• 21.06.2013 00:00

 Çok olmadı. Amerikan Komedi kanalının ünlü showlarından The Colbert Report’a Türkiyeli genç bir profesör konuk oldu. Colbert, şu şekilde özetleyebileceğim bir şey söyledi; “Ne yahu, neden koskoca bir ülkenin başbakanı bir meydana ne yapılacağına, oraya her ne kurulacaksa ona karışıyor, neden bu tür mikro işleri yönetmeye çalışıyor”Prof. Ömer Taşpınar ise şu yanıtı verdi:“Çünkü Erdoğan bir kontrol delisi.”

Gezi Baharı’yla birlikte Erdoğan’ın müteahhitlik sevdasını ve bu uğurda neler yapabileceğini basbayağı gördük, çıplak gözlerimizle hem de... Ama Erdoğan’ın bilinen ama bu kez basbayağı deşifre olan bir başka özelliği daha ortaya çıktı: Türkiye’deki medya sektörünün fahri Rupert Murdoch’ı olduğu...

Rupert Murdoch’ı bilir misiniz bilmiyorum. Avustralya asıllı bir medya imparatoru. Amerika’da, İngiltere’de, kendi ülkesinde, dünyanın pek çok ülkesinde gazeteleri, televizyonları, dijital medya yatırımları var. Çok büyük, çok zengin... Medyaya bu kadar hâkim olması, ve bu sektörü domine etmesi , pek çok insanda kendisine karşı nefret hissi uyandırıyor.

Peki, Erdoğan ve Murdoch ne alaka diyebilirsiniz...

Arada epey bir alaka var aslında. Erdoğan Türkiye’deki medya sektörünün sahibi değil belki ama kontrol eden kişi. Gezi’yle birlikte bu etkiyi açıkça gördük. Medya üçe bölündü, her biri hükümetin propaganda kalaşnikofuna dönen çoğunluk, habercilik hissini kaybetmiş ikinci çoğunluk, ve gerçekleri göstermekten sakınmayan azınlık medya...

Başlayalım mı saymaya: Star gazetesi AK Parti’nin Pravdası gibi... AK Parti’yi az ya da çok destekleyen bütün isimlerin yazar kadrosuna alındığı bir gazete... Grubun kanalı 24 ise sözkonusu Pravda’nın televizyon versiyonu. Oranın başında atanmış bir anchor-vali var. Sabah grubu- atva haber, “günaydın efenim, hizmetinizdeyiz” der gibi güne başlıyor. Kanal 7 yine öyle, CİNE5 öyle...Yeni Şafak çok iyi yazar ve gazetecilere sahip olmakla birlikte masabaşı delilsiz haberleriyle iktidar politikalarının en kuru savunucularından biri olmuş durumda. TRT’nin bütün kanalları ile Anadolu Ajansı’na ise zaten diyecek laf bulamıyorum... Show TV ve Habertürk gubu üzerindeki iktidar etkisini biliyoruz. Show’a bir anchor-vali atadılar. Bereket bu diğeri gibi değil, haysiyetli ve beyefendi... Bunun dışında Doğan ve Milliyet grubu içine aralara sıkıştırılan Akif Beki gibi kaymakam düzeyinde hükümeti temsil eden denge figürler var... Daha saymadığım varsa da siz ekleyin, ben yoruldum...

Medyanın iktidar tarafından bu kadar domine edilmesi uzun vadede medyaya ciddi zararlar verecektir. Bir kere halk daha şimdiden onlardan umudunu kesmiş durumda... Bu durum belki iyi bir gelişmeye vesile olacak ve dijital medya, dijitali habercilikte atılım yapacak... Bu konuda küçük şirketler ortaya çıkacak ve büyüyecek.

Gezi olayları sırasında her biri birer gazeteciye dönen yurttaşları gördünüz. İletişim konusunda büyük medya kurumlarına ihtiyaç bile duyulmadı... Twitter üzerinden bilenler bilmeyenlere, şahit olanlar olmayanlara her şeyi iletti... Telefonuyla resim çeken, video çeken, iki satır bilgi yazıp kitlelerle paylaşan sıradan insanlar gazetecilik yaptı... Kimbilir, yeni medya da belki yurttaş gazetecilik üzerine kurulacak. İnşallah da öyle olur...



[email protected]

twitter.com/ hidirgevis