• 22.04.2021 04:56
  • (139)

Ne vardı bunda bu kadar büyütecek?  

2019 yılında yerel seçimlere giderken ve 2020 yılında da ucuz kredi dağıtırken kurlar yükselmesin diye döviz namına ne varsa satılmışsa... 

Hainlik mi var?  

Ülkemizde sadece finansal istikrar sağlansın diye 128 milyar doları satılmış. Hem kimseye peşkeş çekilmedi ki...  

Piyasa fiyatlardan ve piyasada sattık diyor sayın Canikli o dolarları.  

Hem bunu niye bu kadar büyütüyoruz ki, yan tarafta çok daha vahim 157 milyar dolarlık Hazine garantili müteahhitlerimiz var. Onların yaptığı köprüleri parasızlıktan kullanamıyorsunuz ama parasını tıkır tıkır ödüyorsunuz. Havalimanına verilen garantinin 1/10’u ancak geliyor ama olsun, nasılsa siz ödemeyi kabullenmişsiniz.  

Neden bu 128 milyar dolar aşkı?  

***

Aslında bu düşüncede gayet haklılar. Neden mi? Mayıs 2019’da yüzde 49,5 oy alan Başbakanı sıfır oylu Başbakanla değiştirdiler... Piyasa mı yıkıldı?  

Merkez Bankası başkanlarından Murat Çetinkaya gece yarısı görevden alındı da ne oldu? Hatta yerine getirilen Murat Uysal’da bir gece yarısı görevden alındığında piyasalar bayram havası yaşamadı mı? Gerçi o hafta Hazine Bakanı Berat Albayrak istifası da vardı.  

Ama ne oldu ise Naci Ağbal’ın görevden alınması sonrası yaşandı.  

Hiç beklenmedik şekilde piyasalar alt üst oldu.  

Aslında benzer gelişme 128 milyar dolar işinde de yaşanıyor. Evet, seçim dolayısı ile olsun, ucuz kredi dağıtırken olsun yapılan yanlışları örtmek için ülkenin döviz namına nesi varsa satılıp heba edilmiş. Ama bunun topluma şimdilik kısa vadeli zararı 250 milyar lira civarında.  

Oysa sadece Naci Ağbal’ın değişimi sadece dış borçlarda 450 milyar lira maliyete yol açmadı mı?  

***

O dövizleri satmayacaktık.  

Piyasa fiyatından sattık derken zaten piyasa fiyatını baskılamak için sattıklarını söylemiyorlar elbette. Kimseye iltimas geçilmedi ama sadece yabancılar bile döviz alıp giderken ucuz kur yerine daha yüksek kurdan paralarını TL’ye çevirecekti.  

Benzer örnek elbette oldukça fazla verilebilir.  

Ama Merkez Bankası hakkında iki temel yanlışı yeniden belirtelim: 

1- Kasada ne var ne yoksa satıldığı gibi, swap yolu ile yeni döviz borçlanmalarına gidilerek net bakiye eksiye düşmüş oldu. 

2-İhtiyat akçesi namına da kasa tamamen boşaltıldı.  

Bu iki gelişmeyi dikkate aldığımızda karşımıza nasıl bir fatura çıkıyor?  

Kasada para yoksa pandemi de önlem de yetersiz kalıyor. Her gün ortaya çıkan vaka ve vefat artışları bir bakıma ihtiyatsız bir ülkenin beklenen sonuçları oluyor.  

128 milyar dolar olsun, ihtiyat akçesi olsun bütün bunlar günü kurtarma politikası sonucu bugün ve yarın bizi ayazda bırakan yanlışlardı.  

O günlerde bu yanlışların bizlere “Yerli ve Milli Ekonomi” diye de satıldığını hatırlatmak isterim.  

Acaba bugün parasızlıktan kıvranan bir ülkeyi bu yanlış noktaya kim taşıyabilirdi? Bu kadar vahim tabloyu yabancı düşman bile dışarıdan becerebilir miydi?  

Dün sorduğum soruyu tekrar etmek gerekirse; “O cin fikirler nerede ve kimin aklına nasıl gelebiliyor?”