• 1.11.2013 00:00

Kendimizi haklı çıkarma hastalığı

Enteresan bir toplumuz... Olmadığımız yer, olmaması gereken yerdir mantığından bir türlü vazgeçemiyoruz... Bu nedenle demokrasi yolunda bu kadar ağır aksak ilerliyoruz... Çünkü olmadığımız yeri yanlışlama, kara çalma ve haksız çıkartmaya çalışırken, vakit kaybediyoruz, tükeniyoruz.

Bu durum belki bizdeki iletişim yeteneksizliğiyle ilgili bir şey. Birbirimize ne kendimizi doğru dürüst anlatabiliyor ne de anlayabiliyoruz. Ancak bütün bunların da altında yatan asıl sorun şu; kendimizi haklı görme saplantımız bizi terketmiyor.

Bu saplantı Türkiye’deki her siyasi kesimde var. Bu nedenle birbirimize sahiden çok benziyoruz. Başkasının haklılığını kabul etmeyi bir küçülme, bir hiçleşme, bir yok olma gibi görüyoruz.

Bu nedenle bizden olmayan bir mağdur, hakkını alınca, sevinmeyi bilmiyoruz... O’nun adına heyecan duymuyoruz...

Örneğin kadın vekillerin Meclis’e başörtüsüyle girmesi konusunda insanların öksürüğü- aksırığı bir türlü bitmiyor...

Aksıran- tıksıran bu insanlar, görünüşe göre başörtüsüyle Meclis’e girilmesine karşı olmayan insanlar. Ancak tam da bu başörtüsü meselesi çözülmüşken, öyle karşıtlıklarla çıkıyorlar ki insanın karşısına, adeta alınan hakkı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar...

Ünlü ve aklı başında insanların Twitter’daki yorumlarını okuyorum... Biri diyor ki, kadınlar, Meclis’e diz üstü etekle gidebiliyorlar mı... Bir başkası diyor ki, erkek vekiller, kulağına küpe taktıklarında, Meclis’e sokulurlar mı... Öteki diyor ki Şafak Pavey, Meclis’e pantolon giyerek gidemiyor...

CHP’li Muharrem İnce gibi isimler ise bir alt başlık açıp: “Bakın biz sizin hakkınızı almanıza ses çıkarmadık ama siz, üzerine biber gaz sıkılan kırmızılı kadını bir kez bile savunmadınız” diyor.

Bunların her biri doğru tespitler ve haklı istekler...

Ama bunların hepsini böyle bir dönemde dile getirmek gerçek bir siyasal densizlik, olgunluktan yoksunluk, çocukluk...

Yıllardır bu ülkede ciddi çalkantılar yaratmış, kitlesel bir mesele hâline gelmiş başörtüsü konusunda, gerçekten önemli bir ilerleme kaydedilmiş, normalleşme sağlanmış... E, artık bi zahmet, bi lütfen buna biraz saygı duyun ve azıcık susun, serin tutun kendinizi...

Toplumsal ihtiyaçların zamanı, sizin canınızın o an ne istediğine göre tik tak’lamıyor... Her şeyin bir sırası var... Sizin dedikleriniz de zamanı gelir, tartışılır ve orada da normalleşme sağlanır. Ama allahaşkına biraz başkaları adına sevinmeyi öğrenin. Ne güzel işte... Kadın vekiller başörtüleriyle artık Meclis’e girebiliyorlar. Yani bugüne kadar hepimizi boşu boşuna yoran, enerjimizi çalan bir mesele, sonunda çözüldü.

Ve son cümlem: Kadınların Meclis’e başörtüsüyle girebilme meselesini, kadınların Meclis’te istediğini özgürce giyebilme meselesi olarak algılıyorsanız eğer, siz bu işten hâlâ hiçbir şey anlamamışsınız.



www.vivahiba.com

twitter.com/hidirgevis