• 16.06.2013 00:00

 

İndiegogo’ya gel, sesime gel!

Diyelim ki kayda değer bir proje hazırladınız... Ancak bu projeyi hayata geçirmek için cebinizde yeterli para yok, yani finansal desteğe ihtiyacınız var... Ne yaparsınız, borç-harç için sağa sola sorarsınız değil mi?.. Ne oldu, pas veren çıkmadı mı?.. Hiç moralinizi bozmayın, gidebileceğiniz bir yer daha var; indiegogo.com.

Bu web sitesi sayesinde, yeryüzünde milyonlarca proje hayat buluyor. Hiç tanımadığınız insanlar sizin projenizi eğer beğenirlerse bir dolar, beş dolar, gönüllerinden ne koparsa bağışta bulunuyorlar. Nitekim New York Times’ta yayımlanan Gezi ilanının parası böyle toplandı, yönetmen Kutluğ Ataman kendi film projesine oradan destek aradı.

Şimdi ise yönetmen Hüseyin Karabey dört yıldır üzerinde çalıştığı Sesime Gel (Were Denge Min) adlı filmini tamamlamak için buradan finansal destek arayışına girdi. Hüseyin, İndiegogo.com’a koyduğu videoda, hem projesini anlatıyor hem de filmden fragmanlar var... Aslında film bitmiş ve kurgu aşamasında... Gidin, bakın, izleyin, aklınıza yatarsa, severseniz, siz de bağışta bulunun... Şu âna kadar beş bin doların üzerinde para toplanmış. 17 gün daha sürecek kampanya... Yeterli para toplanırsa, film sinemalarda gösterilecek hâle gelebilecek.


Günün birinde porno yıldızı olmak!

Amatör olarak çekilmiş porno filmler, internette giderek yükselen bir trend. Profesyonel porno filmlerden daha çok ilgi görüyor. Tıpkı YouTube’da amatörlerin yaptığı videoların profesyonellerin hazırladığı tv programlarından daha çok izlenmesi gibi yani. İnsanlar artık pornografide sahicilik arıyor, abartılı sesler çıkaran plastik görünümlü insanlar değil...

Bu trend iki yeni gelişmeyi tetikledi; bunlardan biri çok tehlikeli.

İlki şu; kendi evinde yaşadığı cinsel ilişkiyi amatör kamerayla çekip, internetteki web sitelerine satan ve para kazanan insanlar ortaya çıktı. Yine buna benzer şekilde, kendi odasında oturup, bütün dünyaya canlı striptiz yapan, canlı chatleşen ve bu şekilde para kazanan gençler... Bu konuda kimseye diyecek bir sözüm olamaz, onların kendi tercihi...

Tehlikeli olan ise şu... İnternetteki amatör videoların önemli bir çoğunluğunda taraflardan biri filme alındığını bilmiyor. Yani siz belki internet ortamında tanışıp buluştuğunuz biriyle, belki de çok iyi tanıdığınız biriyle bir odada sevişebilirsiniz. Hadi bunu da geçin; cinsel içerikli chatleştiğiniz biriyle karşılıklı soyunabilirsiniz... Eğer karşınızdaki kötü niyetliyse ilişkiyi filme alıp bir porno web sitesine satabilir ve böylece videonuz internette yayılır, belki de fenomen olursunuz ancak sizin bundan haberiniz bile olmaz...


Gecelerin kraliçesi

Magazini bana sevdiren en önemli simdir Esin Övet. O’nun Habertürk gazetesinde yazdığı yazılardan büyük keyif alırım... Çünkü yüzeysel, bildik ve sıradan magazinciliğin dışında bir tarz yarattı kendine... Gece yaşayan, gece dışarı çıkan, eğlenen, para harcayan kitleyi, Esin’in yazılarıyla daha iyi tanıma fırsatı bulursunuz. O insanların ortak karakteristikleri, nasıl bir zihniyete sahip oldukları, gündemlerinde nelerin olduğu, nelere ilgi duydukları, birbirlerine nasıl davrandıkları, aralarında yaptıkları dedikodular... Esin o dünyanın sosyolojisini, kültürünü olduğu gibi köşesine taşır.

Şimdi bir kitap yazdı Esin: Siz Uyurken... Bildiği bir dünyayı küçük öykülerle anlatıyor... Hiç kasmayan, yormayan bir üslupla yazmış... Çok eğlenceli, çok keyifli... Özellikle politikanın sıkıcılığından bıkanlar için iyi bir kaçış noktası...

***


Kendinden kuşkusu olmayanlar diyarına seyahat


» SEMİH FIRINCIOĞLU- (New York)- 
Gezi Parkı olaylarının başladığı günlerde New York’tan İstanbul’a yola çıkmaya hazırlanıyordum. Bizim köpeğe yiyecek stoklamak için mahallemizdeki hayvan yiyeceği satan dükkâna gittim. Dükkânın sahibi Filistinliyle çok ahbabız, her uğrayışımda en az on beş, yirmi dakikalığına Ortadoğu siyasî durum değerlendirmesine koyuluruz. Mahallelinin sevdiği, candan, güler yüzlü bir adam. Dükkâna gelen köpeklerin dokunup da abdestini bozmaması için yüksekçe tezgâhının arkasından çıkmaz, ziyaretçi köpeklere isimleriyle hitap edip oturduğu yerden kurabiye atarak durumu idare eder.

Bu gidişimde Filistinli beni görür görmez “Anlat, neler oluyor Türkiye’de” dedi, ben bildiklerimi anlattım, o da arada bir soru sorarak dinledi. Sonra kapının önünde durmuş sigara içen birine Arapça seslendi, adam içeri girince “Bak, seninle ne olup bittiğinden konuşuyorduk, bu adam Türk, durumu izliyor, bir şey soracaksan sor” dedi. Adam soru sormak yerine Arap aksanlı bir İngilizceyle “Ben anlatayım size olup biteni” dedi ve neredeyse kavga tonunda, ellerine havada daireler çizdirerek Erdoğan’ın Suudilerin gazına gelip Sünnilerin padişahlığına heveslenmesinden girdi, İsrail’in çevirdiği dolaplar ve ABD’yi manipüle etmesiyle devam etti, konuyu Rusya, Suriye, İran, Kürtler, Gazze falan üzerinden getirip hiç kavrayamadığım bir mantıkla Gezi Parkı’na bağladı. Ben“Hacı, sen bu işi çözmüşsün” deyince de gayet ciddi bir “Thank you” çekip kendinden memnun dışarı çıktı, bir sigara daha tellendirdi.

Dükkânın sahibi Filistinli “Kusura bakma, bu adam böyledir” dedi, ben de “Zararı yok, zaten yol hazırlığı yapıyorum, iyi bir hatırlatma oldu benim için” dedim. Ertesi gün de kendinden kuşkulanmanın ortalıkta pek sık görülmediği topraklara yola koyuldum. www.isteyenokusun.com



[email protected]

twitter.com/hidirgevis