• 23.10.2016 00:00
  • (18904)

Aydınlanma kavramı üzerine tartışma açma niyetinde değilim. Farkında olmamız gereken nokta aydın kime denir, aydınlanma nedir ve tarihin hangi döneminde kitlelere mal olmuş ve paylaşılmıştır?  Türkiye’ye yansıması, Osmanlı’da aydınlanma ve cumhuriyet dönemi süreçlerini günümüze taşıyıp çoğulcu demokrasiye, barış ve ekolojiye katkısını düşünelim. Dolayısıyla belirleyici olan siyasetle buluşmasına, bilimsel tarih çalışmalarından yararlanarak yol alırsak sağlıklı sonuçlara ulaşırız. Benzer şekilde kültür kavramına da aynı noktalardan yaklaşabiliriz. İlgilenmemiz ve tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de yaşıyoruz. Evet küreselleşme süreci ile doğal olarak iç içeyiz.(Çin’deki G 20 top. Gelişmiş 20 ler.) Egemen Türk kültürü ve asimilasyonun halklar ve kültürler üzerindeki etkisi aralandı.   Farklı inançlar, kimlikler özgünlükleri ile kitlelerle buluşmaya başladı. Kürt halkı tüm engellemelere karşı bedel ödeyerek geri alınamaz kazanımlarına yenilerini ekliyor. Peki Hemşinliler ve Hemşin kültürü küreselleşmenin çok hızlı şekilde yaşandığı değişimin neresinde? Feodal köy ve yaylacılık yaşamının yansıtıldığı müzikal çalışmalar kent kültürü ile buluşmasına katkı sunacak mı? Ve ya Özcan Alper’in sonbahar filmindeki ağıtlar… Yazılı kültürümüz, yaşanmışlıklar tarihe not düşülmediğinden veya kaynaklara ulaşılamadığından egemen devletler(Osmanlı-Türk) kültüründen etkilenmemek mümkün değildi.  Sünni İslam baskısı, vatandaş Türkçe konuşlar ve de ispiyoncuların gayretleri ile Türkçü, siyasal İslamcı Hemşinliler özellikle 12 Eylülden sonra çoğalmaya başladılar. Kırsal alanlardan kentlere göç, kamusal alanlarda çalışma, iş güvencesi, ana dil ve emeğine yabancılaşma kısaca asimilasyon hızla yaygınlaştı. Beni bu konularda düşündüren ve yazmaya zorlayan Feto’cusundan bilmem ne tarikatına kadar ilgi duyanları gördükçe sorgulamayı daha çok zorunlu görüyorum. Sistemle ilişkilerde bütünleşme ve teslimiyet doğal olarak duruş ve bakış açılarında farklılıkları ortaya çıkarıyor. Bizim Zendidi (Balık) köyünden Lüleburgaz’a yerleşmiş, belki de yüzde yüzü işçi, emekçi olan 50,60 aile yaşıyor.1950 li yıllarda DSİ de sondor olarak işe başlayan Bilal usta (Şerif oğlu Bilal Yılmaz) yetki sahibi oldukça yakınlarından başlayarak nerde ise köyün yarısını işe yerleştirmiş.Bugün kimlik ve sosyal alanda varılan nokta;Hemşinli’yim demekten kaçınan,çevreye uyumlaşmış,muhafazakar Kemalist milliyetçi bir topluluk oluşmuş.Cumhuriyetin dayattığı Karadenizlilik veya tümüne Laz şablonu kabullendirilmiş durumda. Hemşinli’yi, Pontos’u(Rum), Gürcü’yü, Laz’ı yok sayan kültür yutturmacasıyla tam bir aymazlık…

Amacım arkadaşımın Hemşinli aydınlar nerde diye sorduğu soruyu tartışmaya açmak. Özellikle son yıllarda yaşadığımız siyasi kutuplaşma, ötekileştirme ve de savaşın yansıttığı karamsarlık, askeri ve sivil darbe süreçleri, diktatöryal uygulamaların Hemşinli kimliğini taşıyanlara yansımaması mümkün değil. Burada esas olan kimlikle birlikte farklılıkların barış içinde bir arada yaşam kültürünün amasız, fakatsız savunulmasıdır. Yanı evrensel hukuk normlarının bizde de geçerli olması. Demokratik, çoğulcu anayasanın var olduğu toplumlardaki dillerin, anadil olarak kabul görmesi, kaybolmanın önlenmesi için kamusal alanlardaki sorumluluğun daha çok paylaşılması gerekiyor. Hindistan, Kanada, AB ülkelerindeki örnekler dikkate alınabilir. Hemşince dil ve kültür çalışmaları Gor dergisi aracılığıyla paylaşılması çok önemli ve zorunluluk olsa gerek. Yarattığı sinerji ve tartışmaları doğal karşılamalıyız. Ermeni ilişkilerine saldırı 90 yıllık vesayetçi, tekçi devlet savunuculuğu yansımasıdır. Derginin yaygınlaşması, benimsenmesi Türkçü Hemşinlilerin rahatsız olmaları boşuna değil.Tarih bilgisi TTK (Türk tarih kurumu) milliyetçi akademisyenlerle sınırlı olanlardan demokratik yaklaşım beklenemez.Anadolu’da Ermeniler ve diğer halkların mirası yok sayılarak cumhuriyeti kuranlar kendi tarihlerini gerçeklerden uzak olarak yazdırdılar.Yetinmediler okulları ve üniversiteleri bilim yuvası olmaktan uzaklaştırdılar…

Sözün özü; okuyan, bilgilenen, bilinçlenen ve de direnmeyi zorunlu gören Hemşinlilerin önlerinde çok önemli bir sınav var.Bu doğrudan demokrasi sınavını hep birlikte kazanmalıyız… Bu arada Ankara’da görülen bir davada Hemşince savunma yapıldığını not düşmek gerek.

NOT: Prof. Dr. Buşra Ersanlı’nın Devlet ve Tarih yazımı çalışmasını ilgilenenlere öneririm...