• 19.03.2019 00:00

 K düşünürüz...

Doğru düşünmek doğru seçilmiş kavramlarla mümkün...
Kavramlar yoluyla anlaşır, uzlaşır; kavramlar yoluyla kavga eder, yener, yeniliriz...
Kullandığımız kelimeler ve kavramların ağırlığını unutmamalıyız.
O halde...
İslamofobi deyip durmamızın artık hiçbir anlamı yoktur.
İslam düşmanlığını ve Müslümanlardan nefreti kaynağı muğlak, ruhsal dinamikleri tartışmalı bir fobi (korku) olarak tanımlamakta ısrar edersek, daha başlangıçta çuvallıyoruz demektir.

***

Hatırlarsınız, bu köşede ilk olarak 2015'te isyan ettim yanlışa...
Çünkü olay bir "ruh durumu bozukluğu"ndan, yani fobik tutumdan kopalı çok oldu. Yani iş homofobi, zenofobi ve diğerlerinde olduğu gibi "aslında tanısalar severlerdi" perspektifindençıktı.
İslamofobi, zaten yakın dönemde icat edilmiş bir kavramdı ve hep "kötü "ı işaret edip Batı'nın ellerini temiz tutmaya, suçlarını "psikolojiye bağlama"ya hizmet ediyordu.
Bitti o dönem.
Bizzat Batı'nın kendisi tarihsel köklerini kaşıyor, derin çatışmayı ve düşmanlık duygularını yeniden diriltiyor.
Bunu anlayalım artık.

***

Şimdi şöyle diyecekler olacaktır...
Tamam da Batı medyası ve kültürel çevreleri bu kavramı kullanıyor ve biz de onlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorsak, "" demek zorundayız.
Zorunda değiliz.
Ama diyelim ki, dert anlatmak için bunu seçiyoruz.
Yine de Diyanet İşleri gibi kurumların sözcüleri bunu asla yapmamalılar!
Hele kendi aramızda bu kavramı kullanmak kabul edilir bir şey değil.
Düşünün...
Gerçeği örten bir kavramla nasıl yol alabiliriz?