Kemal Görmez: Kasım ayından itibaren erken seçim bekliyorum

Elif Çakır ve Yıldıray Oğur, haftanın ilk 3 günü Bi'Karar Ver'de günün öne çıkan haberlerini önemli konuklarla gündeme getiriyor. İkilinin konuğu bu kez Prof. Dr. Kemal Görmez oldu. Görmez, 50 bin kişinin katılım gösterdiği anketin sonuçlarını ilk kez Bi'Karar Ver' de paylaştı. Cumhurbaşkanlığı adaylarının oy oranından Z kuşağının siyasi tercihine kadar birçok konudaki sonucu açıklayan Görmez, önemli açıklamalarda bulundu.

8.07.2021 - 05:11
Haber Merkezi
1647
0

Elif Çakır ve Yıldıray Oğur, haftanın ilk 3 günü Bi' Karar Ver'de yazılı, görsel ve dijital medyada öne çıkan haberleri ekranlara taşıyor. Bi' Karar Ver'e bu kez Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Görmez konuk oldu. Görmez, gerçekleştirdikleri anket sonuçlarını paylaşırken oldukça dikkat çekici veriler sundu.

Ankete 50 bin 400 kişinin katıldığını ve 32 ilde 37 seçim bölgesinde gerçekleştiğini dile getiren Görmez, partilerin kemik kitlesini koruduğunu, kararsızların dağıtılmasıyla birlikte oy oranlarının artacağını söyledi. Türkiye'nin dış politikasında yalnız hareket etmesini isteyenlerin oranının yüzde 39.4 olduğunu söyleyen Görmez, bu rakamın kendilerini ürküttüğünü dile getirdi.

Partilerin oy oranlarıyla ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Görmez, AK Parti'nin yüzde 35 bandında, CHP'nin yüzde 23'ler İYİ Parti'nin yüzde 15'lerde HDP'nin ise yüzde 11'lerde oy oranına sahip olduğunu söyledi. Kararsız seçmenin yüzde 25'lerde olduğunu söyleyen Görmez, seçimin sonucunu da bu kararsızların belirleyeceğini dile getirdi.

Erken seçimin net olarak gerçekleşeceğini ve önümüzdeki 1 sene içerisinde seçim olacağını dile getiren Görmez, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday çıkarılmasının da önemli olduğunu söyledi. Görmez, Erdoğan'ın oy oranının şu an parti oylarına kıyasla yüksek olduğunu söyleyerek, adayların henüz belli olmadığından dolayı da aslında rakam vermenin çok doğru olmayacağını dile getirdi.

Seçmenin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmek istediğini açıkladığı verilerle söyleyen Görmez, "Türkiye tercih etmek zorunda kalsa, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni mi yoksa Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi'mi tercih eder diye sorduk. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tercih ederim diyenler yüzde 49, Cumhurbaşkanlığı sistemi diyenler ise yüzde 39.6. Kararsızım sandığa gitmem diyenlerin oranı ise yüzde 11.4." dedi.

Gerçekleştirilen araştırmalar hakkında da önemli açıklamalar yapan Görmez, cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan anket çalışmasının oranlarını açıkladı.

Görmez'in açıklamaları şöyle:

"Bizim araştırmalarımızda yüzde 60'lık bir kısım erken seçimin olmayacağını düşünüyor. İstiyor, istemiyor anlamında sormadık soruyu. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için araştırma seçimlerinde mevcut cumhurbaşkanımız aday olduğunda oy oranı yüzde 43 civarında görünüyor. Bunu Mansur Yavaş takip ediyor, oranı yüzde 18-19'larda. Ardından Meral Akşener geliyor, yüzde 12'lerde oy oranı. Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu'nun oranları 7.5'lar civarında eşit. Toplumdaki genel algıda araştırmalarda genelde İstanbul belediye başkanı ön plana çıkardı ancak son gözlemlerde Ankara belediye başkanının reytingi daha yüksek. Şöyle de bir konu var, henüz Akşener ve Kılıçdaroğlu'nun adaylık açıklaması yok. Onlar olursa bu tablonun farklılaşacağını düşünüyoruz. Böyle bir karşılaştırma yapmak şu an için imkanlı değil. Cumhurbaşkanlığı tarafı bu."

"Kararsız oyların dağıtımı yapılmazsa, bu aralar bir sorun var kararsız dağıtımlarda. Ancak aritmetik olarak dağıtılabilir tabi. Şu kayıtla açıklama yapayım, seçim kararı verilmeden yapılan araştırmalar oy oranını vermez aslında bize. Bu araştırmalar birer eğilimdir aslında. Süreç başlamadan bu anlamda yapılan araştırmalar bize sadece eğilimi verir. Kararsızlar dağıtılmadan bakıldığında AK Parti'nin oy oranı yüzde 30 civarında. Kemik kitlesini koruyor gibi. CHP'nin oranı yüzde 20'lerde. İYİ Parti'nin oy oranı yüzde 13, HDP'nin oy oranı yüzde 11, MHP'nin oranı ise yüzde 7'lerde görünüyor. Kararsızları aritmetik olarak dağıttığımızda ise, 36, 23, 15, 11, 8 gibi bir tablo çıkıyor karşımıza. Yani aslında partiler oy oranını koruyor gibi görünüyor. Ancak sadece HDP için şu an oy oranını ölçmek zor. Parti kapatma konuları gündemde, partinin üzerinde tartışmalar var falan diye söylüyorum bunu. Bir de HDP'nin seçmeni her zaman anketlerde öngörülen sonuçlardan daha fazla oy veriyor partisine."

TÜRKİYE'NİN SON ZAMANLARDAKİ EN KAPSAMLI ANKETİ

Çakır'ın anket sonuçları hakkında daha detaylı bilgi almak için sorduğu soruları da yanıtlayan Görmez, şunları belirtti, "Türkiye'de çok uzun süredir yapılmış en kapsamlı anket diyebilirim. Türkiye genelinde 32 ilde 37 seçim çevresinde 18 yaşından büyük denekler arasında bir kısmı 'kati', yani telefonla, bir kısmı yüz yüze olmak üzere 50 bin 400 civarında deneğe ulaştık. İstanbul'da 3 seçim çevresinde 2'şer bin denekle çalıştık bunların bir kısmı kati bir kısmı yüz yüze, Ankara'da 3 seçim çevresinde bin 500'er denekle çalıştık bunların hepsi yüz yüze deneklerdi, İzmir'de 2 seçim çevresinde bir kısmı yüz yüze deneklerle çalıştık, Yozgat, Mersin gibi bazı bölgelerde yüz yüze deneklerle çalıştık. Kati ve yüz yüze sonuçlarını daha sonra ele aldık ve baktık araştırma paralellik gösteriyor, sonuçları birleştirdik, o sebeple 50 bin deneğe ulaşmış olduk."

"ORTA SINIFIN ERİMESİ DEMOKRASİLERDE SORUN YARATIR"

"Sadece bir seçim araştırması değildi bu araştırma. Başka şeyler de sorduk. Gelir dağılımıyla ilgili çok fazla sorun vardı Türkiye'de son zamanlarda. Araştırmamıza göre Türkiye toplumunun yüzde 25'i açlık sınırının altında çıkıyor. Bu çok sıkıntılı bir hal. 2 bin 300 liranın altında gelire sahip yüzde 25'lik bir kesim var. Yüzde 40 civarında 2 bin 500 ile 4 bin lira arasında geliri olanlar var. Geçim sınırının altındaki kesim bu da. Yüz de 15-16 civarında bir orta sınıf kalmış. Orta sınıfın erimesi demokrasilerde ciddi bir sorundur. 10 bin liranın üstünde geliri olan insan sayısı çok sınırlı, yüzde 5.7. Bu kazançla İstanbul'un ya da İzmir'in bazı bölgelerinde yaşamak yine sınırlı olacaktır. Bu sebeple sonuçlar biraz can sıkıcı."

KRİZİN BÜYÜK SEBEBİ İKTİDAR GÖRÜNÜYOR

Türkiye'de ekonomik krizin olup olmadığını da araştırdıklarını anlatan Görmez, sonuçları şöyle açıkladı, "Türkiye'de iktisadi kriz var mıdır diye sorduk. Evet diyenlerin oranı neredeyse yüzde 60'ları bulmuş. Bu önemli bir gösterge. Bu krizin sebebi kimdir diye sorduk. Kriz var diyenlerin içerisinden buna yanıt verenlerin oranları şöyle, iktidar diyenlerin oranı yüzde 60'larda, pandemi diyenlerin oranı yüzde 21, dış güçler diyenlerin oranı yüzde 6, muhalefet diyenlerin oranı ise yüzde 5.5. Bunların hepsi diyenlerin oranı da 5.7."

"İktidarın son dönemde en başarısız olduğu alan ne diye sorduk. İşsizlik birinci sırada çıkıyor. Genel olarak ekonomi diyenler var ancak daha önce görmediğimiz şekliyle bir sonuç vermek istiyorum. Eğitim diyenlerin oranı artıyor. Sorumuza yüzde 11.8 oranından insan eğitim olarak cevap vermiş. Buranın biraz dikkate alınması lazım. Tabi Türkiye'de eğitim bir iktidarın, bugünün, bir ayın konusu değil ancak hiç bu kadar çıkmıyordu bu sonuç, pandemi bu işi tetikledi diye yorumluyoruz."

TÜRKİYE TEK BAŞINA HAREKET ETSİN DİYENLERİN ORANI YÜZDE 39.4

"Suriye'li göçmenlerle ilgili soru yönelttik deneklerimize, göçmenlere tepki Türkiye'de devam ediyor. Yüzde 67 civarında insan Suriyeli göçmenlerin ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğini düşünüyor. Bu tüm anketlerde böyle, sadece bizim anketimizde değil yani. Misafirimizdir gitmeleri teşvik edilmelidir diyen yüzde 20'ler var. Ülkemizin vatandaşları gibi muamele edilmelidir diyen yüzde 11 civarında bir grup var.

Bence Türkiye'deki yükselen milliyetçiliği tartışmak esasında bir sorumuza verilen yanıtları da dikkatle yorumlamak gerekiyor. Şu önemli bir soruydu bizim için, Türkiye önümüzdeki süreçte hangi ülke ya da ittifakla hareket etmelidir? diye sorduk. Hem Türkiye'deki o zihinsel ayrıştırmayı çözmek hem de 'Türkiye'de insanlar ne kadar yalnızlık istiyor' onu görmek için. Bizim ürktüğümüz bir rakam var, Türkiye tek başına hareket etmelidir diyenlerin oranı yüzde 39.4, yani hiçbir ittifakla hiçbir şekilde kimseyle hareket etmemelidir diyenler bunlar. Bunu takip eden 2'nci rakam Türk dünyasıyla hareket etmelidir diyenlerin oranı yüzde 17. Beklediğimizin üzerinde bir sonuç bu, Avrupa Birliği - NATO cevabı yüzde 16, İslam - Arap Birliği yüzde 8.8, Rusya, çok düşük, yüzde 8. Estirilen Avrasya rüzgarlarının Türkiye'de çok karşılık görmediğini söyleyebiliriz. Tek başına ABD diyenler 7.5. Avrasya (Çin, Rusya, İran) diyenler hiç karşılık görmüyor, yüzde 3.5. Türkiye televizyonlarında gördüğümüz tartışmacıların neredeyse tamamı Türklerin yarısının Avrasya'yla ortaklık beklediği yorumlarını yapıyordu. Biz de buna dayanarak bu soruyu sormuştuk. Bunun karşılığını görmedik. Şu ürkütücü olabilir, bunu başka yerlerde de görüyoruz, Türkiye'de kendisini kimlik olarak Türk milliyetçisi ve Atatürk milliyetçisi olarak tanımlayanların önemli bir kısmı ya Türkiye'nin tek başına hareket etmesi gerektiğini ya da Türk dünyasıyla birlikte hareket etmeli diye düşünüyor. Bu çok enteresan bir veriydi bizim için. Ancak bu verilerden yola çıkarak şunu net olarak söyleyebilirim. Önümüzdeki süreçte en çok kullanılacak kampanya teması dış güçler olacak."

TÜRKİYE PARLAMENTER SİSTEME GERİ DÖNMEK İSTİYOR

Türkiye'de çok konuşulan sistem tartışmaları için de sorular sorduklarını açıklayan Görmez, "Türkiye tercih etmek zorunda kalsa, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni mi yoksa Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi'mi tercih eder diye sorduk. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tercih ederim diyenler yüzde 49, Cumhurbaşkanlığı sistemi diyenler ise yüzde 39.6. Kararsızım sandığa gitmem diyenlerin oranı ise yüzde 11.4." Araştırmaya yorum yapan Oğur ve Çakır, referanduma göre gerileme olduğunu dile getirerek yüzde 10'luk bir farkında önemli bir fark olduğunu dile getirdi.

Kararsızların genelini ele aldıkların yüzde 25'lere varan bir kitlenin çıktığını söyleyen Görmez, "Bu kitleye baktığımızda yüzde 75'lik kesim geçmişte AK Parti'ye oy vermiş kişileri görüyoruz. Yüzde 10'luk bir kesim ise MHP'ye oy veriyormuş. CHP ve İYİ Parti'ye oy verenlerin oranı yüzde 3.5'larda. HDP'ye oy verip kararsıza dönenler var. Bu da genelin içerisinde yüzde 4 civarında. Bu kadar çok küçük bir oran."

OY ORANLARI SANDIK BAŞINDA KARARSIZLARIN TAVRIYLA DEĞİŞİKLİK GÖSTEREBİLİR

Büyük bir oranı AK Parti seçmeninin oluşturduğunu dile getiren Çakır'a Görmez şöyle yanıt verdi, "İsterseniz buna bölgesel bakalım. AK Parti'ye oy verip de şu anda kararsız olanlar daha çok Ege, Akdeniz ve Marmara'da. Yani İç Anadolu'da ve Karadeniz'de AK Parti oy oranını koruyor. Güneydoğu'dan kararsıza geçen bir AK Parti seçmeni de var. Bu kararsız kesim başka bir yere de gitmiyor. Kararsızda bekliyor. Bu ayrıntı da önemli. Geçmişte AK Parti'den kaçan seçmen MHP'ye gidiyordu. Bunda MHP'den kısmen İYİ Parti'ye kayma var. Bu çok sınırlı."

Sandığın aslında bir sırat köprüsü olduğu benzetmesini yapan Görmez, "MHP ve CHP seçmeni için oy pusulasıyla karşı karşıya kalan seçmen, geçmişi ve geleceği falan düşünür ona göre oy verir. Orada MHP'nin ve CHP'nin oyları yükselebilir. Bu ayrıntıyı da söylemek gerek. Eğer karşısında ciddi bir umut ya da ışık yoksa seçmen ya sandığa gitmez ya boş basar ya da eski partisine döner. Nitekim bu yüzde 25 kararsız içerisindeki yüzde 7 AK Parti'ye gidecek gibi görünüyor. Tayyip beyin oyu AK Parti'ye göre daha yüksek. Kararsızları dağıtırsak partinin 36 Tayyip beyin 43 oranında oyu olduğunu söyleyebiliriz."

"CHP DİYARBAKIR'DAN MİLLETVEKİLİ ÇIKARABİLECEK DURUMDA"

Güneydoğu'da CHP'nin oyunun arttığını söyleyen ve bu sonuca da şaşırdığını dile getiren Görmez, "Hayatım boyunca birçok araştırma yaptım ancak böyle bir orana hiç denk gelmedim. Hatta konuyla ilgili arkadaşlarımdan da destek istedim. Araştırma sonuçlarına inanmadım hatta daha sonra test ettim. CHP şu anda Diyarbakır'dan milletvekili çıkarabilecek durumda. Şunu gördüm bu sonuçlarda da, HDP - CHP yakınlaşması gibi görünen algı, CHP'ye kısmi de olsa bir teveccüh olduğunu gördüm. Bu Antep'te de gördüm Mardin'de de Urfa'da da gördüm. Hatta buralarda İYİ Parti de oy oranını artırıyor gibi görünüyor. Tüm Güneydoğu'da AK Parti oyunu çok azaltmış ancak yüzde 25'lik bir kesim AK Parti'de durmaya devam ediyor. Orada bir değişim yok ancak HDP'den kayanlar CHP'ye oy veriyor. Batı'daki kararsıza kayma ise yaşam tercihleriyle alakalı olarak görünüyor. Seküler kesimin oyları İYİ Parti'ye yöneliyor gibi görünüyor. Benim özel hayatıma karışma olur mu olmaz mı korkusu Batı'da çok yüksek. O sebeple İzmir, Muğla ve İstanbul'un bazı semtleri CHP'ye oy veriyor."

"BU SİSTEMDE OY BÜYÜĞÜN YANINA GİDİYOR"

Muhafazakar seçmenin yönelimlerini soran Oğur'a Görmez şöyle yanıt verdi, "İsterseniz partilerin seçmen kitlesindeki karşılıklarına bakıp tersten bir cevap yürütelim. Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu'nun partisi ilk başta Doğu ve Güneydoğu muhafazakarlığında etkili olmuştu. Kurucular kurulu yapısını incelediğimde o kesimin kanaat önderlerinden oldukça önemli isimler vardı. Başlangıçta bu etkili olmuş ve Orta Anadolu'da da etkiliydi ama kamuoyunda bunun karşısına DEVA Partisi çıktı. DEVA daha çok liberal, demokrat, uluslararası sermayeye açık gruplar tarafından desteklendiğini düşünürken, Gelecek Partisi seçmenine de yürümeye başladı. AK Parti'nin buralara kaçan bir seçmeni var. Birçok araştırmada olduğu gibi bizim araştırmamızda da Gelecek'in oy oranı yüzde 1.5 gibi görünüyor. DEVA'nın biraz daha yüksek, yüzde 2.6 gibi görünüyor. Ancak bu oylar kalıcı mı bunu zaman gösterecek. Liderler seçmene kalıcılık güveni verirse bu oylar artabilir. Ancak biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde oy büyüğün yanına gidiyor. Bu anlamdaki kutuplaşmada büyükler her zaman karlı çıkar."

"ANADOLU İNSANI İKTİDARI VE GÜCÜ SEVER"

Elif Çakır'ın Gelecek ve DEVA partilerinin oy oranlarının beklendiğinin altında olmasını dile getirerek, İYİ Parti'nin neyi iyi yapıp oyunu yüksek trendde tuttuğunu diğer partilerin ise neleri yapamadığını sorması üzerine Görmez, şunları söyledi, "İYİ Parti MHP'nin yarısını aldı. Ama diğerine merkez sağdan ekleme yaptı. İYİ Parti MHP'nin devamı gibi davranmıyor. Merkez sağdan ve merkezden önemli isimler parti üyeleri arasında. Doğal olarak bunun da karşılığı ortaya çıkıyor. Babacan biraz farklı ancak Davutoğlu şuna ikna etmeli toplumu, ben AK Parti'den daha iyi yaparım yönetimi, bundan da önemlisi ben AK Parti yerine iktidar olurum demeli. 20 yıldır devlet kadrolarında memuriyet süreci var. İş alanları var. Bu insanlar şöyle düşünebilir. AK Parti gidip CHP geldiği zaman hepimiz işimizden olabiliriz diye düşünerek hareket ediyor olabilirler. AK Parti'nin ölüsü bile iktidardır diyen de bir kitle var. Bu kitle böyle düşündüğü için de alternatif aramıyor doğal olarak. Saadet AK Parti farkı da burada. Saadet ideolojik olarak yüzde 12'lik bir bloğa sahipti ancak bu kitle AK Parti'yi tercih etti. Saadeti tercih etmedi. İleride eder mi bunu bilmiyorum. Toplumumuz iktidarı, gücü sever. Partilerin iktidara yakın olmasını ister ve oyunu da ona göre kullanır. Geleneksel kültürümüzde insanımız gücü seviyor. Anadolu'nun köyündeki bir adam Ankara'da bir devlet memuru tanımak istiyor mesela. O tanıdığı olunca kendisini güçlü hissediyor. Korku ve ümit çok önemli. Halka bir ümit vermelisiniz. Ben başa geldiğimde işsizlik bitecek ve formülü de bu. Ümit vereceksiniz ancak halkın güvenmesi de önemli."

"EĞİTİMSİZLER BİZİM GİBİ EĞİTİMLİLERDEN DAHA PRAGMATİK OY VERİYOR"

Seçmenin karar verirken birçok şeyi ele aldığını dile getiren Görmez, "Toplumumuz oy verirken çok aklı başında, çok tutarlı, son derece duyarlı, son derece hesaplı ve kitaplı oy veriyor. Yani seçmen bu işi bilmiyor, eğitimsiz millet falan demeyelim. Daha ciddi bir iddiam var, tırnak içinde 'eğitimsizler' bizim gibi eğitimlilerden daha pragmatik, rasyonel ve tutarlı oy veriyorlar. Fikrinin değiştiği yüzde 25'lik bir kesim var. Kaderi de bu kitle belirliyor. Bu alan karşısında ya kendisine daha iyi bir ülke vaat edecek birini bulacak ya da AK Parti'ye gidecek. Benim şu andaki yorumlardan tahminim şu, 35-36 civarında AK Parti, 22-23 CHP, 15 İYİ Parti, 11 civarında HDP ve 8 civarında MHP. Diğerleri de diğer partilerde. Memleket Partisi hiç yok ortalarda mesela. Enteresan bir durum. Sarıgül'ün partisi de yok hiç. Ümit Özdağ'ı test edemeyiz. Saadet 1'ler civarında, BBP 0,5'ler civarında. Vatan Partisi her zamanki gibi 0,3'lerde."

Z KUŞAĞININ YÖNELİMİ CHP'YE OLACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR

Z kuşağı hakkında da araştırmalarını açıklayan Görmez, araştırmalarını şöyle açıkladı, "Araştırmalarımda bir çok Z kuşağına denk geldim. İstanbul Esenler'de bir Z kuşağı var, Mahmutpaşa'da ayakkabı tamircisi, çırağı bir Z kuşağı var, Kadıköy'de Ferrari'ye binen bir Z kuşağı var bir de bizim baz aldığımız laptopu ve akıllı telefonu olan bir Z kuşağı var. Tamam bu kuşağın ortak bir özelliği var. Çabuk bir iş yapmak istiyor, yurtdışına gitmek istiyor, emek vermeden kariyer yapmak istiyor. Bu bir ortak özellik dışında geliri 10 bin lira olan bir Z kuşağı çocuğu ile sokakta dilencilik yapan bir Z kuşağı var. Şimdi benim analizlerimde 18-24 yaş aralığı seçmen verileri var. 6 bin denekli bir çalışma bu. Burada CHP AK Parti'nin biraz önüne geçiyor. 31'e 29 diyebiliriz bu rakama da. Çünkü Z kuşağında belki biraz daha ileri gidebiliriz. Onların artık anasının babasının partisine oy verme eğilimi yok bu kuşakta. En belirgin özellikleri bu. Ailesi muhafazakar da olsa başka bir düşünce yapısına da sahip olsa kendisi bunu umursamıyor. Onlar gelecek istiyor. Onlar yurtdışı istiyor. Rastgele bir ülke de istemiyorlar. İngiltere istiyorlar, Fransa istiyorlar. O yüzden Z kuşağıyla ilgili tek bir şey söylemek çok doğru değil. CHP'ye yakınlar diyebiliriz esasen. Bunlar kararsız dağıtımda önemli aslında. Bunların arasında yüzde 30'luk bir kısmı bizim ihtiyaçlarımıza cevap verecek siyasi parti yok diyerek sandığa gitmeyi reddediyor."

"ZAMANINDAN ÖNCE SEÇİM OLACAK"

Oğur'un iktidarın oy kayıplarının nasıl yorumlanması gerektiğini sorması üzerine Görmez, "Benim net fikrim zamanından önce seçim olacak. 2021'in Kasım ayından 2022 Haziranı'na kadar olan dönem, benim seçimin olacağı olarak ön gördüğüm dönem. Sadece ekonomik kriz ya da oy kayıpları değil bunun sebebi. Bloklar arası farklı görüşmeler var. Partiler arasında başka görüşmeler var. Açılımla ilgili bazı söylentiler var. Kürt seçmende açılımla ilgili bir beklenti var. HDP seçmeninin öyle bir beklentisi yok. Zaten kendisi yerine örgüt karar veriyor. Batıdaki HDP seçmeniyle Doğudaki HDP seçmeni farklı düşünüyor. Batıdaki HDP seçmeninin arasında soldan çok oy var. Onların davranışları farklı olabilir. Komple HDP seçmeni üzerinden bunu tartışmak bu yüzden doğru olmaz. Erken seçim ya da normal genel seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan aday olacaktır. Onun teknik alt yapısı da zaten hazırlandı. Bu doğal bir sonuç bu yüzden."

GERGERLİOĞLU MİLLETVEKİLLİĞİNE DÖNMELİ

Programa başlamadan önce gündemi değerlendiren Yıldıray Oğur ve Elif Çakır, hakim ve savcı atamaları haberi üzerine konuşmaya başlayıp yapılan atamalara da atıfta bulundu. Oğur ve Çakır, 4 bine yakın hakim, savcının ihraç edilmesiyle yargıda bilgi kalitesinin de düştüğünü dile getirerek programa giriş yaptı. Atamaların meslekteki kalifiye personelin sayısını da azalttığını dile getiren Çakır, neredeyse katiplerin görev yapan birçok isimden daha fazla bilgiye sahip olduğunu söyledi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun tahliyesi hakkında da yorum yapan ikili, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararın oldukça güzel düzenlendiğini dile getirerek, Gergerlioğlu'nun milletvekilliğine dönüp dönemeyeceği konusuna değindi ve kendisine geçmiş olsun dileklerini iletti. Olayın geçmişiyle ilgili de bilgi paylaşan. Oğur, Gergerlioğlu'nun tweetle önce doktorluk görevinden daha sonra da milletvekilliğinden atıldığını söyleyerek kendisinin mağduriyetinin fazla olduğunu söyledi.

Çiftlik Bank kurucusu ve davanın sanığı Mehmet Aydın hakkında çıkarılan gizlilik kararına da değinen Çakır, "Enteresan değil mi? Açıktan çaldı ancak dava için gizlilik kararı çıktı." dedi. Kararın neden alındığını anlamlandırmaya çalışan ikili, dolandırılan isimler arasında önemli isimler mi var? Yoksa işin arkasında başka bağlantılar mı var? Diye durumu sorguladı.

Vakti zamanında kendilerini yandaş olmakla suçlayan gazetecilere yönelik şaşkınlığını gizleyemeyen Oğur, medya sektöründe var olan ve önemli gazetelerde yazanların artık siyasi kimliklerinin karmaşıklaştığını ve yazdığı gazetede nasıl içinin rahat ettiğini merak ettiğini söyledi. Çakır da konuyla ilgili olarak, "Ahlaki bir sorun tartışması yapılacaksa bu konu üzerinden, bugünkü gazete yazarlarının bugün ortaya koyduğu tavırlar asıl ahlaki sorun sebebidir." dedi.

İkili ayrıca, Marmaris’te inşa edilen ve 'Yazlık Saray' olarak bilinen Cumhurbaşkanlığı Devlet Konuk Evi’yle ilgili yerleşkenin mimarı Şefik Birkiye projenin görsellerini kendi internet sitesinden paylaşmasından sonra siteye gelen erişim engeli kararının anlamsızlığı üzerine konuştu.

Cumhuriyet gazetesinde yer alan İpek Özbey'in anketinden bahseden Çakır, ankette borcunu ödemekten korkanların oranının yüzde 34.2, borçlarımı ödeyememekten korkmuyorum diyenlerin oranının ise 10.7 olduğunu söyledi. "İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Peker'in iddialarına yanıtlarını tatmin edici buluyor musunuz?" sorusunun anket sonuçları ise şöyle, hayır diyenlerin oranı yüzde 58, evet diyenlerin oranı yüzde 24.9, değerlendirme yapacak kadar fikrim yok diyenlerin oranı ise 17.1 oldu.


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.