KÜFÜRBAZ NÖBETÇİ

  • 4.07.2012 00:00

 12 Eylül deyince provokatörlere çok iş düştüğü bir dönem gelir akla. Birçok kişi bu provokatörlerin kurbanı olmuştur o sıralar.

 

Konca Tutukevi’nde dış nöbet tutan askerler için yapılmış kuleler vardı. Bu kulelerden biri bizim havalandırmaya çıktığımız avluya çok yakındı. Havalandırmaya çıktığımızda kuledeki nöbetçiler, meraklı gözlerle bizleri izlerlerdi. Beyaz saçlı, gözlüklü, belli yaşa gelmiş bizlerin burada ne işimiz olduğuna akıl erdirmeye çalışırlardı kuşkusuz.
 

Günlerden bir gün; tel örgülere yakın kuledeki nöbetçi, bizlere laf atmaya, giderek de hakaret etmeye başladı. Bizler, özellikle de içimizdeki gençler, bu duruma isyan edip karşılık vermeye başladık. Bu işe en çok isyan edenlerin başında da Eşref geliyordu. Bir yandan gençlerin soğukkanlı olmaları için uğraşırken, bir yandan da durumu İdare’ye bildirdik.

 

Aradan bir süre geçti, küfürbaz nöbetçiyi nöbetten alıp bizim başımızı beladan kurtarmalarını istediğimiz idare ne yapsa beğenirsiniz? O askeri, gardiyan olarak kapımıza dikti. Kara kara düşünmeye başladık. Bu belayı nasıl atlatabilirdik. Bir süre dikkatle izledik gardiyanı. Küfür falan etmediği gibi, gayet de iyi davranıyordu bize.

 

Koğuş sözcüsü arkadaş, kendisini yakından tanımak için (sanıyorum o sıralarda Selami Akın’dı koğuş sözcüsü) biraz yakınlık kurunca, durum anlaşıldı. Gardiyan, hem karda-soğukta dış nöbetten kurtulmak ve hem de içeri düşmüş bizlere yardımcı olabilmek amacıyla öyle davranıyormuş... Biz şikâyetçi olunca da İdare, “dünyayı burunlarından getirecek tam adamını bulduk” diye, onu bizim başımıza gardiyan yapmış.

 

Kulakları çınlasın, radyo da dâhil (üç radyomuz vardı Konca’da) çay, helva gibi idarece yasak birçok şeyi soktu içeriye. İdare kendi sadık adamı olarak bildiği için, şüphelenmiyordu ondan...
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.