• 2.08.2013 00:00

 Türkiye’de işadamlarının siyasi özgürlüğü var mı yok mu... Koç’un yaşadığı son duruma bakılırsa buna imkân yok... Devlet nerede duruyorsa orada olmak zorundalar... Nedeni açıklamak için kelimelere jimnastik yaptırmaya hiç gerek yok... Her şey basit: Örneğin Koç Grubu’nun, Samsung gibi global bir markası olsaydı, kazancının büyük kısmı başka ülkelerden geliyor olacaktı ve Başbakan Erdoğan’ı belki hiç takmayacaklardı... Ondan randevu istiyor olmayacaklardı... Maalesef, bizde hâlâ iç piyasaya, özellikle devlet ihalelerine ve belediye ihalelerine bağımlı bir sermaye yapısı var. O nedenle siyasi dinamikler işadamlarını doğrudan etkiliyor, bağımlı kılıyor.

Konuşmaya başladığında ayağınızdaki kundurayı çıkarıp kafasına fırlatmak isteyeceğiniz insanlar bile arada bir mantıklı laflar eder ya... Yiğit Bulut sözkonusu meseleyle ilgili şuna benzer bir şey söylemişti: Samsung bile kısa zamanda dünya markası oldu, inanılmaz bir hızla büyüdü... Bizim işadamlarımız kârlarını başka yerlerden elde etmenin rahatlığı ve rehaveti içinde oldukları için ileri gidemiyorlar.

Gerçekten çok doğru bir laf... Bizde sermayenin bütün dünya için üreteyim, bütün dünyaya servis satayım diye bir hevesi yok... Bu nedenle yerinde sayıyorlar... ‘Amerikadayız’ diye hava atan Mavibile Amerikan kot pantolon marketi düşünüldüğünde sadece bir hiç... Manhattan’da, kiranın yarısını devletin ödediği mağazalar açmakla dünyaya açılamazsınız...

Oysa ülkede sermayenin globalleşmesi ülke demokrasisini de kalkındıracak dinamikleri beslerdi... Siyasi iktidara karşı bağımsız olurlardı... Ancak bizde böyle bir sermaye yok... Hep söylüyorum,Orhan Pamuk büyüklüğünde bir global markası yok Türkiye’nin... BekoVestel gibi başarılı markalar dünyanın belli bölgelerinde varlık gösteriyorlar ama gerçek anlamda global markalar değiller...

İşadamlarının iktidar karşısında düştükleri bu eziklikten kurtulmaları için biraz popolarını yerinden kaldırmaları ve en çok da egolarını öldürmeleri gerekir... Hatta işe kendilerine şu soruyu sormakla başlayabilirler; bizim şirketlerimizde neden yabancı bir CEO yok, neden yabancı bir müdürümüz yok... Bakın dünya şirketlerinin New York’taki genel merkezlerine, Amerikalıdan çok dışarıdan gelen yabancılar çalışıyor.


Külkedisinin ablası: Nihal Bengisu

Gezi sürecinde, halk cephesini kötülemek için kendini şehit edercesine mücadele etti Nihal Bengisu Karaca, helal olsun... Ruh hâli öyle çığırından çıkmıştı ki Twitter’da onu külkedisinin fesat ablalarına benzetenler oldu.

Nihal’in dünkü köşe yazısının başlığı “Diktatörlük çok güzel gelsene”ydi. Yazarımız, “Bu nasıl diktatörlük”, diye başlayan paragraflar inşa etmiş ve Türkiye’de diktatörlük olmadığını ispatlamaya çalışmış. Nihal’e tavsiyem bir sonraki yazısında “Neden demokratik bir ülke değiliz?” diye başlayan paragraflar inşa etsin. Eğer buna cesareti varsa sonuç muhtemelen şöyle olacaktır: Değiliz, çünkü yılların Gezi Parkı’nı, kanuni oynamalarla gasp edip, rant için şantiyeye çevirmeye çalıştılar... Değiliz, çünkü barışçıl her gösteriye karşı şiddet kullanıldı, biber gazı kullanıldı ve göstericiler bizzat devlet tarafından provoke edildi... Değiliz, çünkü gösterilerden geriye sıra dört ölü 60’ı ağır 7832 yaralı kaldı... Demokratik değiliz, çünkü Gezi gösterileri sırasındaki tutumları nedeniyle 50’nin üzerinde gazeteci hükümet baskısıyla işinden edildi... Daha da saymayayım, bu liste uzar, Habertürk gazetesine kadar gider.



[email protected]

twitter.com/ hidirgevis