• 12.04.2013 00:00

 İnternette necrometrics adlı bir site var. Yani ceset sayıcı. Bu sitede tarih boyunca farklı coğrafyalarda meydana gelen savaşlarda kaç kişinin öldüğünü saymışlar. Farklı kaynaklardan farklı veriler kullanmışlar. 1928-1937 yılları arasındaki Çin İç Savaşı’nda beş milyon insan ölmüş. 1950-1953’teki Kore Savaşı’nda üç milyon insan... 1998 Kongo Kinshasa’da üç milyon 800 bininsan... 1983-2005’te Sudan’da bir milyon 900 bin insan... Ve 1965-1973’deki Vietnam Savaşı’nda bir milyon 700 bin insan ölmüş... Daha pek çok savaş ve milyonlarca ölü...

İnsan bir tuhaf oluyor. Bu insanlar bir zamanlar yaşıyorlardı, şimdi ise sadece birer rakamdan ibaretler; 1, 2, 10, 200, 1000, ...

17. yüzyıl, 18. yüzyıl, 19. yüzyıl, 20. yüzyıl derken 21. yüzyıldayız. İnsanlar, özellikle de gençler, savaşlarda ölmeye devam ediyor... Her gün başka bir yerde başka bir genç, bir rakama dönüşüyor.

Ölenlere kimse hayatını geri veremiyor, hiçbir pişmanlık da gidenleri geri getirmiyor, giden gidiyor.

Bizde pisipisine 30 yıldan fazla süren bir iç savaş yaşandı. 40 bin insanın öldüğü söyleniyor bu savaşta. Belki daha da fazla... Ölenlerin çoğu genç...

Bu gençler ekonomik ve politik çıkarları uğruna birbirine düşen iki devlet arasında yaşanan savaşta ölmediler. Kendi içimizde yaşanan bir savaşta öldüler. Ve bu savaş eski devlet zihniyenin inatçılığı, kompleksleri, kaprisleri, tuhaf inanışları nedeniyle bir türlü sonlanmadı. Şimdi sonlanıyor. Ve o gençleri öldüren zihniyetin kendisi bu kez mezara gömülüyor. Cehenneme kadar da yolu var...

Yeni ve demokratik bir Türkiye inşa edilirken, ölen gençleri düşünelim... Onların elinden aldığımız hayatlarını, ölme ânında çektikleri acıları, o an zihinlerinden kayan görüntüleri, çocukluklarını, arkadaşlarıyla attıkları kahkahaları, güneşli bir yaz günü denizde yüzüşlerini, annelerini, silah seslerini, endişeli bekleyişlerini, onları vuran kurşunu ve sevenlerinin üzüntülerini...

Ve yitip giden onca hayatı tekrar kendimize hatırlatmak için Semih Fırıncıoğlu’nun aşağıdaki önerisine kulak verin. Şimdi ben aradan çekiliyorum ve sizi Semih’le başbaşa bırakıyorum.


Yabancılaşma efekti


Birkaç haftadır Hıdır’a benden istediği biçimde kısa New York ve Amerika yazıları gönderiyorum, o da köşesinde yayımlıyor. Şimdi, izin verirse, bir seferliğine konu değiştireceğim ve şu “Türk-Kürt savaşı tamam mı, devam mı?” konusunda, genellikle “aykırı” bulunan türden sanat işleriyle uğraşan biri olarak bir şeyler önereceğim.


Bu diyeceklerimi, başta halkı barışa ikna etmek üzere dolaşmaya çıkacak Âkiller olmak üzere, her aklı yatan icra edebilir (fikrin benden çıktığını söylemelerine de gerek yok):

33 saat


Ortalık bir yere bir mikrofon koysunlar ve içlerinden biri başlasın birer birer saymayao yorulunca bir diğeri devralsın. 40.000’e kadar. Her üç saniyede bir sayı seslendirseler (ki, “yirmi dokuz bin dokuz yüz seksen iki” gibi bir sayıyı sığdırmak zor), yani, hiç aksatmadan dakikada yirmi sayı hızında sayabilseler, işlem 33 saatten fazla sürecektir. Bir sabah saat 9:00’da başlasalar, ertesi gün akşam 18:00’de ancak bitirebilecekler. Görsel-işitsel efektlerle falan işi sulandırmasınlar; yalnızca söylenen her sayının otuz yıldır süren savaşta, büyük çoğunluğu gencecik yaşında ölüp gitmiş bir insana karşılık geldiğini bildirsinler, yeter.

32 kilometre

Ya da her cesede karşılık bir adım atarak, hiç durmadan, 40.000 adımlık bir yürüyüş yapsınlar. Ortalama bir adımın 78 santimetre olduğu söyleniyor: yaklaşık 32 kilometre yol eder. 15-20 kilometreden sonra yürüyenlerin hâli canlı yayında gösterilebilir: “bir ceset daha, bir ceset daha...”

400 sayfa

Ya da 40.000 sayıyı her sayfaya 50 satır gelecek biçimde alt alta sıralasınlar (sayı yerine çocukların adlarını yazsalar daha iyi olur ama bulabileceklerini sanmıyorum) ve kâğıtlara arkalı önlü bassınlar:400 sayfalık kitap eder.


Soyut lâf kalabalığının en bariz, en basit gerçekliği görünmez kıldığı, “en az kırk bin” deyip geçildiği dönemlerde, bu türden yabancılaşma karşıtı “hatırlatmalar” son derece yararlı olabilir.

*

Not: Semih Fırıncıoğlu’nun kişisel websayfası: http://isteyenokusun.com/


[email protected]

twitter.com/ hidirgevis