• 5.06.2013 00:00

 

Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz

Bir kuzenim var, lise 1. sınıf öğrencisi ama daha şimdiden neredeyse benim gördüğüm ülke sayısı kadar ülke gördü. Kuzenim gibi pek çok genç var... Okul turlarıyla, aileleriyle yurtdışına giden... Ya da öğrenci değişim programlarıyla oralarda uzun süreli kalan...

Şimdi bakıyorsunuz, Türkiyeli aileler Avrupa ülkelerinden daha çok öğrenciyi Amerika’ya okumaya gönderiyor.

Bu neyi gösteriyor; şunu gösteriyor: Gençler Batı ülkeleriyle yakın temas içinde yetişiyor. Onların sahip olduğu standartları bizzat yaşayıp tecrübe ediniyor...

Ülke dışına gidemeyenler peki... Onlar da internet yoluyla çıkış yapıyorlar... Odalarında, laptopları, tabletleri ve cep telefonlarıyla farklı bir dünya kuruyorlar kendilerine. Dünyanın farklı ülkelerinden akan video, makale, oyun, film ve dizilerle besleniyorlar.

Dünyaya entegre bir gençlik var yani... Hâliyle bu gençliğin beklentileri de yüksek...

Ancak iktidar bu gençlere neredeyse 80 model, otoriter bir “demokrasiyi” kabul ettirmeye çalışıyor. Etmezler... Çok zor... İçkisine karış, kürtajına karış, rujuna karış... Eee, nereye kadar böyle... Bu gençler daha fazla hak ve özgürlük talep ederken siz onların elindekileri kısıtlıyorsunuz... Şimdi bu gençler size nasıl güvenecek. Hâliyle, iktidar biraz daha güç kazandığında benim daha fazla özgürlüğüm gidecek diye düşünüyor.

Geçenlerde havaalanında İranlı genç bir mühendisle karşılaşmıştımEfes’ini yudumlayarak şöyle demişti; özgürlük çok temel bir ihtiyaç, hava kadar su kadar... İşim iyi, iyi de kazanıyorum ama sırf özgürlük için yabancı bir ülkeye yerleşmek istiyorum.

Şimdi Gezi Parkı’nda başlayan ve bir Gezi Baharı’na dönüşen harekete katılan gençler de bunu istiyor, özgürlük... Ancak Başbakan basın toplantısında ekonomik verilerden bahsederek, ah siz nankörler demeye getiriyor.

Sadece yaşam tarzı savunması da değil: Gençler demokrasiyi dolu dolu solumak istiyor. Gezi Baharı bu nedenle bu kadar yayıldı ve büyüdü. Park sorunundan çıktı ve ciddi bir demokrasi hareketine dönüştü.

Siz insanların gözünün içine baka baka o parkı yok etmeye ve AVM (ya da her neyse) yapmaya çalışırsanız, medya üzerinde baskı kurup işten gazeteci attırırsanız, medya patronlarıyla ihale pazarlıkları yaparsanız, bu yapılanlar unutulur mu ya da görmezden gelinir mi... İnsanlar, hiçbir şeye kör olmaz, unutmaz, en fazla sineye çeker.

İşte o sineye çekenler şimdi patladı... Barışçı gösteri yapan çocuklara, polis kuvvetleri vahşice saldırdı. Şimdi bütün millet çocuklarını korumak, onların geleceğini ve demokrasiyi korumak için sokaklarda. Adalet istiyorlar, baskıdan rahatsızlık duyuyorlar.

O çocuklar ne yaptı gördünüz; NTV ve Habertürk gibi televizyonların önünde toplandı. Bizden haber saklıyorsunuz dediler, bizi görmezden geliyorsunuz dediler. Bu televizyonlar için ciddi bir utançtır.

O çocuklar ne yaptı gördünüz; NTV’nin patronu Ferit Şahenk’e kızdılar Twitter’da örgütlenip, Şahenk’in sahibi olduğu Garanti Bankası’ndan paralarını çektiler ve bankanın hisselerini düşürmeye çalıştılar.

O çocuklar ne yaptı gördünüz; Başbakan’a sadece onun işitmek istediği soruları soran bir gazeteciyi sosyal medyada rezil ettiler.

Ve o çocuklar şimdi kendi medyalarını kurdular... istanbuldaneoluyor.com adlı web sitelerine her bilgiyi derli toplu koyuyorlar. Bir yandan Twitter’dan bir yandan YouTube kanalından yayın yapıyorlar... Medya istediği kadar görmezden gelsin şimdi, kaç yazar.


Gezi Baharı
 Türkiye’de de dünyada da eşi benzeri görülmemiş bir hareket, kendine özgü bir model... Düşünün, gençler eylem yaptıkları alanı temizliyor, yiyecek alıp ücretsiz olarak ihtiyacı olanlara dağıtıyor. Provokasyonları ve kara propagandayı önlemek, sağlıklı bilgi akışını sağlamak için harekete geçiyor. Yok böyle bir dayanışma ve mücadele örneği dünyada.


‘Tarafsız Bölge’deki absürtlük

Ben de yakın geçmişte bir televizyonda tartışma programı yönettim. Buna rağmen bu tür programları hep biraz garip bulurum. Garip olan şu; aynı isimler neredeyse her kanalda boy gösteriyor. Bu durum öyle bir hâl aldı ki bu isimlerin arasına yeni yüzlerin girmesi imkânsızlaştı. Önceki akşam CNNTürk’teTarafsız Bölge vardı ve Gezi Baharı tartışılıyordu. Konuklar yine bildik isimlerdi: Oral Çalışlar, Deniz Ülke Arıboğan, Ahmet İnsel...

Anlamadığım gençlerin başlattığı bir hareketi sen neden çıkıp bu eski kuşak beyefendilere soruyorsun, onların bu işle ne alakaları var. Çıkarsana barışçıl eylemleriyle dünyada hayranlık uyandıran eylemci gençleri; konuştursana onları... Çıkarsana bu işi Twitter’da en iyi analiz eden Fatih Aker gibi fenomenleri. Sonra tabii oturup ağlaşırsınız, izlenmiyoruz diye, bu yayıncılık anlayışıyla zor izlenirsiniz.


Takvim gazetesi beni hedef gösteriyor

Takvim gazetesi, kendi internet sitesinde aralarında benim de olduğum gazeteci ve sanatçıların twitlerinden alıntı yapıp, “Sosyal medyada ünlü tahrik” başlığıyla yayınlıyor. Takvim eğer AK Parti’nin operasyon yayınıysa yakışır... Ancak gazetecilik adına bunu yapıyorlarsa, gençlere gazeteciliği öğreten biri olarak söyleyeyim: Böyle bir gazetecilik yok, bunun adına hedef gösterme denir, manipülasyon denir, Ergenekon style kara propaganda gazeteciliği denir.



[email protected]

twitter.com/hidirgevis

http://www.taraf.com.tr/hidir-gevis-2/makale-genclik-80-model-demokrasiyi-takmaz.htm