İnsanlık tarihinin şüphesiz en önemli olaylarından biri, Hz. Peygamber’imizin dünyaya teşrifleridir. Bu objektif bir tespittir; çünkü dünyada belirli aralıklarla yapılan araştırmalarda, çağlar boyunca insanlığa yön veren önemli şahsiyetler sıralamasında Hz. Muhammed, hep baş sırayı almıştır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed, aynı zamanda Allah’ın insanlık tarihine sunduğu bir prototiptir.

Bir “model insan”dır.

Allah’ın yarattığı “insan”ın bütün sıfatlarını üzerinde taşıyan bir örnektir.

Ki insanın aslında mana olduğu gerçeğinden hareket edersek, Hz. Peygamber’imizin peygamberlik hayatında dinini tamamlayan Allah, O’nun hayatına, insanlık hayatının karşılaşacağı belli başlı hadiseleri kurgulamış ve kurguladığı olaylar karşısında Peygamber’imizin göstereceği davranışı, takınacağı tavrı açık seçik ona yaşatarak insanlığa bir istikamet belirlemiştir.

Ve ölçüyü de koymuştur:

“O’na uyan, bana uymuş sayılır.”

Burada iki konuya dikkat çekmek isterim.

Birincisi; dini, bir davranış disiplini olmaktan çok şekil ve alışkanlıklar boyutuna indirgeyen bir anlayış toplumun geneline hâkimdir ve bu öğretinin kökleri oldukça derinlerdedir.  

Ve ibadetlerimiz, ibadet sandığımız davranışlarımız, bizi asıl hedefe doğru götürmez olmuştur.

Şekil, özü temsil etmez olmuştur.

Bu anlamda, şeklen Hz. Peygamberimize benzeme yarışında olan bazılarımızın, ruhen O’ndan uzak olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır.

Bunu tersine çevirmenin yolu,.peygamberimizin pratik hayatına dair karakter ve davranışlarını çeşitli çağdaş yöntemlerle; bilimi, teknolojiyi ve sanatı kullanarak günümüz insanına sunmaktır. O’nu ulaşılmaz bir varlık olarak algılamaktan, içimizden biri olarak algılamak, işimizi daha kolaylaştıracaktır.

İkinci ayrıntı, Hz. Muhammed’in, Müslüman olan herkesin peygamberi olduğu gerçeğidir. İslamoğlu’nun ifadesiyle “İslam âleminin yitik çocukları”nı tekrar yuvaya kazandırmanın yolu, onları arayıp bulmaktan geçer.  Şu ya da bu sebepten dolayı kendini Müslüman sayan ama yine şu ya da bu sebepten dolayı Hz. Muhammed prototipiyle tanışmamış insanların durumlarının, bu işi bilenlerimizin sorumluluklarında olduğunu da unutmamalıyız.

Bu manada, Kutlu Doğum Haftası kapsamında yapılan ve çoğu törensel  gösterilerden ibaret olan etkinliklerin sınırları zorlanmalı ve toplumun bütün katmanlarına ulaşmalı/ulaştırılmalıdır diye düşünüyorum.

Zira güneş herkesi ısıtıyor.

  • Abone ol