ARTIK “HRANT’LA SOYKIRIMLA”YÜZLEŞİN!

  • 18.02.2015 00:00

               Hadig (Hemşin Kültür Araştırma Derneği) kuruluş toplantısı İstanbul'da, Zeytinburnu’nda, Hopa Ortaokulundan bir arkadaşımın iş yerinde idi. Benim dayıoğlu Naci ile Harem’de buluşup toplantıya katıldım. Toplantıdaki bir  arkadaş Hemşin Ermenisi olduğunu - biraz da tedirgin- ifade edince gösterilen tepkileri hayretler içinde üzüntüyle izledim. Evet tarih ile yüzleşmenin, Hemşin kimliğinin korkusuzca sahiplenilmesinin zamanı diye düşünmüştüm. Tam da düşündüğüm gibi oldu. Dernek kuruldu. ("Halklar ve İnançlar Hapishanesi"nde.) Demokrasi, eşitlik, özgürlük ve  halkların kardeşliği zemininde yeni yaşam yolcuları taraf oldular, çağrıda bulundular. Türkiye ‘de var olan tüm dil, kültür ve inançların yok olmaması, sahiplenilmesi, yaşatılması için “Kimanakta hozaik!” ("Duyuyor musunuz, buradayız!") çığlığı...

Şimdi sevgili Hrant ile tanışan, konuşan, gönderdiği kitaplar ile yeniden gerçek kimliği ile buluşan insan olarak "19 Ocak anmalarının programını ne zaman değiştireceğiz?"diye düşünmeden edemiyorum. Yani onun katledilmesine karar veren devletin (başta MGK olmak üzere,kademeli olarak tetikçilere kadar uzanan zincir) tavrını   görmemiz gerekiyor. Eski  rejimi ("Ancien regime") koruma, muhafaza etme refleksi mi ağır basacak, yoksa, günümüzde kendini dayatmakta olan demokratik refleksler mi? Sekiz yıldır aynı yerde dolanan yargı süreci Kemalist vesayet sisteminin kendini koruma siyaseti değil de nedir?

Hrant’ı güvercin tedirginliği içinde yaşatıp katleden sistemin sicili o kadar çok kabarık ki! İttihat Terakki’den bu yana gelen soykırım  geleneği Susurluk’a kadar uzanıyor. İsviçre’ye Perinçek’in yanında giden ekip Roboski’yi unutturmaya çalışıyor. Demokrasiyle, insan haklarıyla ve  evrensel hukuk ile barışık olmayan sabıkalı düzen siyasetçileri sekiz yüzyıllık birliktelikten dem vurarak Türkler ile Ermenilerin karşılıklı güven ve işbirliğinden bahsediyorlar. Utanmadan Çanakkale anmasını Ermeni Soykırımının yüzüncü yılı olan 24 Nisan'a taşıyorlar.                   

  Esasında demokrasi ve barış geleneği olan  onurlu siyasetçiler, Almanya Şansölyesi Willy Brandt'ın  1974 Yılında Varşova’da 60 bin Yahudinin katledildiği yerde sessizce diz çökerek Almanya adına özür dilemesini örnek gösterirler.  Ülkesi adına, halklar adına...Bu, Türkiye’nin yüz yılllık yalnızlığını gösteriyor. Çeşitli parlamentolarda soykırım kararlarının kabul edilmesi Türkiye’deki zihniyet değişimine katkı olur iyimserliğini taşımak isterim. Geçmişten günümüze işlenen bunca cinayetlerin, katliamların seyircisi bir toplum olmaktan kurtulmanın zamanı gelmedi mi? AKP, CHP ve benzerleri Perinçek’in safında oldukça Agos'un önündeki kalabalıkların çoğaldığını göremezler, dilini de anlayamazlar. Artık din, dil farkı değil; devlet ve otorite değil; barış ve kardeşliğin dili ile konuşuluyor. Halklar ve Hrant’ın arkadaşları bu ortak dilin başarısını görüyorlar.

Kazanacağız...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • Ad Soyad Giriniz...
    Ad Soyad Giriniz...
    24.02.2015 20:54

    sayın sarıbaş siz hemşinlimisiniz bence ermenisiniz hemşin adı altında faliyet yürütmektesiniz.Hemşin kelimesi genel anlamda kullanılırsa bizim bölgemizde lazca bilmeyenlerin 0/0 90 ını kapsar .onun için senin ermeni olduğunu anladık ama genel yazılar yazarak veya hemşin adını kullanarak genel yazı yazman amaçlarını gösterir.bende hemşinliyim ama benim 500 senelik osmanoğlu ve (sumehi) lazca uç ok boyundan gelmekteyiz .bu ükede sizin gibiler her zaman çıkar ama bizim gibiler size hiç fırsat vermeyiz.

  • Hrac Madooglu
    Hrac Madooglu
    27.02.2015 17:32

    "Hemsinli" Fatih doneminde zorla Muslumanlastirilan Ermenilere verilen isimdir. Hemsince, Ermenicenin bir varyasyonudur. Son senelere kadar cogu Ermeni kokenli oldugunu, konustuklari dilin de Ermenice oldugunu bilmezler, bilenler de seslerini cikarmazlardi.