• 17.07.2013 00:00

 

Sadettin Teksoy’un karikatürü

Parodi nedir? Bir şeyi veya bir kişiyi taklit ederek, onunla alay etmek... Böylece belki biraz taşlamak, belki biraz saçma yönlerine vurgu yapmak... Ancak parodi yapmak her babayiğidin harcı değildir. Ayarınızı bilmez ve haddiniz olmadan böyle bir şeye kalkışırsanız, bırakın karşı tarafı alaya almayı, siz kendiniz alay edilecek hâle düşersiniz.


Takvim
 gazetesinin düştüğü hâl de bu işte.... Son zamanlarda yaptıkları parodi haberlerle kendi kendilerinin parodisi oldular.


Sadettin Teksoy
’u hatırlarsınız... Parmağını gözünüzü çıkaracakmış gibi size doğru uzatıp “ben Saadettin Teksoy” deyişi unutulmazdır. Kendisi değil ama kendinden yaratılan TV figürü biraz karikatürize edilmiş bir figürdü. Takvim gazetesi şimdi ona benzer birini çıkarmış. Ancak bu figür Saadettin Teksoy’un benzeri olmaktan çok, karikatürü gibi. Dolayısıyla karikatürün karikatürü...

Peki, parodi yapayım derken kendi kendinin parodisi nasıl oldu Takvim... Taze bir örnekle sürdürelim... Ayşe Arman, Gezi olaylarında görev alan polislerle Hürriyet gazetesi için bir röportaj yaptı. Gayet güzel, düzgün ve başarılı bir röportajdı. Bunun hemen ardından ne oldu?.. Kendi tarzınca hükümetin avukatlığına soyunan Takvim gazetesi, hemen paramiliter bir atak geliştirdi. Ne yaptı peki... Kendi Sadettin Teksoy’una başka polislerle röportaj yaptırttı. Amaç Ayşe Arman’ın röportajının bir parodisini yapmaktı. Böylece Ayşe Arman’ın gazeteciliğini taşlamak, alaya almak ve o röportajdaki tezleri çürütmek istediler....

Ancak Takvim gazetesi bunu becerebildi mi beceremedi... Kalibresi yetmez çünkü... Dolayısıyla alaya almaya çalışırken kendileri alay konusu oldular. Dünkü birinci sayfalarında en tepede CNN muhabiriChristiane Amanpour’un resmi vardı. Manşet şuydu; “Bir daha olmasın”... Hemen altında ise şu spot: “Takvim yazdı, CNN çark etti, Gezi Parkı olaylarında Türkiye’yi karalayan haberler yapan ünlü TV kanalı hükümetten özür diledi”... Hemen bunun bir altında Ayşe Arman resmi var... Onun da yanında ayşe Arman’a seslenen başka bir spot: “Amanpour özür diledi, şimdi sıra sende.

Peki, neden özür dileyecekmiş Ayşe Arman? Sözde hayalî polislerle röportaj yapmış. İyi ama Amanpour’la yakın zaman önce hayalî röportaj yapan Takvim’di. Onu da geçin birinci sayfadaki “CNN özür diledi” haberi yalan bir haber, yanlış bilgi üzerine kurulu... Çünkü CNN özür dilemedi...

Diyeceğim şu ki Takvim gülünç bile değil, zavallı bir gazete...

***

 


Aksaray’da hijyen mi arıyorsunuz

Aksaray İstanbul’un en kozmopolit muhiti. Hatta orada kendinizi yabancı bile hissedebilirisiniz... İranlı, ıraklı, Suriyeli, Gürcü, her milletten insan var... Bir pazar gününüzü ayırıp oralarda yürüyüşe çıkabilirsiniz, ben ara ara yapıyorum...

Güzel de lokantaları var Aksaray’ın, yalnız bir sorunları var; hijyen...

Ben özellikle Aksaray metro hattının Fatih kanadında sıralanan kebapçılara uğrarım. Yemekleri yerken çok iyi, lezzetli, ancak yedikten sonra mideniz çok zor anlar yaşayabiliyor, şansa bağlı...

Bu lokantaların hemen hepsinde ciddi bir tuvalet sorunu var mesela; erkek tuvaletlerinde pisuvar yok, tek bir alaturka tuvalet var, onda da işinizi görürken, ayakkabılarınız ıslanıyor... Üstelik havalandırmaları ya yok, ya da çok zayıf... Bu nedenle çok kötü kokuyorlar... Anlamıyorum, belediye bu konuda bir düzenleme getirmeyi akıl etmiyor mu... Bu tuvaletler mikrop saçıyor, mide bulandırıyor...

Yemek yenilen bir mekânın yemeklerine bakmak lazım tamam ama tuvalet temizliği de çok önemli.Aksaray’da Ehli Kebap adlı bir mekân var. Kazandıklarını işlerine yatırdılar ve yerlerini modernize ettiler. Şimdi ışıl ışıl. Tuvaletleri geniş ve ferah. Yani yer kazanayım diye tuvaleti daraltmamışlar. Üstelik tertemiz; beş yıldızlı otel tuvaletleriyle aynı standartta... Sadece tuvalet temizliği için bir eleman çalışıyor. Mutfakları da öyle, tertemiz....

Tabii kebapları, özellikle de Diyarbakır usulü ciğer kebapları harika. Sunumları da diğer Aksaray kebapçıları gibi değil, daha şık... Misafirlerinizi iç rahatlığıyla götürebileceğiniz bir mekân.

***

 


Meyhanede karın doyurmak

İnsanlar meyhanelere sadece içmek ve uzun sofra sohbetleri için giderler... Bense çoğu zaman karnımı doyurmak için giderim. Meyhanelerin o küçük küçük mezelerinden birkaç tabağı biraraya getirmek, yanına da bir bardak ayran, oh, mükemmel... Böylece tek bir ana yemeğe fit olmuyor, birbirinden farklı lezzetler tatmış oluyorum. Bu konuda mekânlarımdan biri Cihangir’deki Aliye... Aliye’nin bütün sebzeli mezelerine referans olurum, çok iyi yapıyorlar.



[email protected]

twitter.com/hidirgevis