• 28.04.2013 00:00

 

O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı

PKK’nın Kandil’de yaptığı basın toplantısı siyasi içeriğinin yanı sıra önemli bir imaj ve marketing başarısıydı da. İsterseniz Murat Karayılan’dan başlayalım. Obama tarzı bir sivil siyasetçi rahatlığı sergiledi. Suyu bardaktan değil, pet şişeden içti... Karşısında gazetecileri gördüğünde sadece gülümsemiyor, gözlerinin içi gülüyordu, sevinci samimiydi... Beden dilinden okunabilecek başka bir şey de gergin değil, son derece rahat ve pozitif oluşuydu

Murat Karayılan’ın bir yanına bir kadın diğer yanına ise bir erkek yöneticiyi alması, PKK’nın kadın-erkek eşitliği konusundaki hassasiyetini vurguluyordu. Bunun dışında seçilen kişilerin fiziki özellikleri de belli bir mesajı besliyor gibiydi. Örneğin basın toplantısı sırasında Karayılan’ın sağ yanında duran ve Suriye Kürtlerinden olduğu söylenen PKK yöneticilerinden hanımefendiJulianne Moore gibi sofistike Hollywood yüzlerine rakip olabilecek bir yüze sahip. Beden dilinden çıkardığım sonuçlar ise şu: Merkel’in kararlılığına, Angelina Jolie’nin cazibesi ve duruluğunaMartha Stewart’ın anaçlığını ve Putin’in özgüvenine sahip...

Basın toplantısında Karayılan’ın sol yanında duran erkek yönetici ise cüsseli ve giydiği kıyafetin içini dolduran güçlü bir erkek imajı çiziyor. Irk olarak kafamızdaki klişe Kürt tipolojisinden daha çok, Anglosakson kökenli birini andırıyor... Bu anlamda Avrupa ülkelerinden gelen gazetecilerin de Batılı beyaz adam kompleksine sahip Türkiyeli gazetecilerin de etkilenebileceği bir erkek... Ayrıca bu PKK yöneticisi, dağda taşta elinde silahıyla savaşmış birinden çok, Birleşmiş Milletler’in New York’taki genel merkezindeki koltuğundan kalkıp Kandil’e gelmiş bir adam gibi duruyor...

Sonuç olarak Karayılan, barış süreci ruhuna denk düşen bir PKK ve PKK’lı imajı çizdi... Bu konuda da çok başarılıydı...


Twitter’da yolsuzluk

Türkiye’de Twitter kullanıcı sayısı hızla artıyor. Şubat ayında 10 milyona yaklaşmıştı. Bu yükselişin önemli bir nedeni de Televizyon kanallarının Twitter hesaplarını hem bir kaynak olarak hem de seyirci reaksiyonunu ölçmek için kullanmaları.

Bu durumda Twitter kullanıcıları için takipçi sayısı önem kazanmaya başladı. Gerçi sizin takipçi sayınızın çok olması sizin Twitter’da etkili olduğunuz anlamına gelmiyor. Ancak göz boyamak için çok önemli... Çok takipçiniz olursa, reklam şirketleriyle anlaşır ve paralı tweet atabilirsiniz. Bir reklam tweet’ini bin liraya atan Türkçe hesaplar var. Kim Kardashian’ın bir reklam tweet’ini 10 bin dolara attığı söyleniyor.

Bu durumda özellikle ünlüler arasında bir yarış var: Kimin takipçisi daha fazla... Gülben Ergen,Hülya AvşarDemet Akalın ve Cem Yılmaz’ın hesapları arasında ciddi bir meydan savaşları yaşanıyor. Çünkü bu işte iyi para var. Sadece paralı tweet alma konusunda değil. TV programları ve reklam sektöründen iş alma konusunda da önemli. Bakın Twitter’a benim hayranlarım işte bu kadar çok, tirajımız Zaman gazetesinden bile fazla diyebiliyorlar.

Ancak bu noktada Twitter’da ciddi bir skandal sözkonusu. O da sahte takipçiler...

İster 17 milyonun üzerinde takipçiye sahip Kim Kardashian’ın hesabına gidin ister Demet Akalın’a isterse Murat Boz’a... Bu isimlerin Twitter’daki takipçilerinin yarıdan fazlası sahte. Yani gerçekte var olmayan, robot hesaplar.

Eğer fazla takipçiye sahip olmak istiyorsanız bunun için hem Türkiye’de hem de dışarıda şirketler var. Çok az paraya size robot takipçi sağlıyorlar.

Ancak burada çok ciddi bir etik sorun var. Bu, sahtekârlık mı değil mi... Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek nedir, cevabını siz verin...

Demet Akalın hesabına girin bir... Takipçilerin yarıdan fazlası yumurta resimli sahte hesaplar. Bunlarından birini seçin... Ben Savaş Kılıç (@savasklc33 ) adlı takipçiyi seçtim. Savaş bey hiç tweet yazmamış. Toplam 10 kişiyi takip ediyor, hepsi de ünlü. Kimler mi: BenegüJustin Timberlake,Justin BieberDemir DemirkanFenerbahçe SK, NTV SPORYılmaz Erdoğan... Savaşı takip eden sadece üç kişi var ikisi İspanyolca tweet atıyor. Yani İspanyolca tweet atan biri hiç tweet atmayan bir Türk ismi neden takip ediyor. Çünkü hepsi yaratılmış sahte hesaplar.

O yüzden ben sahte takipçi satın almış hesapları takip etmiyorum çünkü kendimi aptal gibi hissetmek istemiyorum...


***


Kadının soyadı var


» Semih Fırıncıoğlu- (New York)- 
İnanmazsanız inanmayın ama ben ta çocukluğumda bile kadınların evlenince kocalarının soyadını almasını tuhaf bulurdum, büyüdükçe de yalnızca tuhaf değil, yanlış olduğuna da karar getirdim. Ama toplum baskısının gücü ve onun uzantısı birtakım bürokratik zorlukların da her zaman için farkındaydım. Öyle ki, zamanında ben de Türkiye’de bir evlenip boşanma geçirdim, eşimin kendince bir kimliği ve mis gibi altı harflik soyadı varken benim hiçbir yere sığmaz soyadımı almasını saçma bulduğumu söyleyince, her iki taraftaki akrabadan da işitmediğim azar kalmamıştı.

Ondan sonra New York’ta oturmaya başladığım 80’ler ve 90’larda ABD’de benim kafama uygun gelişmeler oldu, kadın hakları savunucularının baskısıyla yasalar kendi soyadını kullanan evli kadınların bürokratik sorunlar yaşamaması için değiştirildi. 90’larda evlenince soyadını değiştirmeyen kadın oranının yüzde 25’e yaklaştığını biliyordum.

Geçenlerde bu konuda bir yazı okurken bu oranın 2000’lerde yüzde 18’e düşmüş olduğunu gördüm ve şaşırıp nedenlerini araştırmaya çalıştım. Durumu bazıları ABD’nin konservatifleşmesiyle, bazıları feminizmin güç yitirmesiyle, bazıları da kadınların artık böyle şeyleri dert edinmeyecek kadar bağımsızlaşmış olmasıyla açıklıyor. Ancak, konuyu araştırırken, birtakım başka istatistiklere de rastladım (ve, pardon, içime su serpildi):

ABD’de evlenmeden birlikte yaşayan çift oranı 2010’da yüzde 12 olmuş (on yılda yüzde 25 artmış). Bundan dört yıl önce yapılan resmî bir araştırmada, birlikte oturan 30-44 yaşlarındaki çiftlerin sayısının on yılda ikiye katlanmış olduğu ortaya çıkmış. Artık eyaletlerin büyük çoğunluğunda evli olmayan ama bir evi ve gelirlerini paylaşan çiftlerin birbirlerinin sağlık sigortasından yararlanabilmesi, birinin vergi beyanında ötekini bakımından sorumlu olduğu kişi gösterebilmesi, birlikte konut kredisi alabilmeleri, vb. yasalaşmış durumda. Çocuklar açısından da yasal bir sorun yok. Özetle, evlenen kadın soyadını tutsun mu, değiştirsin mi konusunu rafa kaldıran birtakım köklü değişimler oluyor buralarda, haber vereyim dedim.



[email protected]

twitter.com/hidirgevis