• 16.02.2015 00:00

 İslam dünyasının ilk sosyoloğu diyebileceğimiz İbn-i Haldun asırlar öncesinden ‘devletlerinde insan gibi bir ömre sahip olduğu’ gerçeğini ifade etmişken bu gerçek bilinircesine ‘devlet-i ebed-müddet’serlevhası ile yüceltilen Osmanlı devleti en doruğa çıktığı Kanuni döneminden itibaren aynı zamanda çöküşede geçmişti. Hatta İstanbul’un fethi, aynızamanda çöküşünde habercisidir.

Dini literatürde ‘sünnetullah’ diye ifade edilen Yaratıcının koyduğu kurallar sonsuz olarak düşünülen Osmanlı içinde işlemiş ve doruktayken başlayan  çöküş emareleri duraklama dönemi diye ifade edilen süreçte bazı aydın kişilerce farkedilmiştir.

Bir çok tartışmalara konu olan dördüncü Murat döneminde devlet erkanlarından Koçi Bey çöküşü açık seçik görmüş ve bunu belirli  bir düzeyi olan dille ‘Koçi bey risaleleri’ olarak isimlendirilen raporlarla muhtemel çözümleriyle birlikte padişaha sunmuştur.

Esasen devşirme olan Koçi Bey devlet hizmetinde kademe kademe yükselerek dördündü Murat’ın musahibi ve sırdaşı oldu. Yaşadığı dönemde devleti ve toplumu doğru okumuş sessiz olarak yükselen çöküş sinyallerini açıkça görmüş ve bunu devletin en üstüne ‘Koçi bey risaleleri’ namıyla raporlar olarak arzetmiştir.

Bu risalelerde devlet erkanın yetersizliği, yaygınlaşan rüşvet ve yolsuzluklar, devlet etkinliğinin zayıflaması, dini değer ve duygularda zayıflama ve tımar sisteminde ortaya çıkan bozulma ve yozlaşmalar çöküş belirtileri olarak ifade edilir. Çözüm olarakta bu hususlarda alınması gereken tedbirler, düzenlemeler ve yapılması gereken ıslahatlar önerilir.

KoçiBey’in devletin en tepesine yazılı olarak haykırdığı çöküş sarsıntılarını 17.yüzyıl Osmanlısı yaşarken gerileyen Osmanlıya rağmen coğrafi keşifler sonrası Avrupa, çoktan rönesans ve reform hareketlerini yaşamış ve artık doğunun önüne geçmiştir.

Batıya paralel bilimsel çalışmaların bazı ön adımları Osmanlıda da gerçekleşirken devlet kendi eliyle bu çalışmaları belki farkında olmadan sonuçsuz bırakmıştır. KoçiBey’in sırdaşlığını yaptığı dördüncü Murat dönemindeHezarfen Ahmet ve benzerlerinin çalışmaları dikkate alındığında Batıyabaşat bilimsel çalışmalarımız maalesef sonuçsuz bırakılmıştır.

Çöküşün daha Kanuni zamanında başladığına vurgu  yapıp zamanında açıkça ortaya çıktığını ve çözüm önerilerini raporlaştıranKoçi Bey’in elbet dünyada özellikle Avrupa’da olup bitenleri görmemesi ve bilmemesi imkansızdır. Ama bu raporlarında  kendi devleti ve toplumu dışında hiçbir şeyden bahsetmemiştir. İşe dışarda olup bitenleri karıştırmadan içte yeniden yapılacak düzenleme ve ıslahatlarla devletin eski gücüne kavuşacağını dolayısıyla yeniden Batının önüne geçeceğini öngörmüş olmalıdır. Bu ise adı konulmamış ilk batılılaşma, batıyı yeniden  yakalama ve öne geçme çabalarıdır. DolayısıylaKoçi Bey batılılaşmayı ilk olarak işmam etmiş devlet yetkilisidir.

Rönesans ve reform hareketlerinin henüz yeni tamamlandığı, sanayi devrimini sonuç verecek bilimsel çalışmaların yeni adımlandığı Avrupa’yla henüz makasın açılmadığı dördüncü Murat döneminde Koçi Bey’in raporları devletin kendini toparlamasında elbet etkin olmuştur. Bir takım ıslahatlar sonrası bir nevi kendini toparlayan devlet duraklama döneminin en güçlü yıllarını yaşamış, doğuya karşı kazandığı Bağdat zaferi çöküşe geçmiş devlete uzun bir ivme kazandırmıştır.

KoçiBey raporları sultan İbrahim’den sonrada ciddiye alınıp benzer tedbirler alınmaya ve ıslahatlar yapılmaya devam edilmiş olsaydı muhtemelen Osmanlı eski gücüne kavuşabilecekti. Bu mümkün olmasa bile Batıya başat bilimsel çalışmaları yakalayıp sürdürebilecektik.

Bizce Koçi Bey, raporlarıyla bu sonucu hedeflerken asıl gayede çöküşe girmiş ve en önemli rakibi Avrupa’ya karşı bir adım gerilerde bulunan devleti yeniden başat hale getirmekti. Batıyla arayı açmamanın, birinciliği kaybetmiş yarışta yeniden öne geçmenin işaretlerini Koçi Bey,‘Koçi bey risaleleri’ adıyla anılan raporlarıyla vermiştir.