• 15.09.2013 00:00

 

Erkekler kaç gram

Türk erkeklerindeki zayıflama çabalarını ve diyet yapma uğraşlarını görünce kriz geçiriyorum. Çoğu zaten bir deri bir kemik... O hâlleriyle bir de zayıflamaya çalışıyorlar. Hayır, yani uzun boylu olsalar yine anlarım, boyları da kısa... E bu hâlleriyle diyet yapınca iyice ufalıyor, çelimsiz adamlar hâline geliyorlar...

Kendi çalıştığım spor salonundaki 30 yaş üzeri erkek ve kadınlar, toplam üye sayısının yaklaşık yüzde 2’si kadar... Bizde 30 yaş üzeri erkeklerin neredeyse hepsi evlenmiş oluyor. Demek ki evlendikten sonra erkeklerin vücut yapmak, biraz kaslanmak, azıcık genişlemek, irileşmek ve vücuda bir kıvam katma gayretleri yok...

Bunun sebebi biraz da eşleri... Onlar zaten spora tümden ilgisiz... E bilirsiniz; ruh hâli denen şey, en bulaşıcı hastalıktan daha da bulaşıcıdır, bulaşıyor. Karı-koca 40’lara gelince epey kilo almış, gıdılanmış oluyorlar, çekiciliklerini tümden yitiriyorlar... Bu durumda zayıflamak sağlık açısından belki ama estetik olarak size çok bir şey katmıyor. Mesut Yar’a katmış mı mesela?..

Hadi sağlık için sporu bir kenara bırakın... İnsanlarda azıcık vücudunu beğendirme duygusu olmalı... O da yok... Ya da var ve bu duygu, tonca para verilip alınan giysilerle doyurulmaya çalışılıyor. Oysa spor sayesinde oylumlanmış bir vücut, çuval geçirin yine yakışacak bir vücuttur... Bu vücutla pahalı giysilere ihtiyaç hissetmezsiniz bile... Alın size Amerikan erkekleri... Üzerlerinde badana lekeli tişörtleriyle akşam yemeğine çıkıyorlar ama yine de çok havalılar. Çünkü vücutlarına yatırım yapmışlar...

Gençlerde vücut yapmaya ilgi ise giderek artıyor... Bu durum mağaza vitrinlerindeki plastik mankenlere bile yansıyor. Eskiden bu mankenlerin hepsinin kolu Acun’un kolları gibiydi, şimdi kalınlaşmış ve biraz da kaslanmış... Ancak gençlerin vücudunu geliştirmeye ilgileri yeterli mi, hayır değil...

Gençlerin üzerlerindeki delikanlı enerjiyi atmaları ve sakinleşmeleri için de spor salonlarının yaygınlaşması önemli. Ben AK Parti hükümetinin yerinde olsam, bu konuda özendirici teşvikler hazırlarım. Mevcut spor salonlarının çoğu bakımsız, teçhizat olarak yetersiz, mekân olarak yetersiz, havalandırma ve doğru ısıtma sistemleri yok. Gösterişli ve uygun fiyatlı spor salonları, gençleri kendine çekecektir. Burada hükümet için motive edici unsur şu: Sporda kendini yoran gençlerin sokak gösterilerine takati kalmayabilir...

Evvvvet, spor salonlarında düzelme gençleri oraya çekecektir... Çünkü gençler artık gittikleri mekâna, bir fotoğraf karesinde iyi durup durmayacağına göre gidiyor. Mesela sosyal medyanın, özellikle deFacebook’un, şık ve sunumu güzel cafe zincirlerinin çoğalması üzerinde etkili olduğunu düşünüyorum. Bu cafelerden havalı Facebook resimleri çıkıyor. Bu da o cafelere gitmeyi özendirici bir olgu. Aynı şey spor salonlarında da olsa... Modern ve şık bir spor salonunda, havalı aletlerle, biraz büyümüş kaslarla kim Facebook fotoğrafı çekmek istemez...

Nerden nereye geldik diil mi:))


www.vivahiba.com

***


Yerinden kalkmayan yargıç


» SEMİH FIRINCIOĞLU- (New York)- 
Türkiyeli okurların aklına pek sık takılmayan bir konu olduğunun farkındayım ama biraz değişiklik olsun diye yazıyorum:

ABD’de yargı hiyerarşisinin en tepesinde Supreme Court denen en yüksek mahkeme oturur. Bir davanın (eğer ulaşabilirse) bundan öte gidecek yeri yoktur, en son sözü bu mahkeme söyler.

Bu mahkemenin biri başkan olmak üzere dokuz üyesi bulunur. Bu üyeler ABD Başkanı tarafından seçilir ve Senato’nun onayından geçer. Üyelik (her nedense) ömür boyudur, koltuk ancak bir üye kendini emekli ettiği ya da vefat ettiği zaman boşalır.

Mantıken en tarafsız olması gereken bu mahkeme gerçekte bazen matraklaşacak ölçüde taraflıdır, çünkü her ABD Başkanı kendi görüşüne yakın yargıç seçer. Şu andaki mahkemenin başındaki John Roberts, W. Bush tarafından seçildi ve muhafazakârlıkla ılımlılık arasında gidip geliyor. Geriye kalan sekiz kişiden dördü (hepsi erkek) Cumhuriyetçi başkanlar tarafından seçilmiş muhafazakârlardan, dördü de (üçü kadın) Demokrat başkanlar tarafından seçilmiş liberaller ve ılımlılardan oluşuyor. İdeolojik boyutlu davalarda kimse çizgisinden çıkmıyor (kırk yılda bir çıkan olunca da sürpriz sayılıyor), sonuç gidip gidip mahkeme başkanının hangi tarafı tutacağına dayanıyor. Yani, bu türden davalarda kararı başkan Roberts veriyor denebilir.

ABD’de Başkanlık seçimleri yaklaştığında gözler hemen Supreme Court’ta kim ıskartaya çıkmak üzere diye bakınmaya başlar. Şu anda Reagan tarafından seçilmiş 77 yaşında iki muhafazakâr üye var. Bunlar Obama dönemini de çıkaracak görünüyorlar ama bir sonraki dönemin sonunu bulmaları zor. Şu andaki en yaşlı üye de 80’indeki, epeyce de bir hastalık geçirmiş olan liberal yargıç Ruth Bader Ginsburg.

Gelecek seçimi Cumhuriyetçiler kazanacak olursa Ginsburg’dan boşalacak koltuğa bir muhafazakâr seçilecek ve mahkeme iyice sağa kayacak. Bu endişeyle Demokratlar Ginsburg’un hazır Obama baştayken kendini emekli edip yerini genç bir liberale bırakmasını istiyorlar ama kadıncağız her seferinde (bana bazen bunama belirtileriymiş gibi gelen) farklı bir bahane ileri sürüp bir türlü yerinden kalkmıyor. Özetle, Ginsburg 2016’daki seçimlere kadar oturmakta direnirse ve seçimi Cumhuriyetçiler kazanacak olursa yargı muhafazakârlaşacak, bu da ABD’nin yanısıra dünyayı da bayağı etkileyebilecek bir sonuç olacak.


www.isteyenokusun.com