Hidayet Şefkatli TUKSAL
Hidayet Şefkatli TUKSAL Gazete: Serbestiyet.com

Feminizmin cennetinde 8 Mart

  • 14.03.2013 00:00

 Kadın hakları savunucuları için İsveç, feminizmin devlet eliyle sunulduğu bir cennet olarak kabul edilir. Cennet tabirini ben yakıştırdım ama kadın erkek eşitliği açısından hassas bir devlet politikasının etkin olduğu İsveç, özellikle kadınların devletten beklentileri açısından örnek ülkelerden biri durumunda. Daha önce gitmemiştim, 2013’ün 8 Mart’ını İsveç’te geçireceğimi biri söylese muhtemelen de inanmazdım ama aklıma gelmeyen bu ihtimal gerçek oldu. Tesadüfen arayıp da İsveç’te olduğumu öğrenenler, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün ekibinde olduğumu zannediyorlardı ama ben İsveç’e Anadolu Sanat ve Kültür Merkezi Derneği tarafından davet edilmiştim. Bu dernek 1973 yılından beri İsveç’te yaşayan, Gülseren Engström ve İsveçli arkadaşları tarafından kurulmuştu. Gülseren Hanım, aslen bir okul psikologu olsa da, İsveç’te daha çok gazeteci kimliğiyle tanınan bir isim. 1977’de İsveç Merkez Radyosu Türkçe Yayınlar bölümünü kuran iki gazeteciden birisi olarakMerhaba adlı programda bir çeyrek asır yapımcı olarak çalışmış, daha sonra da “Ring Svarar Vi”(Sorun, Yanıtlayayım) adlı İsveççe programın tek başına yapım ve sunuculuğunu üstlenmiş. Bunun yanı sıra, entegrasyon, proje liderliği ve ana- baba eğitimi konularında danışmanlık hizmeti vermeye, muhabirlik yapmaya, telif ve tercüme kitaplarıyla İsveç-Türkiye arasında bir aşinalık köprüsü kurmaya devam ediyor.


Garip bir konuşmacı

Bu yılın 8 Mart etkinliği olarak beni davet etmesi, kendi çevresi için sıradışı bir durum olmuş, zira İsveç’teki Türkiyeliler, hâlâ biraz kendi çevrelerine kapanık bir şekilde yaşıyor anladığım kadarıyla. Bu yüzden eski bildik ezberler kısmen gücünü koruyor. 8 martta yaptığım konuşmada, kadına yönelik şiddetin erkek egemen zihniyet ve pratiklerle ilişkisini ele alırken, Cumhuriyet modernleşmesinin bu erkek egemenliğine son vermediğine, modernleştirerek günümüze taşıdığına dikkat çektim. Bu iddiamı desteklemek üzere, mevcut resmî propagandaya rağmen kadın- erkek eşitliğinin 1926’da kabul edilen ilk Medeni Kanun’la sağlanamadığını, kadın örgütlerinin ısrarlı mücadeleleri ile ancak 2002 yılında yapılan yeni bir Medeni Kanun ile elde edilebildiğini söylediğimde, bazı kadınlar çok huzursuz oldular ve itiraz ettiler. Onlara göre daha pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar oy kullanamazken, Atatürk Türk kadınlarına seçme- seçilme hakkı vermişti çünkü. Bu resmî söylem onlar için kutsal bir ezberdi, bu yüzden İkinci Meşrutiyet’ten beri bu coğrafyada etkin bir kadın hareketi olduğunu, 1923 yılında ilk siyasi partiyi kadınların kurduğunu ancak kabul edilmediğini duymak da kendilerine iyi gelmedi ve arada çıkıp gittiler. Onlara kızamadım, çünkü bu ezber hâlâ aynı şekilde sürdürülüyor. İnanmayanlar MEB’in resmî sitesinde şu linke bakabilirler:http://www.meb.gov.tr/belirligunler/10kasim/inkilaplari/hukuk/medeni_ceza.htm


İsveç: Sükûnet, güven ve yavaşlık

İsveç’te sükûnet “elle tutulur” gibi hâkim bir duygu. 8 martta sokaklarda o güne dair belirgin bir şey fark etmedim mesela. Parlamento binasını gezerken, partilere göre ayrılmış bir oturma düzeni olmadığını ve milletvekillerinin karışık bir şekilde oturduğunu öğrendik. Bu binaya girerken, Türkiye’de neredeyse her alışveriş merkezine girerken uygulanan cihazdan geçme prosedürünün uygulanması, bana mihmandarlık eden sevgili Ümran’ a çok sıkıcı gelmişti, söylenip durdu bu eziyete.

İsveç’te tanımaktan mutluluk duyduğum Gülseren Hanım, Ulla Hanım, değerli psikolog Zafer Albayrak Bey, Ümran ve Özge Hanımların dışında, Eğitim ve Din Hizmetleri Müşaviri olarak Stockholm’de bulunan, fakülteden sınıf arkadaşım Prof. Dr. Adnan Bülent Baloğlu ve eşi Hümeyra Hanım’la karşılaşmak ise benim için bu gezinin sürprizi oldu. Erkek egemenliği ve kadın hakları sorunu ile ilgilenen nadir akademisyenlerden biri olan Baloğlu yeni çalışmalarıyla adından söz ettirecek inşallah!


htuksal@gmail.com

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar