• 1.02.2013 00:00

 “Hayatın en hüzünlü ânı... mevsimine kapıldığın kişinin, bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını, anladığın andır. Bırak gitsin, bırak git.”

Ünlü Rus şairi Mayakovski’ye, bu etkileyici dizleri yazdırtan karşılıksız bir aşktı belki de... Çok sevdiğin biri var ve sen, bir şekilde onun hayatına girmeye çalışıyorsun. Amacın, onunla farklı bir ilişki biçimi geliştirmek, heyecan verici bir mutluluk yaşamak. Gel gör ki zaman içinde onun seni sevmediğini anlıyorsun. Buna rağmen hâlâ onun evreninden çıkamıyorsun. Atom parçacıkları gibi patlayarak çoğalan duyguların yarattığı uğultu, doğru kararlar vermeni engelliyor. Süreç uzuyor. Uzadıkça da bütün bu onunla olma çabaları mutsuzluk vermeye başlıyor... Ve bir gün anlıyorsun ki bu iş olabilecek gibi değil. Kabulleniyorsun ve çekiliyorsun, bunu yaparken onun gitmesine de engel olmaktan vazgeçiyorsun.

Mayakovski’nin dizeleri, bizim gibi ülkelerde birey-devlet ilişkisini anlamak için de çok açıklayıcı aslında. Kim olursa olsun vatandaşını ötekileştiren bir devletle, onun bahçesi içinde bir türlü kendi benliğiyle varolamayan vatandaşın trajik ilişkisi... Ancak burada vatandaşın çekip gitme lüksü de yok. Gitsen, nereye gideceksin.


Kendi öz yurdunda ötekileşen insanlar, devletin koyduğu vatandaşlık tarifine ya körü körüne bir teslimiyet gösterdi
, ya devletten nefret etti ve bunun doğurduğu öfkeyle devleti dönüştürme çabasına girdi veya devletten tümden ümidini kesip, bir devrime soyunarak alternatif bir devlet kurmaya meyillendi; PKK ve silahlı Marksist grupların yaptığı gibi...


Yeni bir milliyetçilik tarifi lazım

Vatandaş-devlet ilişkisinde kriz yaratan, başa bela olan ve ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren aslında mevcut milliyetçilik anlayışıydı. Oysa iyi dizayn edildiğinde, iyi kullanıldığında çok da işe yarayan bir kavramdır milliyetçilik. Bir spor salonunda çalışırken, sizi coşturan müzik gibi... Bir futbol takımını başarıya ulaştıran ortak hedefler gibi... Bütünleştiren, motive eden, güçlü kılan, psikolojik bir konfor ve güven sağlayan, herkesi içine alan birleştirici bir ortak ruh...


Bu öyle bir ruh olmalı ki kimse onu sahiplenmekten rahatsız olmamalı. 
Ancak bizdeki anlamda bir milliyetçilik kara bir milliyetçilik oldu. Gönüllülük esasına değil, zorlamaya dayanan, vatandaşı olduğu gibi kabul etmeyen... Bu nedenle korku ve ceza ekseninde gidip gelen, negatif bir eski yüzyıl milliyetçiliğiydi bizdeki.

Durum böyleyken, gerçekçi olmak lazım... Başörtü taktığı için bir kuruma işe alınmayan genç bir kız ülkesini ne kadar sevebilir... Fikirlerini özgürce ifade edemeyen bir öğrenci ülkesini ne kadar sevebilir... Sürekli kendi kimliği konusunda başkalarını ikna etme yorgunluğuna düşen bir Kürt ülkesini ne kadar sevebilir... Duaya gittiği cemevi ibadethane olarak tanınmayan bir Alevi, ülkesini ne kadar sevebilir... Kadın partneriyle resmî birliktelik hakkı olmayan lezbiyen bir kadın ülkesini ne kadar sevebilir...


MHP’nin tekelinden çıkarılmalı

Bu nedenle, milliyetçilik bugün MHP’nin tekeline bırakılmayacak kadar stratejik bir kavram. Ülke sevgisini canlandırmak ve toplumu ortak hedeflerde motive etmek için milliyetçiliğin tarifini yeniden yapmamız gerekiyor belki de. Hele şu günlerde... Yeni bir milliyetçiliğin tarifini yaparken de nostaljinin karanlık ve hıçkırıklı mağarasında volta atmaktan kaçınmak lazım. Geçmişten gelen anlamı bozulmuş, yoruma açık garip simgeler ve semboller de bu tarifin içine dâhil edilmemeli. Bu ülkede her grubun kendi özgün kültürü ama bir de ortak yarattığımız bir kültür var, işte orada durabiliriz.

Yeni Türkiye milliyetçiliği, bireyin kutsallığını esas alan, evrensel değerler üzerinde şekillendirilmeli. Her şeyin en iyisini sadece siyasi konforu yerinde olan Batılı bireyler değil, biz Türkiyeliler de hak ediyoruz... Bakınız, kendi Berlin duvarımızı yıkıp dünyaya açıldık. Ortadoğu, Afrika.. ilerliyoruz... Bu global açılımın başarılı olması için etnik, dinî ve cinsel kimlikler ile bireysel tercih ve yönelimlere müdahaleyi aklının ucundan geçirmeyen, onların varlığı üzerinde tartışmayı bile ayıp sayan bir anlayışla örülmeli yeni milliyetçilik.



[email protected]

twitter.com/ hidirgevis