23 Nisan, parlamenter sistem ve özgürlükçü demokrasi

23 Nisan, parlamenter sistem ve özgürlükçü demokrasi
23.04.2021 - 23:34
854
0

Türk siyasetinde parlamenter kuvvetlerin gerileye gerileye geldiği hazin noktayı ve bugün tüm muhalefet partilerinin gündeminde bulunan parlamenter sisteme geri dönüş konusunu değerlendirmek için oldukça manidar bir gün. 101 yıl önce 23 Nisan günü Büyük Millet Meclisi’nin açılması suretiyle Türkiye’de parlamenter sistemin kurulması yönünde en önemli adım atılmış oldu ve bazı sorunları olsa da neredeyse 100 yıl bu sistem devam etti. Yaklaşık üç yıl önce ise parlamenter sistem kaldırıldı ve yerini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen bir başkanlık sistemi aldı. Bugün ise neredeyse Türkiye’deki tüm muhalefet partilerinin gündeminde bu sistemin değiştirilmesi ve sağlıklı bir parlamenter düzenin yeniden inşa edilmesi var.
Neden parlamenter sistem tartışmaları bu kadar mühim? Ülkenin bunca sorunu varken sistem konusu neden bu kadar konuşuluyor? Bir ülkenin parlamenter sistemle mi başkanlık sistemiyle mi yönetildiği ne kadar farklı sonuçlar doğurabilir ki, ya da sağlıklı bir başkanlık sistemi mümkün olamaz mı diye soranları sıkça duyuyoruz.

Başkanlık sistemi ve demokrasilerin ömrü

Bu eleştiriler hem haklı hem de değil. Haklılar çünkü ülkenin temel siyasi sorunu gerçekten de yeniden ve acil demokratikleşme. Hangi sistemde olursa olsun. Bu demokratikleşme başkanlık sistemiyle olabilecek olsa yani daha dengeli bir başkanlık sistemiyle demokratik reformlar benimsenebilse o zaman şüphesiz böyle bir sistem tartışması içinde olunmazdı.
Ancak ve ancak şu an Türkiye’de mevcut olan başkanlık sistemi yani cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi o kadar sıkıntılı ki ülkenin demokrasi sorununun adeta bir manifestosu niteliğinde ve demokrasiden söz edip mevcut siyasi sistemden söz etmemek güç. Nasıl mı? Açıklayalım. Fakat önce, başkanlık sistemi neden dünya genelinde hep daha riskli bir seçim, bundan söz edelim.
Siyaset bilimi literatüründe demokratik devamlılık hedefi açısından bakıldığında parlamenter sistemler başkanlık sistemine net olarak üstündür. Siyaset bilimci Adam Przeworski ve arkadaşları bir demokrasinin hayatta kalma süresinin başkanlık sistemlerinde ortalama 20 senenin altındayken parlamenter sistemlerde 71 sene civarında olduğunu istatistiksel olarak göstermiştir.

Başkanlık sistemi ve otokratikleşme

Bir başka deyişle özellikle yeni ve kırılgan demokrasilerde parlamenter sistem daha sağlam bir zemin oluştururken, başkanlık sisteminde gerileme ve otokratikleşme riski daha yüksektir.
Neden peki?
Bu soruya ünlü siyaset bilimci Juan Linz’in açıklayıcı bir cevabı var. Diyor ki Linz, güçlü yetkilerle donatılmış bir siyasi lideri bu gücü kullanırken hata yapmaktan, yanlış yollara sapmaktan alıkoyan, fren mekanizması işlevi yapan faktör, görev sonrası kariyer beklentilerinde yatar. Lider, eğer mevcut görevi sona erdikten sonra siyasi kariyerinin de aşağı yukarı son bulacağını düşünüyorsa yukarıda bahsettiğimiz fren mekanizması işlemez. O zaman, aktör hem mevcut pozisyonunu korumak için daha ısrarcı olabilecek ve riskli yollara girebilecek, hem de nasılsa görevi bittikten sonra kariyeri de biteceği için hata yapmaktan, olumsuz bir hatıra bırakmaktan gereğince kaçınmayabilecektir.

Yeniden seçilme beklentisi

Oysa mevcut görevi bittikten sonra da farklı görevlerle de olsa yine siyasi kariyerine devam edeceği beklentisinde olan aktör hata yapmamaya ve ardında iyi bir iz bırakmaya azami özen gösterecektir.
İşte başkanlık sistemi ve parlamenter sistemin demokratik devamlılık açısından farkı bura yatar. Linz’e göre, bir başbakan bilir ki görev süresi bitip de tekrar seçilemediği takdirde, muhtemelen yasama organına geri dönecek, kariyerine burada muhalefet parti lideri olarak devam edecektir. Oysa bir başkanın görev süresi bittiğinde, (yasama organından gelmemiş olduğu için) yasama organına dönmek gibi bir seçeneği de muhtemelen olmayacak ve aktif siyasi kariyeri büyük olasılıkla sona erecektir. Bu bilgi, onu iktidar koltuğuna daha sıkı tutunmaya ve iktidarı sonrası iyi bir isim bırakma konusunda daha umarsız davranmaya itebilecektir. Hele de kurumsal bağımsızlığın ve demokrasinin çok köklü olmadığı ülkelerde bu motivasyon çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir ve genç ve kırılgan demokrasilerin sonunu getirebilir.

ABD örneği bir istisna

Bu sebeple demokrasinin geleceği açısından parlamenter sistem başkanlık sisteminden daha sağlıklıdır ve başarılı başkanlık sistemleri (örneğin ABD) siyaset bilimi literatüründe istisna olarak görülür.
Peki dengeli bir başkanlık sistemi bile riskliyken, Türkiye’deki gibi aşırı güçlendirilmiş bir başkanlık sisteminin yarattığı siyasi tablo nasıl olur? Bildiğimiz gibi, başkanlık sisteminin parlamenter sistemden temel farkı daha güçlü ve bağımsız bir yürütme erkinin söz konusu olmasıdır. Daha dengeli bir başkanlık sisteminde güçlü bir yasama organı (gerektiğinde bağımsız bir yargıyla birlikte) yatay olarak yürütmeyi denetleyebilir. Ve dengeleyebilirken bizdeki gibi güçlendirilmiş bir başkanlık sisteminde yürütme dışındaki devlet erkleri bağımsızlıklarını nerdeyse tümüyle yitirmiş gözükmektedir. Özetle meclisin hükümeti denetleme ve aslı görevi olan yasama fonksiyonları işlevsiz hale gelmiştir.

Özgürlükçü demokrasi ortak ihtiyacımız

Böyle bir durumda demokrasinin devamlılığı meselesine ilaveten demokrasinin derinliği ile ilgili, yani bireysel hak ve hürriyetler ile ilgili gerilemeler oluşur. Demokrasi minimal fonksiyonlarıyla devam etse de yani en iyi ihtimalle hür ve adil seçimler gerçekleşse de liberal gelenek ortadan kalkar. İlliberal demokrasi dediğimiz, çoğunlukçu, tek sesli siyaset ortaya çıkar. Bir başka deyişle demokrasi sığlaşır. Dolayısıyla, baskın çoğunluğa karşı azınlığın korunması ve demokrasinin liberalizmle yani bireysel hak ve hürriyetlerle birleşmesi için kuvvetler ayrılığı şarttır.
Özetle, yürütme çoğunluğu, parlamento yani meclis ise çoğulculuğu, çok sesliliği temsil eder. İkisinin dengesiyle liberal, özgürlükçü demokrasi vücut bulur. Farklılıklardan ve hatta çatışmalardan korkmayan, tersine onlardan güç alan özgürlükçü bir demokrasi bugün milletçe ortak ihtiyacımız, asgari müştereğimizdir.
23 Nisan, meclis ruhunun yani çoğulculuğun, yani hürriyetlerin bayramıdır, kutlu olsun!

Seda DEMİRALP

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar

Açıklama da açıklanmaya muhtaç görünüyor
Mehmet Y. Yılmaz

Açıklama da açıklanmaya muhtaç görünüyor

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
SBK acaba neden Türkiye’de yargılanmak istiyor?
Murat Yetkin

SBK acaba neden Türkiye’de yargılanmak istiyo

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
Bahçeli katile cezaevinde itibar sağladı
Mehmet Tezkan

Bahçeli katile cezaevinde itibar sağladı

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
HDP kapatılsa da kapatılmasa da Kürtlere muhtaçsınız!
Ergun BABAHAN

HDP kapatılsa da kapatılmasa da Kürtlere muht

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
İzmir cinayetini Kobanê davası ve HDP'nin kapatılmasıyla taçlandırmak
Oya Baydar

İzmir cinayetini Kobanê davası ve HDP'nin kap

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
Heeeey, Danıştaaaaay!.. Sekiz gün kaldı…
Aydın Engin

Heeeey, Danıştaaaaay!.. Sekiz gün kaldı…

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
Sezgin Baran Korkmaz Viyana’da gözaltında… Hukuk en çok devlete lazım…
Fehmi Koru

Sezgin Baran Korkmaz Viyana’da gözaltında… Hu

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
Doları Yükselten Beklentiler ve Sonuçları
Mahfi Egilmez

Doları Yükselten Beklentiler ve Sonuçları

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
Sırada ne var? Abdi İpekçi mi, TAK eylemi mi?
Ümit KIVANÇ

Sırada ne var? Abdi İpekçi mi, TAK eylemi mi?

  • 23 Haziran 2021 Çarşamba
451
Mehveş EVİN

451

  • 22 Haziran 2021 Salı
Libya için Berlin dönemeci: Ganimetçi çıkmaz
Fehim Taştekin

Libya için Berlin dönemeci: Ganimetçi çıkmaz

  • 22 Haziran 2021 Salı
Yahya Kemal, Türk milliyetçiliği ve Müslümanlık
Eser KARAKAŞ

Yahya Kemal, Türk milliyetçiliği ve Müslümanl

  • 22 Haziran 2021 Salı
Danıştay yargıçları torunlarının yaşamını şekillendirecek
Berrin Sönmez

Danıştay yargıçları torunlarının yaşamını şek

  • 22 Haziran 2021 Salı
İhale sonrası matematik
İbrahim Kahveci

İhale sonrası matematik

  • 22 Haziran 2021 Salı
İktidar bloğunda çatlama(mı?)
Erol KATIRCIOĞLU

İktidar bloğunda çatlama(mı?)

  • 22 Haziran 2021 Salı
Deniz Poyraz neden öldürüldü?
Aydın Selcen

Deniz Poyraz neden öldürüldü?

  • 22 Haziran 2021 Salı
Bu iktidar muhalefetten önce vicdanlara yenilecek
Celal BAŞLANGIÇ

Bu iktidar muhalefetten önce vicdanlara yenil

  • 22 Haziran 2021 Salı
Kürtler (1) : 16-18. yüzyıl
Ümit KARDAŞ

Kürtler (1) : 16-18. yüzyıl

  • 22 Haziran 2021 Salı
Tuz çoktan kokmuştu…
Elif ÇAKIR

Tuz çoktan kokmuştu…

  • 22 Haziran 2021 Salı
Suskunluk yöntemi ne kadar işe yarar?
Ahmet Taşgetiren

Suskunluk yöntemi ne kadar işe yarar?

  • 22 Haziran 2021 Salı
Yunanistan ve Türkiye’nin yaz aşkı
Sezin Öney

Yunanistan ve Türkiye’nin yaz aşkı

  • 22 Haziran 2021 Salı
Ya provokasyon değilse…
Yıldıray Oğur

Ya provokasyon değilse…

  • 22 Haziran 2021 Salı
Bir çözüm süreci muhasebesi
Vahap COŞKUN

Bir çözüm süreci muhasebesi

  • 22 Haziran 2021 Salı
Sahi, neden 'Boğaz' betonla kapatılmasın!
Murat Sevinç

Sahi, neden 'Boğaz' betonla kapatılmasın!

  • 22 Haziran 2021 Salı
Artık “yerli ve millî” yetmiyor; “daha yerli daha millî…”
Alper GÖRMÜŞ

Artık “yerli ve millî” yetmiyor; “daha yerli

  • 22 Haziran 2021 Salı
Tüm Yazarlar

Resmi İlanlar