Böyle giderse vejetaryen olacağım!

  • 3.02.2018 00:00

 Hatırlıyorum...

Ergenlik çağımda et yemeyi hayatımdan çıkarmaya karar vermiştim.
Şimdi bana "tarih öncesi" gibi gelen o yıllarda İstanbul'da bilinçli vejetaryen sayısı herhalde toplasan yüz kişiyi geçmezdi.
Hem öyle etleri yumuşacık olsun diye hayvanlara eziyet çektiren besiciliğin henüz bilinmediği zamanlardı.
Tavuklar deseniz, bugünkü gibi "canlı robot" değil, basbayağı hayvandılar.
Nihayetinde alnına kurban kanı sürülerek büyümüş, kavurmayı bağrına basmış çocuklardık; yani hayvan kesimiyle derin bir problemim yoktu.
Belki, çevremden ayrılmak, biraz dikkat çekmek istemiştim.
Ama aynı zamanda belli belirsiz biçimde "hayvanlarla ilişkimizi düşünme/ sorgulama" arzumun sonucuydu, eminim.

***

Aylar sonra bir hafta sonu ailecek şehir dışındaki pek ünlü bir köfteciye gittik.
Salatamda çatalımı dolaştırdığım saatler boyunca ızgara köftelerin kokusu başımı döndürdü.
Karar verdim: vejetaryenlik tecrübem buraya kadardı.
Ama perhizimi herkesin içinde bozmayı gururuma yediremedim.
Hafta içi tek başıma Kadıköy çarşısındaki Adapazarı Islama Köftecisi'ne gittim ve et yemeden geçen günlerin acısını çıkardım.
Sonra ne oldu?
Döneri hariç tutarsak, etle aram hep biraz mesafeli kaldı.
(Döner incedir ve aynı zamanda "incelik"tir.) Yeni kuşak "dry beef" lokantalarının servis şovlarına bazen yenik düşsem de, etleri öpüp okşamakta hep tuhaflık buldum.
Hepsi o kadar!

***

Daha doğrusu, hepsi o kadardı!
Ama görsel kışkırtmanın tavan yapması ve sosyal medyanın bile yakın plan et yemekleriningörüntüleriyle dolup taşması var ya..
Beni bitirdi!
Dışı kömür karası mühürlenmiş, içi pespembe bırakılmış dev pirzolalar, yaprak biçiminde dilimlenirken yumuşacık içleri dağılıveren tandır kebaplar, üzerine kaya tuzu ve karabiber çekilmiş kanlı steak'ler, vd...
Böyle anlatınca ağzınızı şapırdatmış olabilirsiniz...
Ama bütün bunların gözümüze gözümüze sokulması neyin nesi?
Hele bazı ünlü et lokantalarının müşterilerinin iştahını arsızlık boyutunda kışkırtması tahammülfersa değil mi?
Elbette nimetin değerini bilip hakkını vereceğiz.
Ama söyleyin bana...
Tahta altlıkların üzerinde yağlar içinde yüzen bir dana pirzolanın "ilkel" çağrısında bu kadar büyütülecek ne var?
Çok kaba!
Nerdeyse örtülmesi gereken bir ayıp!
Yanılıyor muyum?
Ne olacak bu işin sonu, bilemiyorum.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.