• 21.04.2021 06:27
  • (173)

Merkez Bankası bilançosu hakkında çok sıkı bilgim olmadığını belirteyim. Ben de bu konuda Dünya Gazetesi yazarı Alaattin Aktaş başta olmak üzere Haluk Bürümcekçi, Uğur Gürses, Mahfi, Eğilmez gibi uzmanları takip ediyorum.

Konuyu yazıya dökme açısından ise Kerim Rota’yı söyleyebilirim. Elbette ismini sayamadığım birçok ekonomi uzmanını da eklemeliyim.

Konu hakkında siyaset tarafının ne kadar geriden geldiğini nerede ise bütün ekonomi uzmanları bilmektedir. Belki de toplumun anlaması için 2 yıla yakın süre geçmesi gerekiyordu. Çünkü uzmanların uyarı yazıları ve notları Mart 2019’da başlamıştı.

Benim burada belki biraz tekrar olacak ama yine üzerinde duracağım mesele swap konusu. 2021 Şubat sonu itibari ile Merkez Bankası’nın toplam swap işlemi -52,95 milyar dolar.

Haziran 2018’de swap tarafında Merkez Bankası pozisyonu +3,25 milyar dolardı. Eylül 2018’de bu pozisyon -3,24 milyar dolara dönüverdi. Mart 2019’da ise swap pozisyonu -13,06 milyar dolara çıktı. Ekim 2020’de ise -61,27 milyar dolar ile zirveye ulaştı.

Naci Ağbal döneminde swap pozisyonunda yaklaşık 8,3 milyar dolar pozitif düzelme yaşandı. Ama devamını bilmiyorum.

***

Swap işi neden önemli?

Merkez Bankası bilançosunda bu kalem “ Yurt içi para karşılığında döviz forward ve future’ların toplam açık ve fazla pozisyon büyüklükleri (para swaplarının gelecekteki bacağını da kapsar)” şeklinde verilmektedir.

1 aya kadar kısmı 19,0 milyar dolar, 2-3 aya kadar kısmı ise 13,5 milyar dolar ve kalan 20,45 milyar dolarlık kısmı ise 4 ay-1 yıl arası vadeli. Fakat asıl önemli nokta olan swapların yurtiçi ve yurtdışı kısmını göremiyorum.

Burada önemli olan yer yurtiçi bölümü. Neden mi?

Şöyle izah edelim: Siz yabancı para mevduatınızı bankanıza emanet ediyorsunuz. O bankadan ise Merkez Bankası TL vererek karşılığında dövizi kendi uhdesine alıyor. İşte buna swap, yani takas deniliyor.

Merkez Bankası belirli bir -kısa- vade için yaptığı bu takas ile kasasına sizin bankadaki dövizinizi almış oluyor.

Banka hesabında mevduat olarak görülen döviziniz aynı zamanda Merkez Bankasına geçtiği için orada da rezerv olarak gözüküyor.

Ama bilindiği kadarı ile Merkez Bankası sizin bankadaki dövizinizi takas yolu ile aldıktan sonra kendi kasasında da tutmamış. İşte o dövizi kamu bankaları vasıtası ile tekrar size satmış.

128 milyar doların bir kısmı bu tür işlemden kaynaklanıyor. Kısaca sizin dövizinizin tekrar size satılmasından geliyor.

Burada gerçekten bir ‘cin’ fikir var.

Milletin dövizi tekrar millete nasıl satılabiliyor? Bu fikir kimin ve nasıl aklına gelebiliyor?

Bu önemli bir nokta olsa gerek.

Bugüne kadar ne Demirel ne Özal ne de Ecevit dönemlerinde bu tür uygulamaların konuşulduğunu ve uygulandığını hatırlamıyorum.

94 krizinde ve 2001 krizinde sadece Merkez Bankasının net döviz rezervinin eksiye geçtiğini duymuştuk. Ama o eksi Merkez Bankasının yükümlülüklerinden dolayı yaşanmıştı. Mesela Bankalar döviz mevduatlarının belirli bir karşılığını (şimdilerde yüzde 22) Merkez Bankasına veririler.

İşte o krizlerde bu dövizlerin de altına düşüldüğünü duymuştuk ama Milletin dövizlerinin tekrar Millete satıldığını hiç duymamıştık.

Oysa bugün çok şeyler duyuyoruz.

Döviz satışında nasıl ki Hazine’nin ve perde arkasında Kamu Bankalarının kullanılması gibi...

Satışın saklanması ve bir türlü açıklanmaması gibi...

Burada temel meseleyi açıklayalım: Acaba bu cin fikirler kimin veya kimlerin aklına geliyor? Bu fikir sahipleri nasıl bir eğitim sürecinden geçiyorlar da bu cin fikirlere kavuşabiliyorlar? Bu eğitim sistemi TC Milli Eğitim Bakanlığına ait olmadığına göre, hangi eğitim sisteminden geliyor?

MB DÖVİZ BÜFESİ DEĞİLDİR

Son bir hafta içerisinde 128 milyar dolar açıklamasında dikkatimi çeken bir noktayı iletmek istiyorum.

AK Parti’de her kafadan farklı ses çıkıyor ve birbirlerini yalanlıyorlar. Sadece bir örnek vereyim:

MB Başkanı geçen hafta Cuma AA’ya her şeyi açıkladım havasındayken Pazartesi Lütfi Elvan MB açıklamalıdır diyerek MB Başkanının boşa konuştuğunu ilan etmiş oldu. Topu Hazine’ye atan MB’ye karşı da geri hamleyi gerçekleştirdi. (Doğal olarak hesabı ilerde yargıda kim verecekse o konuşsun demiş olabilir)

Ve asıl nokta...

Pazartesi Sabah saatlerinde Elvan “Kasım’da bu satışları durdurduk” diyor.

Akşam saatinde Nurettin Canikli Milletin gözünün içine bakarak “Merkez gelen döviz talebini karşılamak zorundadır” diyor.

Hocam insan kendi Bakanı’nın açıklamasını dinler bari. Kasım’dan beri MB’ye döviz alımına giden mi olmadı? Yoksa MB Tahtakale’de biz döviz büfesi miydi?