• 22.12.2013 00:00

 

Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruzBu fişlemenin tam ne olduğunu inanın bilmiyorum. Dün Twitter’dan sordum ama cevaplar beni tatmin etmedi. Eskiden sol yayınlarda okuduğum haber ve yazılardan aklıma saplanmış şeyler; fişleme ve fişlenmek.

Geçenlerde Derya Köroğlu ve Selim Atakan ile yapılmış güzel bir röportaj okudum, Zaman gazetesinde... Onlar da acıklı sözcüklerle ‘geçmişte, suçumuz yoktu fişlenmiştik’ demişler. Fişlenince ne olmuş, hayat onlardan neyi esirgemiş o belli değil. Ayrıca da hiç hoşlanmadığım bir şeydir... Bizde insanlar kendilerini mağduriyetleriyle kahramanlaştırmaya çalışırlar... Mağduriyetleriyle sempati toplamaya çalışırlar.

Kimsenin acısını ve sıkıntısını küçümsemiyorum elbet. Geçmişte fişleme devletle ilişkinde ayrımcılığa uğramana neden olabilirdi belki. Polis tarafından hiç yok yere alınıp içeriye atılmana da... Ancak günümüzde bunun bu kadar sorun olacağını pek zannetmiyorum. Hepimiz kendimizi sosyal medyada zaten gönüllü olarak fişlemiyor muyuz. Twitter’da tweet yazanlar bütün gün kendi ideolojik görüşlerini deşifre ediyorlar. Facebook deseniz, yedi sülaleniz orada. Neredeyse kaçta uyuduğunuzu, ne yiyip ne içtiğinizi, kimlerle görüştüğünüzü sergiliyorsunuz. Foursquare’de saat kaçta nerede olduğunuz belli.

Ve hatta biliyoruz ki özel şirketler bizi işe alma aşamasında Facebook sayfamıza bakarak karar verebiliyorlar.

Bilmiyorum, bu kendi kendimizi gönüllü olarak fişlemekten bu über şeffaflaşmadan sonra geriye fişlenecek başka neyimiz kaldı ki...
 

Amerika İran’la ticaret yapıyor da bu iş bize niye haram

Amerikan Kongresi’ndeki çok afedersiniz 47 kazık adam, nisan ayında Amerikan Dışişleri’ne ve Hazine Bakanlığı’na bir mektup yazmışlar. Mektupta Halkbank’ın İran’a yaptığı altın ihracının incelenmesi istenmiş. Bu talebin amacının ise İran’a uygulanan ambargoları sıkılaştırmak ve terörist faaliyetlerin finansını durdurmak olduğu belirtilmiş..

Şimdi bakın siz şu işe ki bu 47 kazık adam, Türkiye’nin İran ile ticaret yapmasını önlemeye çalışıyor ve bu konuda Amerikan hükümetine baskı yapıyor... Yapıyor yapmasına ama öte yandan da 30’un üzerinde Amerikan şirketi, İran’da faaliyet gösteriyor. E, peki nasıl oluyor bu iş?

Daha geçen mayıs ayında Amerikan CNN televizyonunda bir haber vardı. Habere göre 30’un üzerinde Amerikan şirketi İran ile ticaret yapıyordu. Oysa 1980 yılında bir yasa çıkmış ve buna göre Amerikan vatandaşlarının ve şirketlerinin İran ile ticaret yapmaları yasaklanmıştı... O hâlde bu yasaklamaya rağmen Amerikan şirketleri orada ne geziyor?

Ne mi geziyor, ne gezecek, para kazanmaya çalışıyorlar. Peki, yasak olduğu hâlde bu işi nasıl yapıyorlar. E, onlar bu işi kitabına uydurarak yapıyorlar. Bizimkiler gibi açık vermiyorlar... Hatta ve hatta şunu söyleyeyim, bir önceki Amerikan başkanı Bush’un yardımcısı Cheney’in Halliburton adlı firmasının Tahran’da bir ofisi var. Bu firma, İran’ın güneyinde petrol kuyusu kazıyor.

Olayı kitabına nasıl uydurmuşlar biliyor musunuz. Şirketin kaydını Cayan adalarında yaptırtmışlar, merkezini ise Dubai’ye yerleştirmişler, çalışanların ise hiçbiri Amerikalı değil. Dolayısıyla illegal hiçbir durum yok ama illegal tabii.

Sadece o mu... Şu bildiğiniz Caterpiller de İran’da... General Electrics de İran’da... Hidroelektrik santral projesi üzerinde çalışıyor.

Elbette Amerikan Girişimciler Enstitüsü İran’da iş yapmanın terörizme yaltaklık yapmak olduğunuz söylüyor ve bu durumu eleştiriyor. Ancak yapacak bir şey yok, her illegalite legalize edilmiş.

Bir de şu var tabii. Geçen ekim ayı sonunda İran’la Cenevre Nükleer Anlaşması’nın ardından Batılı şirketler Tahran’daki otelleri doldurmaya başladı. Çünkü İran’a yönelik ekonomik müeyyidelerin kalkma durumu var...

E, bütün bunlar ortadayken Halk Bankası’nın İran’la ekonomik birtakım ilişkileri neden illegal oluyor... Neden bu ilişki pis bir yolsuzluk olayı aniden açığa çıkarılarak bitirilmeye, hükümetin altı oyulmaya çalışılıyor, soruyorum?

Şunu da not düşeyim... Ben her şeyin arkasında Amerikan parmağı arayan biri değilim. Yazılarımı okuyan bilir. Amerika’yı da Amerikalıları da aşırı derecede severim. Ayrıca Amerika benim 2. Vatanım...


www.vivahiba.com
twitter.com/hidirgevis

 

http://www.taraf.com.tr/hidir-gevis-2/makale-sosyal-medyada-kendi-kendimizi-zaten-fisliyoruz.htm