• 8.12.2013 00:00

 

Saatim 10 bin dolar

Türkiye’ye döndüğümden beri gazetecilikten nasıl para kazanabileceğim konusunda planlar yapıyorum. En son ‘gazetecileri evlat edinin’ projem vardı.

Evlatlık projem kısaca şunu öneriyordu: Sivil toplum kuruluşları, kendi kafalarına uygun gazetecileri işe alsınlar ve yaptıkları etkinliklerin haberlerini onlara yaptırtsınlar. Ya da çalışma alanları neyse, gazeteciye o alanlarda haber yaptırtsınlar. Maaşını da ödesinler.

Ancak bu planım tutmadı, ilgi de görmedi, kimsenin umurunda da olmadı.

Peki, ben bu durumda ne yaptım, bunalıma mı girdim, tabii ki hayır. Mücadeleye devam ettim. Hızımı hiçbir yenilgi kesemezdi.

Kendi kurduğum bir danışmanlık şirketi var. Bununla şöyle bir iş yapacaktım. Bütün akademisyen, yazar, sanatçı ve entelektüellerle sözleşme imzalayacaktım. Bu insanlar televizyona mı çağrıldı, panele mi çağrıldı ya da başka etkinliklere mi çağrıldı; aracı ben olacaktım. Örneğin TV kanalına yorumcu olarak davet edildiklerinde, kanaldan para talep edecektim. Konferansa davet edildiklerinde yine aynı; para talep edecektim... Business class uçmalarını sağlayacaktım... Özel şoför tahsis edilmesini sağlayacaktım... İyi bir otelde kalmalarını sağlayacaktım... Alacakları ücretin dışında masraflarının karşılanmasını sağlayacaktım...

Amacım kimsenin para vermek istemediği, hep bedavaya getirmek istediği düşünceye parasal değerini kazandırmaktı. Çünkü bu ülkede her şeye para var ama düşünceye gelince yok anasını satayım. Çünkü herkes ‘ay bunu ben de düşünürüm’ küstahlığında. Oysa örneğin akademisyenler yıllarını veriyor o hâle gelmek için...

Ancak bu projem de tutmadı. Sözleşme gönderdiğim, yazar, gazeteci vesaire vesaire arkadaşlarım bana geri dönüş yapmadılar. Ben yine kaldım mı orta yerde çük gibi.

Şimdi yeni bir planım var. Sosyal medyadan ve e-mail yoluyla hayranlarımdan sık sık mesajlar alıyorum: ‘Hıdır Bey bir kahve içelim’, ‘Hıdır Bey bir yemek yiyelim’ diye. Eskiden saf saf kalkar gider buluşurdum. İyi kalpli bir yazar olduğumu çevreye ispatlamak için. Yok anacım, bir işime yaramıyor, karşı tarafın işi görülmüş oluyor.

Artık bu tür teklifler için bir tarife hazırladım. Kahve içmek isteyenler banka hesabıma bin dolar yatırmak zorunda... Yemek yemek isteyenler 10 bin dolar...

Evimden şoförlü ve sarsıntı yapmayan bir arabayla alınmak istiyorum. Ancak bir şartım var: Hayranlarımla mum ışığında yemek yemek istemiyorum, mümkünse loş diil, flüoresan lambayla aydınlanan bir lokanta seçsinler:))

***


Mandela ile Apo yer değiştirebilir mi

Sergilediği irade ve ortaya koyduğu mücadele ile dünyadaki bütün ezilen halklara ilham kaynağı olduNelson Mandela. Bu büyük liderin ölümünün ardından ABD Başkanı Obama, dokunaklı bir açıklama yaparak şunları söyledi: “Bugün o evine gitti ve biz bu dünyadaki en etkili, cesur ve son derece iyi bir insanı kaybettik. O, artık sadece bizim zamanımıza ait değil, çağlara ait biri” dedi.

Ancak Amerikan sağı özellikle geçmişteki Amerikan liderleri Mandela ile ilgili hiç de Obama gibi düşünmüyorlardı.

Örneğin 80’li yıllarda Reagan, Afrika Ulusal Kongresi’ni çok açıkça terörist ilan ederken Apartheid yönetimini ise ‘iyi’ diye nitelendiriyordu. O Apartheid rejimi ki Güney Afrika Cumhuriyeti vatandaşları olan siyahlara hayvan muamelesi yapıyor, fırsat buldukça yine bir hayvan gibi öldürüyordu. Hani bu durumu biraz AK Parti öncesi eski devletin, Kürtleri öldürme alışkanlığına benzetebilirsiniz.

Mandela, Amerikalıların terörist ilan ettiği Afrika Ulusal Konseyi sayesinde pis ve insanlık dışı bir rejime son verdi. Beyaz siyah ayrılığı ortadan kalktı ve bütün vatandaşlar eşitlendi. Ancak bu büyük lider tam 27 hapis yattı.

Evet, Heritage Foundation gibi Amerikan muhafazakâr düşünce kuruluşları, Mandela’yı 90’lara gelindiğinde bile terörizmi destekleyen bir isim olarak görüyorlardı. O da ne ki Mandela 2008 yılına kadar Amerikan ‘terrorism watch list’indeydi.


Şimdi bu süreçten 
çıkaracağımız bir politik modeli, Türkiye’ye uygulayanlar çıkabilir ve diyebilirler ki. Öcalan da tıpkı Mandela gibi yasadışı bir örgüte liderlik ederek, yasa dışı yollardan, baskıcı inatçı ve ayrımcı bir devletle savaştı. Hapse düştü. Bu bir kirli savaştı tamam ama bu savaş ağır bedellerine rağmen, Türkiye devletinin değişmesine, anti-demokratik yönlerini budamasına, ayrımcılığa son vermesine ve AK Parti gibi gerçek anlamda bir sivil bir iktidarın ortaya çıkmasına neden oldu.

Ben demiyorum diyenler vardır diyorum... He he he:)))



www.vivahiba.com

[email protected]

http://www.taraf.com.tr/hidir-gevis-2/makale-saatim-10-bin-dolar.htm