• 7.12.2012 00:00

 2005 yılında Amerika’da ilginç bir tartışma yaşanmıştı. Tartışmanın sebebi ise Amerika’nın TRT’si diyebileceğimiz PBS televizyonunun hazırladığı Postcards from Buster adlı çizgi diziydi. DizininSugartime adlı bölümünde, tavşan karakteri bu kez liberal bir eyalet olan Vermont’a gider; oradabirbiriyle evli lezbiyen çiftin evini ziyaret eder. Ancak bazı muhafazakâr Amerikalılar kazan kaynattılar ve bu ziyarete tepki gösterdiler. Çünkü tavşanın bu ziyaretinin, çocukların kafasına farklı bir evlilik modeli sokacağını ve bunun da çocukları bozacağını düşünmüşlerdi. Amerikan devleti kanala her yıl önemli bir maddi yardım yapıyordu, bundan güç alan dönemin Bush yönetimi, PBS’e öneri tonunda kibar bir uyarıda bulunduPBS merkez yönetimi, hem devletten hem toplumdan gelen bu baskıya boyun eğdi eğmesine ama PBS’in bölgesel kanallarından biri olan WGBH, diziyi yayınlayacağını açıkladı. Bunun üzerine diğer bölgesel kanallar da aynı yayını kullanacaklarını açıkladılar.

Bu tür kazalara rağmen, PBS PBS’liğinden vazgeçmedi tabii. Nihayetinde geçmişte, gey anne babaları tanıtan Daddy &Papa gibi belgeselleri yapmış bir kanal var karşımızda. Aykırı örnekler çok, örneğinFrontline gibi bir haber programı var PBS’in... Bu program, yeri geliyor kimsenin eleştirmeye cesaret edemediği dev Amerikan şirketlerinin içyüzünü ortaya döküyor; yeri geliyor devletinin Irak’ta yaptığı haksızlıkları, yeri geliyor CIA’in Güney Amerika’da yaptığı kirli faaliyetlerini ortaya döküyor.

Konuyu dağıtmayayım, Postcard from Buster’ın başına gelenlerin daha kötüsü bizde daha geçenlerde çizgi dizi The Simpsons’ın başına geldi. Üstelik Simpson ailesinin komik maceralarını anlatan dizi,CNBC-e adlı özel bir kanalda yayınlanıyor. Yani kanal devletten yardım almıyor, dolayısıyla PBSgibi devlete hesap vermek zorunda da değil. Ancak izleyenlerin bilincinde fırtınalar koparan bu son derece yaratıcı, zeki ve eğlenceli dizi, uyarı değil, basbayağı para cezasına aldı. Cezayı yazan ise bir devlet kurumu olan RTÜK... RTÜK üyeleri rollerini o kadar abartmışlar ki Ortaçağ’daki engizisyon mahkemeleri gibi büyük kararlar almışlar: Dizinin dinî değerleri aşağıladığını düşünmüşler, dizide Tanrı şeytandan emir alıyormuş... Oysa diziye halk tabanında ses çıkaran olmadı, basında kimse bu yönüyle eleştirmedi, ayrıca niye tepki olsun ki isteyen izlediği kanalı değiştirir, mesela TRT Çocukizleyebilir... Kimse The Simpsons’ı silah zoruyla izletmiyor. Bir başka nokta şu: kanal yönetimi bundan böyle muhtemelen zarara uğramamak için The Simsons dizisinde riskli gördükleri bölümleri sansürleyecek, ne olacak, dizi sakatlanacak, yarım yamalak olacak...


RTÜK üyeleri, bu tür kararlarla Türkiye’deki yaratıcı zekâyı ipotek altına alıyorlar aslında.
 Koruyayım derken, halkın zekâsını küçümseyen adımlar atıyorlar. Neyse, bu alakasızlıklar evreninde konuyu alakasız bir soruyla bitireyim: RTÜK üyeleri, o lezbiyen çiftin evine ayak basar mıydı?


Çamlıca’ya cami yapılmasın

Herkes Çamlıca’ya cami projesinin mimarisini tartıştı... Ancak muhafazakârların sorgulamadığı, Alevilerin utangaçlık gösterip müdahale etmediği, entelektüellerin ise pek bulaşmak istemediği bir nokta var, o da şu: Müslüman olmayanların, Alevilerin ve dindar olmayanların da vergilendirildiği bir ülkede, devlet eliyle sadece Sünni Müslümanlar için bir ibadethane yapılmasının doğurduğu adaletsizliği... AK Parti yörüngesinde yer alanlar, bir yandan Kemalist laikliğe burun kıvırıyor; yani devletin dinî hayatı yönlendirmesine, yani din ile devlet işlerinin aslında ayrışmamış olmasına... Öte yandan burun kıvırdıkları sistemin suyunu çıkarıyorlar.



[email protected]

twitter.com/ hidirgevis