İktidar enflasyonu, muhalefet ise İmamoğlu’yu kontrol edemiyor

İktidar enflasyonu, muhalefet ise İmamoğlu’yu kontrol edemiyor
9.05.2022 - 05:33
DHA
677

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi tüketici enflasyonu (TÜFE) nisan itibarıyla yıllık yüzde 70’e dayandı. Üretici enflasyonu ise üç haneli yükselişini sürdürerek yüzde 121 oldu. Tüketici-üretici enflasyon makasının 50 puanı aşmış olması, gelecek aylarda enflasyon artışının süreceğinin ve kontrole almanın iyice zorlaşacağının göstergesi.

Kontrolden çıkma eğilimindeki bir başka kritik gelişme dış ticarette yaşanıyor. Ocak ayından bu yana kesintisiz şekilde devam eden yüksek tutarlı dış ticaret açığı rakamları, ilk dört ayda geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 130 oranında artışla toplamda 32,5 milyar dolara ulaştı.

Bu gidiş, iktidarın yeni ekonomik modelle döviz gelirlerini artırıp, dış ticaret açığını düşürerek cari fazla verme hedefini geçersiz kılmanın ötesinde, aynı zamanda 40 milyar dolara tırmanacak bir cari açığın ayak sesleri.

Rusya-Ukrayna savaşı turizmde öngörülen iyimser beklentileri zedelemiş durumda. Buna karşılık enflasyonun önce mart, ardından mayısta inişe geçeceğini, son olarak yılsonunda düşmeye başlayacağını öne sürerek ‘tutmayan’ tahminlerle tebessümlere neden olan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, şimdi de turizmden bu yıl 35 milyar dolarlık gelir iddiasını ortaya attı.

Tutarsız açıklamalarıyla iş insanları arasında ‘ekonomiden anlamıyor’ fısıltıları kulaktan kulağa yayılan Bakan Nebati’nin, TV komedi programı ‘Güldür Güldür Şov’da taklit edildiği skeç, tanıtımları yayınlanmasına karşın programda yer almadı. Bunun üzerine iktidarın kanal yönetimine baskı yaparak, komedi programını sansürlettiği tartışmaları alevlendi.

Ekonomide hemen her alanda ilan ettiği hedeflerdeki ciddi sapmalarla kontrolü yitirmeye doğru giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasette de Suriyeli ve diğer ülkelerden Türkiye’ye gelen milyonlarca sığınmacıya yönelik artan tepkilerin baskısı altında. İktidar medyasında bile ekonomik tablodaki ağır görüntü ve sığınmacılar konusu seçime kadar çözülemezse Erdoğan’ın ve AKP’nin büyük oy kaybına uğramasının kaçınılmaz olduğu, bu iki konunun tüm toplumsal kesimlerde iktidara tepkiyi büyüttüğü yönündeki haber ve köşe yazıları yer alıyor.

Buna karşılık, altılı masadaki ve masa dışındaki muhalefet partileri ve liderleri Erdoğan’ı ve iktidarı ciddi şekilde silkeleyecek çıkışlar yapmakta zorlanıyor. CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve Saadet Partisi liderlerini bir araya getiren altılı muhalefet masasının 28 Şubat’ta ilan ettiği Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Deklarasyonu adeta gündemden düşmüş, bir kenarda kalmış durumda.

O günden bu yana üç kez bir araya gelen altı liderin saatler süren toplantılarından toplumun beklentileri ya da sorunları için değişim içeren, heyecan yaratacak mesajlar çıkmadığı gibi, güven sorunu da aşılabilmiş değil.

Her toplantı sonrasında öne çıkan yegâne başlık muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı. Bu noktada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde uzlaşı olasılığının arttığı yönünde siyasi kulislere yansıyanlara rağmen yapılan açıklamalarda bu konunun gündeme gelmediği ısrarla vurgulanıyor. Seçim takvimi kesinleştikten sonra Cumhurbaşkanı adayının belirleneceği söylemi tekrarlanıyor.

Buna rağmen muhalefet cephesinde neredeyse her şey cumhurbaşkanı adayı başlığına endekslenmiş görünüyor. Son dönemde sığınmacılar ve Suriyeliler konusundaki sert söylemleriyle ön plana çıkmaya başlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığını ortaya atarken, muhalefet ittifakı Yavaş’ı aday göstermezse kendilerinin parti olarak 100 bin imzayla Yavaş’ı aday göstereceklerini duyurdu.

Muhalefetin adayıyla ilgili tartışmalarda en baştan itibaren ismi hep gündemde olan, tüm anketlerde Erdoğan’ın rakipleri arasındaki şansı sorgulanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu bu noktada ısrarla ‘Adayım Sayın Genel Başkanım Kılıçdaroğlu’dur’ demesine karşılık yaptığı son hamleyle hem siyaseti hem de medyayı karıştırdı.

Kendisi de Trabzonlu olan İmamoğlu, Ramazan Bayramı’nda memleketine bayram ziyareti gerekçesiyle Rize ve Trabzon’a giderek gerçekleştirdiği mitingler, toplantılar ve yaptığı açıklamalarla adaylık işaretleri verdi.  

Ziyaret boyunca kendisine sıkça sorulan sorulara yine, kendi adayının CHP lideri olduğu, aday konusunun ‘Altılı Masa’ da kararlaştırılacağı ve kendisini altılı masanın ‘neferi’ olarak gördüğü yanıtını verse de bu hamlesi ağırlıkla genel merkeze ve altılı masaya ‘adaylığımı gündeme alın’ mesajı olarak yorumlandı.

Ancak İmamoğlu Rize’de, Trabzon’da ve ziyaret ettiği ilçelerde meydanları doldurmasına, halkla kucaklaşmasına karşılık ziyarette yer alan bir grup gazeteciyle, Erdoğan’ın uçağını andıran bir fotoğraf karesinin İBB Basın Müşavirliği tarafından servis edilerek paylaşılması, İmamoğlu açısından ağır siyasi hasara yol açtığı gibi, bu hamleyi ‘astarı yüzünden pahalı’ bir kayba dönüştürdü.

İBB açıklamasında fotoğrafta yer alan altı gazeteci isim isim sayılırken, Rize-Trabzon programına katılan 30’dan fazla gazetecinin yok farz edilip ‘çok sayıda’ şeklinde ifade edilmesi, ayrıca fotoğraf karesindeki üç gazetecinin (Ertuğrul Özkök, Nagehan Alçı, Akif Beki) son döneme kadar iktidarın ve Erdoğan’ın yanında yer alan, iktidarın muhalif medyaya, gazetecilere, muhalefete dönük baskılarına, yargı gücünü siyasi amaçlı kullanarak açılan davalarla çok sayıda gazeteci, bilim insanı, siyasetçinin cezaevlerine yollanmasına destek veren isimler olması İmamoğlu’na tepkilerin çığ gibi artmasına neden oldu.

İmamoğlu, bayram programı boyunca sürekli ‘değişim’ ifadesini kullanmasına karşılık Erdoğan tarzını yansıtan bu fotoğraf karesi ve ardından bu kareye gelen tepkilere, eleştirilere gösterdiği yaklaşım siyasi kariyerini olağanüstü ölçüde zedeledi.

Kendisini eleştirenlere sert ifadelerle tepki göstererek ‘Akıllı olun’ tehdidi savuran, eleştiriler için ‘vız gelir tırıs gider’ diyerek umursamadığını, kale almadığını ilan eden İmamoğlu, daha sonra sözleri için özür dilese de ağır bir siyasi bedelle karşı karşıya.

Öyle ki, Erdoğan’ın memleketi Rize’de ve ‘kalesi’ olarak nitelendirilen Trabzon’da gösterdiği performans, gördüğü ilgi ve coşku yerine akıllarda kalan tek şey İmamoğlu’nun da ‘farklı ve yeni olmadığı, siyasi tavrının toplumdaki değişim beklentisini karşılamaktan çok, değişmesi istenen mevcutla örtüştüğü, medyaya yaklaşımının Erdoğan ve iktidarınkinden farklı olmadığı’ kanısının yaygınlaşması oldu.

CHP lideri ısrarla gündeme getirilen Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı iddialarına ‘Her ikisi de görevlerinde kalacak. Bir dönem daha belediye başkanlığını sürdürecek’ yanıtını vermesine karşılık İmamoğlu’yu kontrol edemediği de ortaya çıktı.

CHP Genel Merkezi, Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, ziyaretin bilgileri dahilinde olduğunu açıklasa da gelinen noktada bu programın ardından ortaya çıkan siyaset ve medya sarsıntısı CHP’yi de zora soktu.

Siyasi kulislerde yaygınlaşan yorumlar ise yıllardır çok bilinen bir reklam sloganı:

Kontrolsüz güç, güç değildir!

Zülfikar Doğan


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar