Bin yıl sürecek mi demiştiniz?

  • 17.01.2013 00:00

Tarih 16 Ocak 1998.

Türk siyasi hayatına kara bir leke olarak geçecek bir kararla Refah Partisi tarihe karışmıştı. Ülkenin en büyük siyasi partisi, askeri vesayetin her tarafı sardığı bir dönemde, bugün bile hala vicdanları kanatan bir kararla kapatılmıştı.

Bundan tam 15 yıl önce . 2 milyona yaklaşan üyesi, yüzlerce belediye başkanı, binlerce yöneticisi olan bir partinin kapısına kilit vurulduğu gün.

Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, daha henüz iktidarda iken Refah Partisi hakkında, "Lâik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri" gerekçesiyle açtığı dava sonuçlanmış ve Anayasa Mahkemesince kapatılmıştı.

Cuntanın, derin devletin, oligarşinin en baba beyinleri toplantı üstüne toplantı yapıp, devreye soktuklar zinde güçlerle yok etmişlerdi partiyi.

Üstelikte hukuk eliyle.

Büyük bir onur ve şerefle 13 yıl boyunca her kademesinde görev yaptığım ve kapatılma anında Refah partisi Bolu İl Başkanı olarak tarihe şahitlik ettiğim bir gündü.

Zor günler, zor zamanlardı. Geldi geçti ama nasıl geçti; onu ancak yaşayanlar bilir. Sonrası ise daha dramatikti.

Mahkeme kapılarında, adliye koridorlarında geçen yılları unutmak çok zor.

O tarihlerde bana açılan davalar sadece Refah Partisi ile ilgili değildi tabi. Bugün bir çoğumuzun hatırlamakta dahi zorlandığı bir çok toplumsal taleplerin öncüsü olmanın bedelini ödetmek için defalarca ifadelerim alınarak,hakim karşısına çıkartılmıştım.

Siyasi partiler kanununa muhalefet, başörtülü kızların İstanbul-Ankara arası yürüyüşünü organize etmek, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet, laikliğe aykırı eylemlerde bulunmak, TBMM ve devletin askeri kuvvetlerinin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif etmek, halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek suçlamaları aklımda kalanlar.

Bütün bu davaların, mahkemelerin ve baskıların sonucu da doğal olarak özgürlüğümüzün kısıtlanıp hapishane koğuşuna tıkılmam oldu tabi.

Hayat ne garip.

Tam 15 yıl önce bana ve benim gibi bir çok insana cüzzamlı  gibi davranan, o meşhur 28 Şubat post-modern darbesinin baş aktörlerinin bir kısmı şimdi zindanlarda.

O karanlık dönemde benimle birlikte hayatımızın karartıldığı bazı dost ve arkadaşlar ise bugün Bakan, Milletvekili ve bürokrat…

Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat ise çoktan millet nezdinde tarihin çöplüğüne gömüldü.

Aradan geçen yıllar sonra geriye dönüp baktığımda; zerre miktarı yaşadıklarımla ilgili pişmanlık, bana yapılanlara karşı öfke, bunları yapanlara ise bir intikam taşımadığımı söyleyebilirim.

Çünkü biz ötelerin ötesine inanıyoruz. İşin sırrı,  o zamanlarda içimizi çok ısıtan bir yazı da saklı.

Gazeteci -Yazar Ahmet Taşgetiren Refah Partisi’nin kapatılma davasının Anayasa Mahkemesinde görüldüğü zamanlarda Rahmeti Erbakan Hoca için meşhur “Savunan Adam” isimli bir köşe yazısı yazmıştı. Yazısında “Her şey bitecekti bu dünyada. Tarihe düşülen notlar kalacaktı. Onlar gidecekti ebediyet alemine. Her yapılanın yazıldığı bir tarih kütüğü vardı, o taşınacaktı en yüce mahkemeye. Yargı adamlarının da yargılandığı bir mahkeme daha kurulacaktı. Önemli olan oraya taşınan zabıttı. Onun için savunan adam adına hiçbir şeye üzülmek doğru olmazdı. Dünyevi üzüntü ve sevinçler, dünyevi zafer ve mağlubiyetler hep geçici idi. Önemli olan dünyada “ebediyen kalıcı olan”ın sırrını yakalamaktı. Savunan adam, belki en kalıcı eylemini, orada dururken gerçekleştirmiş olmaktaydı.” Demişti.

Bütün hayatım boyunca tarih kütüğünün en yüce mahkemeye sunulacağı inancıyla yaşadım, yaşamaya da devam edeceğim.

Bildiğim doğru ve hak anlayışının hakim olması için yaptığım mücadelenin bedelini ödedim. Aç kaldığımız, yoksun kaldığımız, ötekileştirildiğimiz günlerin elbet karşılığı olacaktır.

 

Velhasılı hak ve adalet mücadelemiz dün vardı, bugün de var, son nefesimize kadar da olacaktır. Dünyalık korkularımız ve beklentilerimiz olmadığı için Rabbimize ne kadar şükretsem azdır.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.