• 26.12.2012 00:00

 

Ecdadımız bize ne bıraktı

Geçen yaz Berlin’de karşılaştığım Mısırlı bir gazeteci arkadaşım şöyle demişti: “Siz Türkler ne tuhafsınız, İstanbul gibi tarihî bir kente sahipsiniz ama tarih namına pek bir şey bırakmamışsınız, bakın bize, geçmiş dimdik ayakta.” Gerçekten de öyle... Gidenler bilir, eskiKahire’de, bizdeki Pera Palas binasını ya da Mısır Apartmanı’nı estetik olarak çok geride bırakacak bir değil, on değil, onbinlerce yapı var... Hiç birine dokunmamışlar, bozmamışlar...

Barselona’yı gezerken ister istemez bu kenti İstanbul ile kıyasladım. Aklıma Mısırlı arkadaşımın o sözü düştü ve kendi kendime sordum: İstanbul dünyanın en yaşlı kentlerinden, geçmişte büyük ekonomik zenginlik de gördü, peki o tarihten, o zenginlikten ne kaldı? Barselona’ya bakın, tarihten şimdiki zamana ne çok şey kalmış. Yandaki resimde gördüğünüz güzellikte binaların sayısı bir değil on değil onbincelerce...

Geçmiş kuşaklardan kalan bu muhteşem güzellikteki mimari, yeni kuşaklar için büyük bir servet. Bu servete sahip olmak için bir evinizin olması gerekmiyor. Örneğin 2010 yılında 7,3 milyon kişi kenti ziyaret etmiş. Dolayısıyla bunun yarattığı ekonomik pastadan mülklüsü de mülksüzü de bir pay alıyor. Yani Barselonalıların ecdatları geçindi gitti ama bıraktıkları yapılar daha kimbilir kaç kuşak onlara ekmek yedirecek. İşte bu noktada ister istemez soruyorum;Osmanlı’nın onca şaşaasından İstanbul’a, ne kaldı: çadır görünümlü bir Topkapı sarayı, birkaç cami ve ahşap evler... Kalanlara da kıymet vermiyor, hoyratça davranıyoruz... Bir örnek: İstanbul Cankurtaran’daki surlarının üzerinde belediye lokantası var... Gerekçe ise şu: “Halkımızın rahat bir nefes alıp, huzurla tarihini koklaması...” Sahiden de tuhafız...


» Kendimi ihbar ediyorum; kilisede mum yaktım

Hayatımda hiç hedef gösterilmedim, belki bu da başıma gelir diye Barselona’nın ünlü Saint Eulalia Katedrali’ne girdim ve mum yakıp, sevdiklerim ve kendim için dua ettim. Sonra da kendimi değil ama katedralin resmini twitter’da yayınladım. Ancak kaç gün oldu henüz hiçbir yerde, “Müslüman gazeteci kilisede dua ederken yakalandı” gibi bir haber görmedim. Belki de Alevi olduğum için yeterince Müslüman sayılmıyorumdur... Sonuçta hayatımdaki tekdüzeliği yine yenemedim...

Neyse şakayı geçelim... Size bu katedralin mumlarından söz edeyim, çünkü bu mumlar bildiğiniz gibi değil, hepsi elektronik... Alttaki kutuya bozuk para atıyorsunuz ve attığınız para ölçüsünde mum yanıyor... Ziyaretçisi bu kadar çok olan bir yerde gerçek mumların yaratacağı kirliliği ve ekonomik kaybı düşündüğünüzde, elektronik mum çok iyi fikir aslında...


» Akbille çalışan bisikletler

Barselona trafiğini kurtaran çözümlerden biri de belediyenin bisiklete yaptığı yatırım. Bu sistemi Montreal’de de görmüştüm, başka dünya kentlerinde de... Resimde gördüğünüz bisikletlerin hepsi kamu malı. Kentin her mahallesinde, belli başlı noktalarda park alanları var. Belediyeden bizdeki aylık akbil gibi bir kart alıyorsunuz, bisikletinize binip, istediğiniz yere gidiyor ve oradaki park alanına bırakıyorsunuz, ihtiyacınız olduğunda tekrar alabiliyorsunuz. Böylece hem bisiklete sahip olarak parkıdır şusudur busudur uğraşmıyorsunuz hem de bisiklet âtıl kalmıyor, herkes kullanıyor.


» Çamlıca’ya değil varoşlara Sagrada Familia’yı dikmek

Barselona’nın en önemli tarihî yapılarından biri de Katolik kilisesi Sagrada Familia... Mimarı Barselonalı Katalon Antoni Gaudi... Resimde gördüğünüz gibi düş gücünü zorlayan, dâhice bir mimari... Son derece kendine özgü olan bu yapının inşaatı hâlâ devam ediyor, yapı UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer alıyor. Barselona’ya gelen turistlerin ilk ziyaret ettikleri mekânlardan biri... Hani diyorum İstanbul’a milliyeti önemli değil, başarılı bir mimara postmodern bir (bütün inançlara hitap eden) ibadethane projesi hazırlatılamaz mı... Bu yapı, Çamlıca gibi yeşil bir alanı yok ederek değil,İstanbul’un en yoksul semtlerinden birinde kötü binalar satın alınarak, açılacak alan üzerinde inşa edilebilir. Böylece projenin sadece inananlara değil, o semte ve İstanbul’a da bir faydası olur... Üstüne üstlük bize “ne hoşgörülü bir toplummuş” derler, fena mı...


» Alışveriş objesi

Christmas arifesinde Barselona’da her yer tıklım tıklımdı. New York’ta 5. Cadde neyse burada daPasseig de Gracia biraz öyle... İşte bu cadde üzerindeki bir mağazada rastladığım sevimli hediyelik eşya: kazak giydirilmiş bir demlik...



[email protected]

twitter.com/ hidirgevis