• 15.11.2013 00:00

 Türkiye’nin siyasi ve entelektüel kültüründe ‘pragmatizm’ kavramı negatif bir imaja sahip... Bir zamanlar, özellikle de ‘solcular’, birinin davranışını ya da bir örgütün politikasını kötülemek istediklerinde, ‘ay çok pragmatist’ falan derlerdi.

Benim kavrayış dünyamda ise pragmatizmin negatif olacak hiçbir yanı yok. Çünkü bu kavramın benim için izahı şöyle; acil meseleler karşısında, teoriyi, dogmayı, kuralı elinin tersiyle itip, hiç laga-luga etmeden, o an ne gerekiyorsa onu yapmak. Bunu kendi bireysel çıkarlarınız için de yapabilirsiniz, ülke çıkarları için de, kurum çıkarları için de...

Aman yanlış da anlaşılmasın... Bir meseleyi çözerken bunu birilerine zarar vererek ya da kurumların üzerine basarak çözme yolu aklınıza gelmesin... Pragmatist davranmak demek akılcılığı ve adaleti elden bırakmak demek değil çünkü...

AK Parti’yi beğenirsiniz beğenmezsiniz ama bu partinin her şeye rağmen başarılı olmasının altında yatan sır da pragmatizm. AK Parti’yi bazen diğer siyasi partilere göre bu kadar gözü kara yapan da aynı şey...

AK Parti’deki pragmatizmin son sembolik göstergelerinden biri de yarın gerçekleştirilecek Diyarbakır Toplantısı. Biliyorsunuz, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Devlet Başkanı Sayın Mesut Barzani, Başbakan Erdoğan ile Diyarbakır’da buluşacak. İbrahim Tatlıses ve yıllardır vatanına gelemeyenŞivan Perwer birlikte düet yapacaklar.

Bu buluşma için MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın ne dediği çok önemli. Gerçi ne diyecek ki, AKP bunu oy için yapıyor, diyor.

Bu yaklaşım şunu görmek açısından önemli. Pragmatizm damarı olmayan bir siyasi parti yırtık pırtık inanışlarla idare eder ve yerinde sayar tıpkı MHP gibi. Bir siyasi parti tabii ki oy almak için uğraşacak. Tabii ki oy almak için seçmenin gönlünü almaya çalışacak. Bunu yapmaması tuhaf olurdu. MHP gibi yerinde oturup Kürtlere karşı kör ve sağır olmakla oy toplanmıyor şekerim.

Evet, Diyarbakır buluşması aynı zamanda AKP ve BDP arasında daha şimdiden başlayan muhteşem rekabetin ölçüsünü gösteriyor. İki parti de Kürtlerin oyunu almaya çalışıyor, rekabet serbest, dileriz iyi olan oyları alır. Tabii burada çok önemli bir başka nokta daha var: Pragmatizmin, bir siyasi partiyi, rakiplerine karşı nasıl ilerici bir noktaya taşıdığı, nasıl yenilikçi bir çizgiye oturttuğu... Bir AKP’ye bakın bir de MHP ve CHP’ye. Onlar neden Kürt oylarını almak için bu tür girişimlerde bulunmuyor ve o kırık dökük tabularından hiç taviz vermiyorlar. Alın işte AKP, Kürdistan’a da Şivan ve Diyarbakır gibi Kürt sembollerine de sahip çıkıyor, tabuları eziyor, olması gerekeni yapıyor. Oy için mi yapıyor, canı sağolsun...

Ve dilerim ki bu AK Parti damarlarındaki bu pragmatizm, Erdoğan’ı sürekli laik değerlere çomak sokma alışkanlığından da vazgeçirir.


Bir dipnot:
 Yazılarını kaçırmadan okuduğum Sevgili Emre’nin yazdığı gibi Barzani ziyaretini Öcalan’ın çatlayarak izleyeceğini hiç zannetmiyorum. Çünkü Barzani ile Öcalan arasında herhangi bir rekabet yok, bir kere birbirlerinin alternatifi değiller, çünkü kulvarları farklı.



www.vivahiba.com

twitter.com/hidirgevis