SAZANLAR NASIL AYAKLANDI

  • 31.07.2012 00:00

 Kim ne derse desin, Konca’da komünistlere yaraşır biçimde yaşadık. Daha önce komün deneyimimiz olmadığı için kuşkusuz ilk başlarda zorlandık. Alışkanlıklarımız vardı dışarıdan getirdiğimiz, onları bıraktık. İçeride yeni, hiç bilmediğimiz şeyler vardı, onlara en kısa zamanda alışmaya çalıştık.

 

“Dışarıdan getirdiğimiz alışkanlıklar” dedim de aklıma geldi. Balıkesir grubu, diğer illerden sonra katılmıştı aramıza. Onların alışkanlıkları da bir başka türlüydü. Bizler sohbet etmek, tartışmak, konuşmak, gazete okumak için, İdare’ce koğuşlara konmuş yemek masalarına ya da yataklarımıza otururduk. Balıkesirli arkadaşlarımız, yere çömeliyorlardı konuşmak için. Kümeler halinde koğuşun çeşitli yerlerinde, holde, banyoda, çömelmiş gruplar oluştururlardı.
 

Kendileriyle konuşmamız gerektiğinde, bizim de yanlarına oturmamızı isterlerdi. Konuşma uzun sürerse bacaklarımız uyuşur, ayağa zorla kalkardık. Bir gün kendilerine sordum:
 

“Niye böyle oturuyorsunuz?” dedim. “Hapishane raconu böyledir” dediler. Bu raconu Emniyet’ten sonra gittikleri sivil cezaevinde öğrenmiş arkadaşlar. Bizler gibi oturmalarını, burasının Balıkesir Cezaevi olmadığını söyledik ama onlar, o tüneme hallerini sürdürdüler. Bu duruma bir çare bulmam gerekiyordu, çünkü hep karşıya bakıp yürüyen Haydar Topay, ayağı Balıkesirli arkadaşlara takılıp iki kez düşmüştü. Komün’deki trafiği de aksatıyorlardı. Komün Yönetimi’ndeki arkadaşlar da onların herkes gibi oturmalarını ve ellerindeki tespihleri bırakmalarını istiyordu. Ama bunu onları kırmadan halledecektik.
 

Bu durumlarda laf para etmeyince görev bana düşerdi genellikle. Küçük bir skeç çok işe yarardı böyle zamanlarda. Oyunumu yazmaya henüz başlamıştım ki, Balıkesirli arkadaşlar beni görünce ayaklanıyor, yanındakine de ayağa kalkması için bir dirsek atıyordu. Bu duruma hiç aklım ermemişti. Hele oyunun adını “Sazanlar Niçin Tüner” (aramıza ilk katıldıklarında, hallerine bakıp “sazan” adını takmıştık onlara) deyip finali yazdığımda, bizim oturduğumuz yerlere bile oturmamaya, sabahtan akşama dek ayakta dikilmeye başlamışlardı. Yemeklerini de ayakta yemeye başladıklarından, bu değişim, herkesin dikkatini çekiyordu. Yaşlılıktan çenesini tutamayan ve de bu yüzden sır saklayamayan, kendine “Bandırma Horozu” diyen Burhanettin Hoca’ya bu değişikliğin nedenini sorduğumda: “Neden olacak arkadaş, senin diline düşmektense lağıma düşmek daha iyidir de ondan,”dedi.
 

İş düzelmiş, Balıkesirliler ayaklanmıştı ama benim uğraşıp yazdığım oyunu sahneleyememiştik. Kendisinin de rol alacağını söyleyen Muzaffer Duymaz (Gaddar Muzo), bu oyun oynanmadığı için çok üzülmüştü. Balıkesirli arkadaşlara oyunun içeriğini kimin haber verdiğini merak ettiğimi çevremdekilere sordum. Muzaffer, Remzi’den ve Cengiz’den şüphelendiğini söyledi. Ağızlarını aramak için yanlarına gittiğim Cengiz Altınok’la Remzi Gazi çok güldüler bu halime. Ranza komşum ve yazdığım her şeyi ilkin kendisine gösterdiğim Muzaffer Duymaz’ın, “Bursa’da tutuklandığını, ancak doğma büyüme Bandırmalı olduğunu, sazanların çoğunun onun çocukluk arkadaşı olduğunu” söyleyip beni alaya aldılar...
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.