• 3.07.2013 00:00

 

İlk lezbiyen milletvekili

İstanbul’daki LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, travesti, transseksüel) Onur Yürüyüşü bana Richter ölçeğinde yedi şiddetinde bir şok yaşattı. Durun anlatacağım. Geçtiğimiz pazar günü, İstanbul İstiklal Caddesi üzerinde yapılan yürüyüşü izlemeye gittim. Çok kalabalıktı. Bulunduğum noktada bir saat boyunca kımıldamadan durdum, yürüyüş kortejinin hâlâ sonu gelmemişti. 30 bin kişi olduğu söylendi, fazla olabilir ama asla eksik değil...

Ülkeden epey uzak kalmışım. Türkiyeli LGBTT’lerin bu kadar cesur olduklarını bilmiyordum. Her meslekten her yaştan insan... Kimse yüzünü saklamıyor, aksine kendilerine doğrultulan cep telefonu kameralarına gülümseyerek poz veriyorlardı. Kortejde, destek için gelen LGBTT aileleri, dostları ve onların küçük çocukları bile vardı...

Sevişe sevişe kazanacağız” sloganları atılıyor, homofobik devlet diye tepiniliyor, kimse kendini kasmıyor, eğlenerek yürüyorlardı.

Tanıdık yüzlere de rastladım. Yazar Murat Somer’in koca meyveli şapkası pek bir havalıydı. Twitter’da önemli bir fenomen hâline gelen Yiğit Karaahmet ise pamuk prenses gibi giymişti. Birasını içiyor, arkadaşlarıyla dans ediyor, şarkı söylüyordu.

Oradan tesadüfen geçenlerin Onur Yürüyüşü’ne ilgisi son derece pozitifti. Onlar da çok iyi vakit geçiriyorlardı. Bir delikanlı, arkadaşlarına, “abi işte bu ya, bu ya, herkes özgür olsun, neyse o olsun” diyordu.


Şafak Pavey
Binnaz ToprakHüseyin AygünAlper TaşSebahat Tuncel gibi politikacılar da destek için yürüyüşteydi.

Atılan sloganlardan biri de şuydu: “Okulda işte mecliste, eşcinseller her yerde.” İster istemez aklıma düştü: İstanbul’da 30 bin kişi toplanıyorsa, tüm Türkiye’deki eşcinsel nüfusu ciddi bir rakam olmalı. Yani siyasi partiler açısından ciddi bir oy potansiyeline sahipler. Bakalım, önümüzdeki seçimde lezbiyen ya da gay bir milletvekili adayı görecek miyiz.


Bir cahilin Madımak soruları

Geçmişte yaşadıklarınız sizi gerçekten örselemişse, o yaşananları dillendirmek, onun üzerine konuşmak öyle kolay değildir... Elinizde olmadan o kötü sahneleri alır ve unutma bahçesine atarsınız...Sivas’taki Madımak Katliamı da benim için böyle bir şeydi. Yıllarca en yakın arkadaşlarıma bile anlatmamıştım. Yıllar yıllar sonra Taraf’ta yazmaya başlayınca, “ben de oradaydım” diyebilmiştim...

Evet, ben de oradaydım. O zamanlar bir kültür-sanat dergisinde gönüllü çalışan körpe bir gençtim. Ve kendi gözlerimle tanık olmuştum her şeye... Daha sonrasında açılan davalarda neler oldu neler bitti, okumak için bile yaklaşamamıştım... Oraya birlikte gittiğimiz yazarlar- sanatçılar ölürken ben hayatta kalmıştım, belki bu yüzden suçlu hissediyordum kendimi... Ve bana o kâbus gününü hatırlatacak her şeyden kaçıyordum...


Şimdi benim birkaç sorum var.


Vahşi kalabalık:
 Bugüne kadar hep Sivas sokaklarındaki o vahşi kalabalık içinde yer alan insanlar sorgulandı ya da sorgulanamadı- yargılanamadı... Peki ya diğerleri...


Erdal İnönü, dönemin başbakan yardımcısı:
 Sivas’taki şenliği organize eden Ali Balkız, Madımak Oteli’nden dumanlar yükselirken, telefonla Erdal Bey’e ulaşmaya çalışıyordu. Bu arayış hiçbir şeyi değiştiremedi. Kimilerine göre sonradan Erdal İnönü demiş ki, “O gün kimi arayacağımı ne yapacağımı bile bilemedim”. O hâlde neden o koltuğa oturuyordun?.. İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu’nu da mı arayamadın?


Tansu Çiller, Başbakan: 
İnönü şimdi hayatta değil... Ama dönemin başbakanı Çiller yaşıyor... Katliama engel olmak için neler yaptı, neden engel olamadı?..


Ahmet Karabilgin, Sivas Valisi: 
Otele doğru yürüyen kalabalığa polis en ufak bir müdahalede bulunmamıştı. Her şeyi kendi gözlerimle görmüştüm. Otel yakılana kadar beklediler... Peki, o dönem görev yapan Vali ne yapıyordu?


Doğukan Öner, Sivas Emniyet Müdürü- Doğan Güreş, Genelkurmay Başkanı: 
Olaylar planmış gibiydi, sığındığımız karakoldan geri çevrilmiştik. Kapısını çaldığımız kışlanın kapıları açılmamıştı. Sanki herkes olacakları biliyordu... Neredeydi bu yetkililer...


Sonuç:
 Madımak’ta ölenler öldükleriyle, katiller yaktıklarıyla, planlayanlar de planladıklarıyla kaldılar. Eğer bu katliamı gerçek anlamda yargılayabilirsek eğer, alnı ak dolaşabiliriz...



[email protected]

twitter.com/hidirgevis