, başka herkes “özeleştiri” yaparken bir tek ben yapmamış olsam (daha 1980’lerin ikinci yarısında baş kaldırmışlığım, ki bu tür ilk fraksiyon-içi başkaldırı hareketidir, yok sayılsa bir şekilde;Saçak dergisindeki yazılarım silinse; bunları derlediğim Bir Dönem Kapanırken kitabımdaki Maoculuk eleştirisi unutulsa; velhasıl, AA’nın bu yalanı da gerçek kabul edilse). Kabaca 25 yaşımdaki halimle hesaplaşıyor ya AA; aynen o kafayla devam etsem. Özetle, o gün bugündür de, meselâ Taraf’ta şu son beş yılda olduğu gibi, eski sosyalist solun kendi kendisiyle yüzleşmesine hiç emek vermemiş olsam; bu bağlamda belki en fazla düşünen, yazıp çizen biri olduğum es geçilse.

Ve bizzat AA’nın tam bu noktada bana zaman zaman yolladığı hararetli kutlama mektuplarını bir yerlere kopyalayıp yapıştırmış, saklamış olmasam örneğin. (AA’nın başka kişilere saldırma, savaş açma, karalama, haddini bildirme tekliflerini de kopyalayıp sakladığım gibi.)

Soykırımı örtbas etmek şöyle dursun; Mayıs 2000’de Chicago’da yapılan ilk Türk-Ermeni tarihçileri konferansında yer almış ve buzların erimesine katkıda bulunmuş; sonra Neşe Düzel’in benimle yaptığı ve 9 Ekim 2000’de Radikal’de yayınlanan röportaj aracılığıyla, suskunluk ve inkâr duvarını ilk defa Türkiye içinde ve büyük basında delmiş; 2005 konferansının başını çekmiş; yerli ve yabancı gazetelere, dergilere, televizyonlara 1915 gerçeğini defalarca anlatmış; bu yüzden yıllarca tehdit ve üniversiteden attırma kampanyalarına hedef olmuş; bugün de soykırım inkârına karşı her bildirinin altında imzası olan... biri olmasam.

Rezil ve sefih bir dekadan, hırsız, ırz düşmanı, dejenere bir tip olduğum ifşa edilse, Torosyan sahih mi çıkacak? Şey oğlu şeyliğim bir, üç, beş, on kere ispatlansa, ilk takdim edildiği şekliyle “gerçekten yaşanmış anılar” ve dolayısıyla “tarihî bir kaynak” olarak Torosyan’ın kitabını kurtarmaya yetecek mi?

Yeryüzünde hangi bilimsel gerçekler, böyle ad hominem hücumlarla, işi şahsiyata dökmekle bastırılabilmiş?

AA ve TA’nın işleri iş değil, yolları yol değil. Bu tavrın doğrulukla, dürüstlükle, ahlâk ve vicdanla ilgisi yok. Geçmişin en pespaye siyasal kültürünü yansıtıyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Ad Soyad Giriniz...
    Ad Soyad Giriniz...
    29.12.2012 02:38

    "..dürüstlükle, ahlâk ve vicdanla ilgisi yok. Geçmişin en pespaye siyasal kültürünü yansıtıyor" bu ifade birbirinizi yeseniz de yemeseniz de, hepinizi tanımlayan nitelikler..