Sürekli tezgâha geliyoruz

  • 5.02.2017 00:00

 Daha ağustos başında yazdım...

Yerel yönetimlere ve güvenlikçi kullanan kurumlara "dikkat edin, sakin olun, tezgâha gelmeyin" diye seslendim...
larla zabıtalar ve sıradan insanlarla güvenlikçiler arasında aylardır garip itişmelerin yaşanmasına dikkat çektim...
Kriptoların kontrolündeki "toplumsal hoşnutsuzluğu artırma teknikleri"nin ekmeğine yağ sürmeyin diye uyardım.
Tunus'ta Arap Baharı hareketlerini tetikleyen seyyar satıcı Bouazizi'nin kendini yakması olayının arkasındaki karanlığı hatırlattım...
Dinleyen kim?
Yok!
Bayrama da caddede ıhlamurlarını sattığı tezgâh zabıtalar tarafından elinden alınınca kendini yerden yere atan 80 yaşında bir adamcağızın görüntülerini izleyerek girdik.

***

Tablo net.
Yerel yönetimler Ankara'ya hoş görünme noktasına öyle odaklanmışlar ki, yarın öbür gün başlarını derde sokacak konularda "incelik" göstermek akıllarına bile gelmiyor.
Üstelik siyaset ve yerel yönetim çevrelerinde o tuhaf ve demode önyargı hâkimiyetini sürdürüyor...
Neymiş? "Sosyal medyayı ve orada kopan fırtınaları çok da önemsememekgerekir"miş!
Peki neyi önemseyelim?
Madem öyle, niye ya "bu kebapçıyı açtık, şu buzdolapçıyabayram ziyareti yaptık" fotoğraflarınızı koyup duruyorsunuz?

***

Dışarıda hazırlanıp üzerinde "çalışılmış hareketler"le karşı karşıyayız.
İzmir Marşı'nı politik hamle haline getirmekle başlayıp 'yü unutturacakkadar sıcak gündem haline getirilen ilahiyat tartışmalarıyla süren ve zamanzaman magazinin de kullanıldığı bir strateji izleniyor.
Belli ki toplumun düğüm noktalarını gevşetmeyi, uyumsuzlukları artırmayı ve dikkatleri dağıtmayı hedefliyorlar.
Peki bütün bunları hakikaten ciddiye alıp karşı strateji geliştirmeyi düşünen var mı?
Yoksa koyverelim gitsin mi?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.