• 20.03.2013 00:00

 Bizim kültürde, sözcüklere ve nesnelere, mevcut anlamlarından farklı anlamlar yüklenir... Sözcük sözcüklükten çıkar, misyon sahibi olur, sembolleşir ve ideolojik bir turnusol kâğıdına dönüşür.

Bir sözcük için cinayet işleyen insanlar da görürüz... Bir sözcük için hapse atan rejimler de gördük geçmişte... Bir örtüden korkan insanlar da...

Amerika’dan ilk döndüğümde kafamı en çok karıştıran, beni zaman zaman olmadık yerde, zor duruma düşüren şeylerden biri; bazı kısaltmaların okunuş biçimiydi... Nasıl okuduğunuz sizin o sözcüğün taşıdığı manayı veya temsil ettiği organizasyonu onaylayıp onaylamadığınızı da gösteriyordu. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni Akepe okursanız niyetinizin farklı, AK Parti okunursanız niyetinizin farklı olduğu düşünülüyordu...

PKK söz konusu olduğunda ise Pekaka okuduğunuz vakit onaylamayan, Pekeke okuduğunuz vakit onaylayan biri olduğunuz düşünülüyordu.

Türkiye’deki siyasi ve sosyal kültüre dair bu minik detayları idrak etmem kolay olmadı ama zor da olmadı.

Şimdilerde ise Newroz sözcüğü bana zor anlar yaşatıyor.

Newroz kutlamaları Kürtlerle birlikte hayatımıza girdi; ölümler, kavgalar, yaralanmalar, kırılganlıklar, üzüntüler ve yasaklarla kutlana kutlana bugünlere geldik. Artık barış içinde kutlanıyor, ne güzel...

Dolayısıyla bahar bayramı kutlamak, Kürtçe yazılışıyla Newroz olarak girdi hayatımıza. Hani kâğıt mendili selpak olarak, margarini sana yağı olarak bilmemiz gibi... İlk ürünün adı, o ürünün kendisinin adına dönüşüyor. Newroz’u da ilk Kürtler hayatımıza soktu; hâlâ da en canla başla ve en kitlesel katılımlı biçimde onlar kutluyor... Ancak medya bütün bunları haber diline aktarırken Nevruz diyor.

Bu konuda gerçekten mizahi durumlar da yaşanıyor. Önceki gün İmralı’ya giden heyet, dönmüş, Demirtaş, kameralar karşısında Öcalan’ın mesajını okuyor. Videoyu izleyince, Demirtaş, “Newroz” diyor, ancak haberin gazeteciler tarafından yazılı metne dönüştürülmüş hâlinde, Demirtaş “Nevruz” diyor...

Hadi bakalım, çıkın işin içinden çıkabilirseniz. Ne olacak şimdi? Nevruz mu Newroz mu, karar verelim bir... Bu ikilemle yaşanmaz ki canım...

Önceki akşam dayanamadım ve Twitter’da kezbanca sordum: Arkadaşlar Nevruz mu Newroz mu diye.

Takipçilerim sağolsun beni aydınlatıyorlar:


@tabip“Türkçe Kürtçe karşık olsun, Yeniroj olsun...” derken, Büyükelçi Ali Rıza Çolak,“İlkbahar’a ne olmuş? Hani daha çok insana hitap eder” yorumunu yaptı. Ben de üstüne ekledim, “Acaba Spring mi (İngilizcede bahar anlamına geliyor) desek”. İngiltere’de yaşayan ve çatışma çözümü konusunda uzman olan akademisyen Alp Özerdem’e sordum. Onun yorumu ise şu oldu: “Kardeslik içinde kutlandıktan sonra adı neden muhim olsun ki!” Yeni Özgür Politikayazarı ‏@suatbozkus“en iyisi herkes kendi diline göre yazsında bu sorun bitsin” dedi ve ekledi: “Eskiden Farsçası da Kürtçesi de Türkçesi de bir yazılırdı: Arap harfleriyle nun-vav-re-vav.” @spartacusburada buna yakın bir yorum yaptı: “kutlayanlar ne diyorsa ki sanırım newroz diyor. tartışılacak bi şey yok.” ‏@setenayyy meseleyi iyice çetrefilleştirdi:“Esad ile Esed’i halledemedik daha!” dedi. @ihsantut“Kelimelerle boğuşacak kadar küçülmeye gerek var mı? Alanlarda sahiplenen ve kutlayanlarındır telafuz da onlara ait”diye çıkışınca, televizyoncu @IsinElicin şu tweeti attı: “î ile i arasindaki farki bilip gozetecek kadar ozenince w v u ve o icin de konusma hakki buluyoruz ‘kuculmek’ pahasina.” ... Stargazetesi internet müdürü @mnyukselir’in tweeti ise şöyleydi: “Sıkıntı yok hem Newroz hem nevruz demenin hiç bir zararı yok. Yeter ki ötekini yok saymayın.”

Yani bana göre Twitter’daki takipçilerim arasından da çözüm çıkmadı.

Gazetelere bakıyorsunuz, Taraf ve Birgün Newroz diyor. ZamanYeni ŞafakHürriyetSabah,MilliyetVatan.. hepsi Nevruz diyor. Köşe yazarları faklı ama. Ahmet Hakan Twitter’dan Newroz Piroz be tweeti atıyor. Hilâl Kaplan her ikisini de aralarına kesme işareti koyup yan yana kullanıyor.Sevilay Yükselir ve Amberin Zaman Newroz diyor.

Aman yeter, fazla uzatmayayım, yoruldum zaten, aşağıda iki minik yazı daha var, sonra bana eyvallah...


Newroz olimpiyatları ateşi

Kürtler işi iyice ilerletmişler; Newroz ateşi bu kez olimpiyatlardakine benzer bir meşale üzerinde yakıldı... Meşaleyi Selahattin Demirtaş tutuşturdu ama meşale üzerinde olimpiyatlardakinden farklı olarak meşe odunu yakıldı. Aslında daha iyi; organik bir ateş olmuş, sıcacık...

Hatta olimpiyat komitesine de öneresim var; odun yaksınlar, ancak endişe de etmiyor değilim, ya stadyum tutuşursa diye... Öyle ya, o meşalenin etrafındaki BDP’lilerin hâllerini aklınıza getirin, hepsi sıçrayan köz parçacıklarından kendilerini zor koruyor gibiydiler...


Off Broadway off off Broadway

New York’a gidenlerin hedeflerinden biri de ne yapıp edip bir Broadway oyunu izleyip öyle dönmektir. Kentin belli bir bölgesine öbeklenmiş büyük salonlarda oynanan bu oyunlar, pahalı prodüksiyonlardır, biletleri de pahalıdır. Ancak onların etraflarında, yani biraz batıya, biraz daha aşağıya, downtown’a inen hatta yer alan salonlarda ise düşük bütçeli oyunlar sergilenir. Seyirci kapasitesi 100 ile 400 kişi arasındaki salonlar için off Broadway tabiri kullanılır. 100’ün altına indi mi, bu tabirin yerini off off Broadway alır. Buralarda sergilenen oyunları hiç küçümsemeyin, bileti ucuz ama çoğu zaman daha lezzetli, daha eğlenceli, daha yaratıcı ve daha izlenir oyunlar sergilenir bu salonlarda.

Aslında İstanbul’da da buna yakın bir sistem var gibi, ya da yok mu?.. Birden emin olamadım... Bari şöyle söyleyeyim, eski AKM ve Taksim Sahnesi’nde oynanan devlet destekli büyük yapımları düşünün, sonra Beyoğlu- Halaskârgazi Caddesi- Şişli hattında yer alan irili ufaklı tiyatroları... Bunlardan birine geçenlerde gittim, Beyoğlu Sineması’nın olduğu pasajda yer alan Maya Cüneyt Türel Sahnesi’ne. Oyunun adı: Biz Küçükken Babamla Oyunlar Oynardık. BGST Tiyatro Boğaziçi’nin sergilediği oyunu, henüz 25 yaşında olan Can Merdan Doğan yazmış, tecrübeli oyuncular Ayşe SelenCüneyt Yalaz ve Metin Göksel de oynuyor. Gidin, fuayesinde oturup kahve içmek, arkadaşlarla sohbet etmek ve o minik, sevimli salonda oyun izlemek çok keyifli.



[email protected]

twitter.com/ hidirgevis