• 12.05.2013 00:00

 

Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, geçenlerdeşöyle bir laf etti: “Bizim dedelerimiz ‘biz ne Türk ne Kürt’üz Alevi’yiz’ derler. Aleviler bir ulustur.”

Aygün’ün bu sözünün ardından asık suratlı tartışmalar başladı. Ahmet Kahraman dedi ki: Bugün yeryüzünde, dinî inancını soy, mensubiyet sayan başka kimse yok. Alevilerin kutsal kişisi Ali’nin bile bir ‘ulusu’ vardı ve bu Alevilik değildir. O bir Arap’tı, çünkü.”

Tabii ki bir mezhebin mensuplarını ayrı bir ulus olarak değerlendirmek doğru değil. Amerika’da Hıristiyanlığın tonca mezhebi var. Bu mezheplerin çoğunun birbirleriyle benzerliği o kadar az ki... Kiliseden kiliseye bile bazı şeyler fark gösteriyor. Siyahların kiliselerine gidin, orada her şey çok daha farklı. Ancak hepsi Hıristiyanlık inanışından türemiştir. Hepsi “biz Amerikan ulusuyuz” diyor. Hüseyin Aygün, Dersim Alevilerinin Sünni Türkler ve Sünni Kürtlerle benzerliklerden çok benzemezliklerden yola çıkmış... Çıkınca da böyle bir sonuç geliştirmiş. Ama bu çocukça bir tepkisellik sadece. Ona bu çocukluğu yaptıran da Aleviliğin mezhebinin, devlet-diyanet gözündeki algılanışı. O gözde Alevilik hâlâ resmiyet kazanmış değil.Bu da Alevileri çıldırtıyor.

Bu nedenle ben Kürtlüğü de Aleviliği de boşverdim. Yıllarca bu ikilinin sorunlarını taşı taşı, tartış tartış, yetti artık... Önceki günden bu yana kendimi Japon ilan ettim... Gerçek bir Japon gibi yaşayacağım bundan böyle... Bir tek gözlerim çekik değil... O sorunu da hallederim inşallah, maşallah...Milli içkim de ayran değil, yeşil çay... Tepem attığında diğer bir milli içkim olan sake’ye geçiyorum, sakinleşiyorum...


Ve Cengiz ve Ömür ve Ayşe


Hürriyet
’in röportajcısı Ayşe Arman’ın kendine özgü bir tarzı vardı, tamam. Röportaj yaptığı insanlarla kurgusal çekimler yapıyor, pozlar veriyordu. Bunu hâlâ devam ettiriyor, çünkü bu Ayşe Arman’ın tarzı. Şimdi Ömür Gedik ve Cengiz Semercioğlu da konuklarıyla bu tür pozlar vermeye başladılar. Oldu mu size bir dalda üç kiraz: biri Ayşe biri Ömür biri Cengiz.


Hürriyet
 eklerin sayfalarını bir açıyorsunuz; Cengiz birine sarılmış, Ömür bir başkasına. Ömür tabii poz verme konusunda işi daha da ileriye götürüyor... Yakında konuğunun omuzlarında Çinli jimnastikçiler gibi amuda kalkarsa hiç şaşırmam. Ömür’ün başka çaresi yok tabii; son derece kuru, tatsız tuzsuz röportajlarına okutmasa da baktırmak için, kendince bir yol tutturmuş. Ya Cengiz... Kendisi arkadaşım, ne sorduğunu merak ederim ama bu poz verme cesaretine sadece şaşıyorum; kim Cengiz’in resmine niye baksın...


Kraliçe Günü oldu mu size Kral Günü


» Kaan Nazlı- (Amsterdam)- 
30 nisan, Hollanda için çok renkli bir gündü. Neden mi?.. Anlatayım bari, aklınız kalmasın... Kraliçe Beatrix, 33 yıl sonra tam 30 nisan günü, kendi isteğiyle tahta veda etti. Normalde 30 nisan Beatrix’in doğum günüdür ve bu gün, ülke çapında Kraliçe Günüolarak kutlanır. Aslına bakarsanız kadıncağız 30 ocakta doğmuş ama havanın daha güzel olması sebebiyle kutlamalar 30 nisanda yapılıyor. 30 nisan 30 nisan deyip duruyorum, kusuruma bakmayın. Efenim, bu kez bu 30 nisan tarihi, ülkede bir de devir-teslim gününe dönüştü. Dolayısıyla son Kraliçe Günü’ydü. E çünkü görevi yeni kral Willem-Alexander aldı. Ekselanslarının doğum günü de 27 nisan. Gelecek seneden sonra Kraliçe Günü değil Kral Günükutlanacak. Tabii 27 nisanda...

Hayırlısı artık... Bakalım kralın şu anda dokuz yaşında olan kızı Amalia ne zaman büyüyecek de, ne zaman tahta geçecek de, ne zaman Kral Günü yeniden Kraliçe Günü’ne dönüşecek. Umarım o zamana kadar kraliyet kalkar. Çünkü Amelia 7 kasımda doğmuş, o tarihte Hollanda da havalar buz gibi olur, eğer tarihi değiştirmezlerse, kraliçe günü münü kutlayamam.

Neyse, ciddi olalım. Hollanda, İsveç, Danimarka gibi “ileri demokrasi” ülkelerinde hâlâ kraliyet olması aslında bayağı garip. Laf aramızda, Hollanda kralının yetkileri budanmış mudanmış ama bazen koalisyon kurulması sürecinde etkili olabiliyor. Ancak çok maliyetliler. Allah sizi inandırsın, kraliyet Hollanda’ya senede 39,9 milyon avro, Norveç’e 42,7 milyon avro, İngiltere’ye 38 milyon avroya mal oluyor.

Şimdilik Hollandalılar bu maliyete pek ses etmiyorlar. Nedeni belki alışkanlık, belki de “amaan çok da zararı yok ya” diye düşünüyorlardır. E bir de her Kraliçe Günü’nde iyi vakit geçiriyorlar tabii... Bu Kraliçe Günü de çok eğlenceli geçti. Bir önceki geceden tüm şehirler turuncuya büründü, sokaklarda ve barlarda sabaha kadar devam eden partiler yapıldı. Bu partilerin bir bölümü tekne üzerinde,10-15 kişilik teknelerde insanlar tekno müzik eşliğinde dans ettiler. Ekonomik kriz sebebiyle bazı evsizler “Ev yoksa taht da yok” sloganları attılar ama kimin umurunda, dans dans dans yani...

Daldan dala atlıyor olabilirim ama bişiy daha söyliycem, yoksa çatlarım. Hollanda kraliyetine özgü olan bir diğer özellik de çekilme kültürü. Tıpkı kendinden önceki iki kraliçe gibi Beatrix de ölümü beklemek yerine 75 yaşında kendi isteğiyle tahta veda etti. Çoktan 80’leri devirenİngiltere Kraliçesi Elizabeth’e konuyla ilgili görüşleri sorulduğunda cevabı şöyle olmuş:“Ne kadar da Hollandalı bir davranış.”



[email protected]

twitter.com/hidirgevis