• 3.02.2017 00:00
  • (1580)

 Türkiye düşmanlığını “Erdoğan'a suikast” çağrılarına kadar vardıran ve bunun en çirkin örneklerini ortaya koyan Batılı siyaset ve medya çevreleri, son günlerde bir şey daha keşfetti: NATO Türkiye'ye müdahale etsin!


Birkaç yıl önce FETÖ çevrelerinden de benzer söylemlerkulaklarımıza çalınmıştı. “NATO Türkiye'ye müdahale edecek”diyorlardı. Aslında “etmeli” çağrıları yapıyorlardı. Çünkü onlar için, kendileri kaybettiyse Türkiye yok olmalıydı! Kendileri kazanamıyorsa dünyanın bütün şer çevreleri Türkiye'ye haddini bildirmeliydi!

Zaten uzun zamandır dünyanın bütün güçlerini, çevrelerini bu yönde Türkiye aleyhine provoke ediyorlar. Dolayısıyla o zamanlar bunu dikkate almadık, önemsemedik, bir beklenti ya da hezeyan olarak gördük.

Birileri alttan alta bir şeyler pişiriyor

Ancak son günlerde, özellikle de 15 Temmuz saldırısından bu yana, dahası Avrupa Birliği'nin açık Türkiye düşmanlığı yaptığı bir dönemde, “NATO ile terbiye etme” diyebileceğimiz bir söylem, iddia giderek yayılır oldu.

Bazı kötümserler, Suriye'nin kuzeyinde PKK'ya verilen ABD desteğinin aslında bir NATO desteği olduğunu, teröre karşı Türkiye'nin yanında yer alması gereken İttifak'ın, tam tersine terör örgütleri üzerinden Türkiye'yi vurduğunu söylüyor.

Alttan alta bir şeyler pişiriliyor, sanki ortam hazırlanıyor, sanki böyle bir şeyi normalleştirme yönünde çaba harcanıyor. Türkiye'nin Batılı bütün kurumlarla ayrıştırılmasının alt yapısıoluşturuluyor.

Bu ayrıştırmanın sonrasının tehdit etme olduğunu, hizaya getiremezse yıpratma olduğunu, “Türkiye ile hesaplaşma”nın bitmediğini, bazı merkezlerde 15 Temmuz sonrası için yeni hesapların yapıldığını anlıyoruz buradan.

Yakında bu söylem Türkiye içine de servis edilecektir

Batı medyasında benzer haberlerin sayısı artıyor. En son İngiliz The Times gazetesi, “NATO'nun Türkiye'ye sesini yükseltmesinin zamanı geldi” diye yazdı. Yani NATO gibi askeri bir ittifak üzerinden özgürlük baskısı uygulayacaklar! Nasıl bir şeyse bu!

Bir terör saldırısı üzerinden olağanüstü hal yasaları uygulayanlar, açık saldırılara maruz kalan Türkiye'ye destek vermek yerine, teröre karşı dayanışma sergilemek yerine, 15 Temmuz gibi işgal girişimiatlatmış bir ülkeye sopa gösteriyorlar.

Ardı ardına bütün kurumlar üzerinden ayar vermeye kalkıştılar, olmadı. Öyle anlaşılıyor ki, geriye sadece NATO kaldı.

Şimdi onu devreye sokmaya çalışıyorlar. Batı basınında yer alıyorsa, bazı siyasi çevrelerde dile getirilmeye başlanmışsa çok yakında Türkiye içine de servis edilecek, bu konuda tartışmalar başlatılacak demektir. Buna hazır olalım. Hem NATO içinden “Türkiye iyi müttefiktir” benzeri açıklamalar sıklaştırılıyor, bir nevi müttefiklik sorgulaması yapılıyorsa daha da hazır olalım.

AB üzerinden baskı yetmedi, NATO'yu harekete geçirelim

Aslında bunun alt yapısı çoktan oluşturuldu. Bazı AB ülkelerinin Türkiye'ye açıktan düşmanlığa başlaması, Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne geçişi engellemek için terör örgütleriyle ortak cephekurması, teamülleri ve ahlak sınırlarını zorlayıcı uygulamalara girişmesi, “bu ülkeyi parçalama hesaplarını” gizlemeye bile gerek duymamaları Türkiye ile AB arasındaki en temel müşterekleri bile bir daha onarılamayacak ölçüde darmadağın etti.

Artık çözülme dönemine giren bir yapının Türkiye'yi sınırlaması, kontrol altına alması mümkün değildir. Bunu kendileri de biliyor. Yüzyılların düşmanlığını bugüne taşıyıp, insanlarımıza, elçiliklerimize saldırmaları, ırkçı örgütler için “Turkofobi” gibi bir kavram üretmeleri, Papa'nın önünde verdikleri pozlarla “Türkiye'nin bu birlikte artık yeri yok” mesajları vermeleri yetmemiş olacak ki, uzak durmanın da ötesine geçip, Türkiye'yi hırpalamaya dönük eylemleri yetmemiş olmalı ki, şimdi NATO'yu devreye almaya çalışıyorlar.

Kuzey Suriye'den bizi vuranlar kim?

Ama biz, henüz açıktan söylemesek de gerçekleri biliyoruz. 15 Temmuz saldırısını planlayanların kimler olduğunu, bunun nasıl bir müdahale olduğunu, uygulayanların nereye kaçtığını, NATO içinde görev yapan FETÖ'cülerin kimlere sığındığını biliyoruz.

15 Temmuz'da NATO'nun rolünün ne olduğunu da biliyoruz. PKK'ya destek veren NATO ülkelerini, Kuzey Suriye'de PKK'lıları koruyan NATO unsurlarını, Türkiye'nin müdahalesini engelleyen müttefikleri, sınırlarımızda PKK rozetleriyle gezen NATO askerlerini biliyoruz.

“NATO Türkiye'ye müdahale etsin”miş! Yahu 15 Temmuz'da zaten müdahale etti. Bu ülkeye işgal ve iç savaş girişimi bu ittifakın üyeleri tarafından yapıldı. Türkiye'yi parçalama senaryoları onlar üzerinden uygulandı. Bu milletten en ağır cevabı da aldı.

Yeniden “cephe ülke”, yeniden vesayet mi?

Mesele şudur: Türkiye ittifak içinde bir “cephe ülke” olarak konumlandı. Ama Türkiye artık bu rolün dışına çıktı. Cephe değil merkez ülke olma yolunu seçti. Bunun intikamı alınıyor.

Tıpkı Batı vesayetinden çıkıp kendi yolunu çizmesiyle Batı'nın hışmına uğraması gibi, artık ”cephe ülke” tanımına sığmadığı için birileri NATO'yu Türkiye'nin üzerine salmaya çalışıyor. İttifak üzerinden yeniden vesayet altına almaya çalışıyor.

Oysa tıpkı AB'nin çözülmesi gibi, NATO da sadece bir Atlantik İttifakı'dır. Ve Atlantik İttifakı yeni dünyayı tek başına şekillendirme fırsatını kaçırmıştır. Her orta ölçekli ve güçlü ülke, yeni dönemde kendi çoklu ittifak ilişkilerine yoğunlaşmak zorundadır. Türkiye de bunu yapmakta, siyasi ve askeri olarak çok yönlü ittifak halkaları denemektedir. Yeni dünyanın temel hareket tarzı budur.

Türkiye içindeki NATO servisçilerine dikkat!

NATO üzerinden korkutanlar, Türkiye'yi yeniden Atlantik içine hapsetme çabası içindedir. Benim endişem, çok yakında içeriden de birileri bizi NATO üzerinden dövmeye, terbiye etmeye girişecektir. Bu kampanyaları dikkatle izlememiz, bunca mücadeleden sonra yeniden eski “cephe ülke” kategorisine mahkum olmayı reddetmemiz gerekiyor.

Ve şunu da ekleyeyim; müdahaleyse o müdahale zaten yapılıyor. 15 Temmuz'dan sonra Suriye'nin kuzeyinde olanları ikinci müdahaleolarak okuyun. Türkiye'yi kim çevrelemeye çalışıyor ona bakın.

Erdoğan'ın küresel sistem sorgulaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hindistan'da, küresel sisteme yönelik ağır eleştirileri, BM'nin yapısına ilişkin sorgulamaları, küresel düzene ilişkin önerileri 15 Temmuz cephesini rahatsız etmiyor mu sanıyorsunuz?

Artık her merkez ülke kendi siyasi havzasına döndü. Daha dar, daha yakın ve o havza içinde ittifaklar geliştiriyor. Türkiye'nin de çok hızlı biçimde daha dar, daha güvenilir ortaklıklara girişmesi gerekiyor. Kendi siyasi havzamızın güçlü ülkeleriyle bir dayanışmaortamı oluşturmak iyi bir planlama olabilir.

Zira Batılı her kurum üzerinden Türkiye'ye saldırılar devam edecektir. Ama bu çoklu güçler savaşında Türkiye'yi tek başına bir ülke olarak görmeyin. Asıl mücadele merkez güçler arasındadır ve burada bir işbirliği yakın dönemde mümkün görünmemektedir. Bu da bize ciddi hareket alanı kazandırmaktadır.