• 12.12.2013 00:00

 

Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan

Başbakan Erdoğan’ı da AK Parti’yi de yeri geldiğinde eleştiren bir gazeteciyim. YazılarımTaraf ’ın internet arşivinde duruyor, açar bakarsınız... Ancak son 10 yılın bu çok önemli liderinin, uyguladığı politikalardaki negatif yönlere, aksaklıklara, hatalara, şunlara bunlara rağmen Türkiye’ye çağ atlattığına çok samimi biçimde inanıyorum.

Erdoğan’ın belli ölçüde otoriter olduğuna da inanıyorum, ancak bu otoriterliğin dozu aşmadığını, aksine ülkenin kendini toparlaması için gerekli maksimum ölçüde pozitif bir otoriterlik olduğuna da inanıyorum. Bunu da über liberal bir yazar olarak söylüyorum, olası, üzücü yan etkilerine rağmen söylüyoum.

Eski devletin hâlâ iktidarın ayaklarına dolandığı, hâlâ provakasyonların bir şantaj usturası gibi yönetenlerin boğazına dayandığı, açıkçası siyasi sistemi oturmamış olan bir ülkeyi, kontrolcü olmadan ayakta tutmanız sadece küçük bir kız hayali. Hani harikalar diyarı diye bir yer olsaydı, Erdoğan da bizim düşlediğiniz ölçülerde harika bir lider olabilirdi. Ancak gerçekler çok sert, çok yakıcı ve bazen çok tehlikeli; o nedenle harika bir ülke değiliz, harika olmaya çalışan bir ülkeyiz.

Eğer Erdoğan bugün istediğimiz modelde bir lider olsaydı, kendinden önceki siyasi liderlerin durumuna çok rahat düşebilirdi; yani başka güçlerin canı istediği gibi oynadığı ‘toy boy’ olurdu, onların oyuncağı olurdu. Ancak Başbakan Erdoğan, Erdoğan olabildiği için kimsenin oyuncağı olmadı.

İşte bu yüzden, bütün kızmalarıma, takılmalarıma, gezi dönemi gibi duygusallığımın tavan yaptığı dönemlerde ortaya koyduğum keskin çıkışlarıma rağmen, Erdoğan bana güven veren tek siyasi lider. Çünkü O’nun kimsenin oyuncağı olmadığını biliyorum.

Bir kere, Türkiye’de Özal’ın başlattığı ekonomik devrimleri siyasi devrimlere dönüştürebilme becerisi gösterebilmiş bir lider Erdoğan... Bu büyük dönüşümü (isteyen devrim de diyebilir) ne bir isyanla ne de İran’da yapıldığı gibi gibi insanları darağacında sallandırarak yaptı. Ülkeyi yönlendiren devlet içinde ve devlet dışındaki farklı gruplarla belli ölçüde uzlaşa uzlaşa, tavizler vere vere sivil iktidarı güçlendirdi ve bugünlere geldi.

Geçmişte İstanbul’un ortasında patlayan bombalar şimdi patlıyor mu... patlamıyor. Geçmişte her gün yüreğimizi yakan şehit ve gerilla haberleri şimdi geliyor mu... gelmiyor. Geçmişte dededen bürokrat Ankaralıların çocukları devlet burslarıyla yurtdışına giderken şimdi köylü çocukları gidiyor mu... gidiyor. Geçmişte ülkeye düşman kampta yer alan Öcalan şimdi Türkiye’nin çıkarlarını gözeten bir vatansever gibi davranıyor mu... davranıyor... Geçmişte ülke ekonomisini delik deşik eden o iğrenç IMF’den şimdi eser var mı... yok... Geçmişte bütün ülkelerin ekonomisi üzerinde kirli oyunlar çeviren uluslararası finans kuruluşları şimdi istedikleri gibi cirit atıyorlar mı... atamıyorlar. PKK geçmişteki gibi savaşıyor mu... savaşmıyor. Geçmişteki gibi büyük devlet ihaleleri büyük ailelere mi veriliyor... verilmiyor... Geçmişte Kürt sözcüğünü dilimize alamazken şimdi her şeyi aradaki kazalara rağmen özgürce tartışıyor muyuz... tartışıyoruz... O hâlde her şey tam iyiye giderken bu kriz niye?.. VeTaraf gazetesinin aktivist kıvamdaki haberciliğini iyice ileri götürüp bu kadar militan bir düzeye taşıması niye?..


www.vivahiba.com
twitter.com/hidirgevis