• 20.09.2013 00:00

 Üniversiteler çok konservatif kurumlar aslında. Bazen kendi yarattıkları kurallar ve normlara bağlılıkları o kadar uzun sürüyor ki bu anlamda sergiledikleri tutum, Katolik nikâhını anımsatıyor.

Oysa bilim, kendi yarattığı kuralları yıkarak ilerler. Yani kendi taptığı kurallarla ilişkisi sonsuz değildir, ölümlüdür. Dolayısıyla bilim yuvası olarak nitelendirilen üniversiteler, verdikleri eğitim konusunda esnek, değişken ve adaptasyon kabiliyeti hızlı kurumlar olmalı. Olmalı ki eğitim konusunda başarılı olabilsinler. Çünkü hayat çok hızlı akıyor, her yenilik bir saniye öncekini eskiterek giriyor hayatımıza. Bu hızı yakalamak, kendimizi sürekli güncellemekle mümkün.

Günümüzün en hızlı ilerleyen sektörü iletişim ve dijital medya. Bu alanda sektörün aldığı mesafe hayal edilenin bile ötesinde... İnternet, akıllı telefonlar ve sosyal medyadaki uygulamalar konusunda akıl almaz yenilikler gerçekleştiriliyor.

Sosyal medyadaki kullanıcı rakamları düşünüldüğünde, bu alana oldukça ilgili bir toplum olduğumuz kesin. Özellikle gençlerin, eğitim çağındakilerin ilgisi tartışılmaz... Aracısız iletişim kadar aracısı sosyal medya olan iletişim türünü de çok seviyor gençler. Çünkü biraz oyunlu biraz eğlenceli ve biraz da kendini ifade etme konusunda daha rahat bir mecra...

Peki, sosyal medyayı eğitim sisteminde kullanıyor muyuz... Kullanan varsa beri gelsin, benim haberim yok... Ancak şunu hemen söyleyeyim... Sosyal medyayı kullanmak, gençlerin eğitime ilgisini artırabilir, zamandan tasarruf sağlar ve ortak akıldan yararlanmak için zemin hazırlar.

Nasıl mı?

İşte benim önerilerim:


Eğitmenlere Twitter:
 Eğitmenlerin sadece iş için kullandıkları Twitter hesapları olmalı. Öğrenciler bu hesaptan onlara ulaşabilmeli.


Ders için hashtag:
 Her derste işlenen konuyla ilgili Twitter’dan bir hashtag açılır. Böylece bu hastag’e okul dışından uzmanlar, öğrenciler ve başka insanlar da katılım sağlar.


Facebook sayfası:
 Her dersin dışarıya kapalı Facebook sayfası olmalı. Öğrenciler ve öğretmen kendi aralarında ders konuları ile ilgili tartışmalar yürütebilir, birbirlerine bu sayfa üzerinden destek olabilirler.


Ders blogu:
 Her dersin kendi blogu olabilir ve bu bloga bütün öğrencilerin yazması sağlanabilir. Hatta ders işlenirken, gençler notlarını doğrudan bloga yazabilirler. Her öğrenci bir diğer öğrencinin notunun altına eksik ve yanlışlarıyla ilgili yorum yazabilir. Bu tür bir blogdan, aynı dersi alan başka sınıf ya da başka okul öğrencileri de yararlanabilir. Yorum yazarak katkıda bile bulunabilirler. Hem bu durum eğitmenleri de daha tedbirli ve hazırlıklı ders anlatmaya iter.


Canlı yayın:
 Dersler, Google Hangouts gibi ücretsiz internet araçları kullanılarak, canlı yayınlanabilir. Böylece bu yayınlara ders dışından insanlar da katılır. Yayınlar kaydedileceği için ders sonrasında da izleyen öğrenciler kaçırdıkları noktaları yakalayabilir.

Bu öneri listesi uzar... Milli Eğitim Bakanlığı, özel okul ve üniversitelere bu kadar bedava danışmanlık yeter:))


www.vivahiba.com