• 24.11.2013 00:00

 

Adnan Hoca ve Kedican show

TV8’i satın alan Acun, bambaşka gıcır gıcır bir kanal yaratmak için icraatlara başladı bile. Ben de çok merak ediyorum, neler yapacak acaba diye. Acun’un TV8’i eğlence kanalı hâline getireceği söylendi, haber istemediği söylendi. Mantıklı tercihler, çünkü varolan türde kanallara bir benzerini daha eklemeye hiç gerek yok. Hem zaten Türkiye’de, Amerikan Bravo kanalı gibi bir eğlence kanalı boşluğu var.

Acun’un kanalında muhtemelen realty show’lar, gençlere yönelik komedi programları, filmler, mini diziler olacaktır. Yeni yapılacak programlarla kanalın kimliği ortaya çıktığında, televizyon sektöründe taşlar yerinden oynayabilir, trendler değişebilir...

Ben Acun’un yerinde olsam, Adnan Hoca ve Kedicanlar’ını transfer ederdim. Son derece sempatik, farklı ve eğlenceli biri Adnan Hoca... Her biri barbie bebeğin balıketi versiyonu gibi olan Kedicanlar’ı da öyle... Hoca ve Kedicanlar’ı daha şimdiden Türkiye’nin liste başı fenomenleri. Eğer farklı bir formatla ve kitlesel bir kanalda izleyici karşısına çıkarlarsa izlenme rekorları kıracaklarına eminim.

***


El Cezire önce online’dan yayına başlayacak


Al Jazeera
 kanalı benim en favori kanallarımdan biri ve bence CNN International’a beş çeker. Haber konusunda çok daha zenginler, haber belgeselleri harika... Batı dünya merkezli değiller... Doğu dünyanın sesi ve sıcaklığı bu kanala ayrı bir lezzet katıyor.


Al Jazeera
 kanalının Türkiye’deki versiyonu ise El Cezire Türk... Türkçe yayın yapacaklar... Kendi kadrolarını oluşturdular ve ha yayına girildi ha girilecek derken yıllar geçti. Kanal hâlâ yayında değil. Aldığım duyuma göre El Cezire, televizyondan önce, online üzerinden yayın yapacak. Daha sonra televizyondan yayına girecekler. Deneyimli televizyoncu Gürkan Zengin’in haber direktörlüğünü yaptığı kanalın bu konudaki dijital operasyonlarını Can Tüzüner yürütüyor.

Kanalın bu kararı bence hiç de fena bir düşünce değil. Mobil telefon, internet ve sosyal medya kullanımının bu kadar yüksek olduğu bir ülkede online üzerinden giriş yapmak kendileri açısından iyi sonuçlar doğurabilir. Bu durum, Türkiye’deki web televizyonculuğu ve benzeri yeni yatırımları cesaretlendirecektir.


El Cezire
’nin, şubat ayına kadar online’dan yayına başlaması tahmin ediliyor. Hayırlı olsun, yolları açık olsun. Medyaya yeni bir heyecan katacakları, kalite konusunda çıtayı yükseltecekleri kesin.

***


Belediye seçimlerinde dijital stratejiniz ne

Önceki hafta, Mediacat dergisinin düzenlediği ‘Brandweek İstanbul’ etkinliği vardı. Konuşmacı konuklardan biri olan Ravi Singh’i dinlemek için ben de Çırağan Otel’in yolunu tuttum. Ravi seçimlerde dijital kampanya yürütmenin püf noktalarıyla ilgili ilginç bilgiler verdi.

Ravi, İstanbul’da kendisini en çok şaşırtan şeyin, herkesin elinde bir cep telefonu olduğunu görmek ve sosyal medyaya gösterilen ilgi olduğunu belirtti. Bu durumda Türkiyeli siyasetçilerin dijital alanı ne derece kullandıklarını merak ediyor tabii. Çünkü onun işi bu, seçimler konusunda siyasetçilere yardımcı olmak.

Burada ben devreye gireyim. Siyasetçiler Facebook ve Twitter’ın gücünü fark etmişler etmesine ama önemini fark etmemişler. Çünkü bu alanlara geniş kadrolarla yatırım yapmaya hâlâ yanaşmayanlar var. Ülke nüfusunun yarısının Facebook’ta yaşadığı düşünülürse, meydanlar ve kahve gezmeler yeterli değil. Fiziki iletişimin getirdiği zorluklar, zaman ve para kaybındansa sosyal medya üzerinden kitlelere ulaşmak daha mantıklı. Çünkü daha kolay ve daha ucuz. Ama uzmanına danışarak tabii.

***


Film festivali mi... Biraz da komedi festivali yapın

Geçen perşembe gecesi düzenlenen bir ödül töreniyle, Malatya Film Festivali sona erdi. Malatya, Türkiye’nin diğer kentlerinde varolan film festivallerin bir benzerini. Ülke maşallah bir film festivalleri cenneti zaten. Bu konuda ciddi bir enflasyon olduğu bile söylenebilir. İstanbul’da var, Ankara’da var Antalya’da var Adana’da var, var da var... Her yerde film festivali var.

Ancak bu festivallere halkın ilgisi çok düşük, onu söyleyeyim. Hani zaten film festivali sahibi olan kentlere bir şey demiyorum. Malatya, üzerine alınmasın yani... Ama işte kendi kentlerinde film festivali organize etmeyi aklından geçiren belediyelere tavsiyem şu; sakın yapmayın. Biraz farklı alanlar seçin, halkın daha çok ilgi göstereceği alanlar... Film festivalleri sadece İstanbul merkezli sinema camiasını memnun eden, şımartan organizasyonlar, o kadar. Siz bırakın sinemayı, bırakın İstanbul’a yalakalık yapmayı, kasmayın daha fazla ve gelin başka şeyler deneyin. Örneğin komedi festivali yapabilirsiniz. Ülkenin farklı bölgelerinden komedyenleri getirin, farklı konseptlerde gösteriler yapsınlar. Şehir halkının biraz ruhu şenlensin. O çoğu birbirinden sıkıcı ve asosyal sinemacıları şehrinize doldurmakla elinize bir şey geçmez, söyleyeyim.



www.vivahiba.com

[email protected]