• 17.05.2021 08:18
  • (77)

Alıntı: Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili olarak, “Videoları seyreden, gazetede okuyan savcıların harekete geçip gereğini yapması gerekir” dedi. Çiçek, “Binde biri bile doğruysa felaket ve sıkıntıdır. Binde birken önünü alamazsanız, bu yüzde bir, sonra onda bir olur sonra bir bakarsınız ki bütün vücudu kaplamış” ifadesini kullandı.

***

Binde 1 doğruysa felaket...

Acaba doğruyu bilmek o kadar zor mu? Hele de o makamlarda olanlar için. Parti’de olanlar ve ekonomiden az bir şey anlayanlar için...

Şimdi resmi devlet istatistiklerinden hiç yoruma gerek olmayacak bir bilgi verelim. Kütahya Zafer Havalimanı...

Verilen yolcu garantisi 1 milyon 317 bin kişi

Ocak-Nisan dönemi yolcu sayısı 61

Evet, evet sadece 61 yolcu.

Verilen garantinin yüzbinde 4,63’üne karşılık geliyor.

Resmi istatistik. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü verileri orada duruyor. Vaadin sadece yüzbinde 4,63’ü gerçek.

Gerisi yalan...

Diyeceksiniz ki pandemi var. Ya da henüz yılın ilk 4 ayı.

2019 yılı tamamı: Yolcu sayısı 82 bin 026 kişi.

Yani yılın tamamı ve pandemi hiç yok. Vaadin binde 62,3’ü doğru; binde 937,7’si yalan.

Ha yüzbinde 4,63, ha binde 937,7’si.

İnsan yanılır, yanılır da yüzde 3-5 yanılır.

Sadece orası mı?

Osmangazi Köprüsü. Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu 2020 sonunda 2021 Bütçe görüşmelerinde İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu’nun rakamlarına cevap veriyor: “Yalan” diyor... “Köprüden geçen araç sayısı garantinin üzerinde” diyor.

Sonra haberler peş peşe patlıyor.

1- Osmangazi Köprüsü ve Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’na 2020 yılı ilk yarısına ilişkin “1 milyar 750 milyon lira garanti ödemesi yapıldı. (Habertürk 02 Ekim 2020)

2- Osmangazi Köprüsü ve Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’na 2020 yılının ikinci yarısına ilişkin garanti ödemesi kapsamında 1,6 milyar lira ödendi. (Habertürk 05 Nisan 2021)

Bakan’ın yalan dediği rakamlar Bakan konuşmaya başlamadan önce zaten yalanlanmış. İlk parti ödeme zaten yapılmış. İkinci parti ile toplamda 3 milyar 350 milyon lira ödeme yapılmış.

Binali Yıldırım «kasadan tek kuruş çıkmadan yapılacak» demişti. «En fazla 2-3 yıl sonra garanti dolar» demişti.

Vaat edilen gerçek ile sapma arasında fark sadece bir yılda 3,3 milyar lira.

Sayın Cemil Çiçek’in binde biri dediği gerçeklerin görebilmesi için rakamların ne kadar daha uçuk olması gerekir? Bilemiyorum...

***

Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu “Kamu malı yetim malı gibidir” diyor.

Siyasetçiler kamu malına sahip çıkmayacakta neye sahip çıkacak?

Partili kimse işsiz kalmıyor. Bakanlığı alınanlar bile ertesi gün işe yerleşiyor. Ama yine bir başka kamu etkinliği kurumunda.

Bir maaş yetmiyor iki maaş, olmadı 3-4 maaş.

Bunlar sabit belgeli işler.

İhaleler veriliyor, maliyetin 5-8 katına Hazine garantili... Rakam hepsi.

Binde birler, onbinde birler sadece gerçek olan kısımlar. Gerisi gerçekleşmeyen yalanlar.

Bir millet evladının geleceğini nasıl bu kadar harcar ve evladına karanlık bir gelecek bırakır. Bir parti nasıl evlatlarımızın, torunlarımızın geleceğini bu şekilde borca batırır.

Osmangazi Köprüsünü kaç kişi kullanıyor? Kuzey Marmara otoyolunu kaç kişi kullanıyor? Zafer Havalimanını kaç kişi kullanıyor?

Bomboş yollar, bomboş köprüler, bomboş havalimanları...

Yazık değil mi? Evlatlarımız ödeyecek bu faturaları.

***

Rahmetli Adnan Kahveci “Evlatları için bu kadar fedakar başka aileler görmedim” diyordu. Japonya’da Avrupa’da, Amerika’da evlatlarının daha iyi bir geleceği ve eğitimi için bu derece fedakarlıkta bulunan aileler görmediğini söylüyordu.

Ne oldu da bu insanlar evlatlarının geleceğini karartan bu karanlık sürece bu derece destek veriyorlar?

Adnan Kahveci diyordu ki, “Bir ülkede siyasiler fakir olmalıdır ki millet zengin olsun; siyasilerin zengin olduğu yerde millet fakir olur.”

Soralım kendimize... O konvoylardaki lüks araçlar, uçaklar, helikopterler kimin parası ile alınıyor?

Evladına harçlık veremeyen bir baba geçmediği köprüye, gitmediği otoyola, uçmadığı havalimanına, düşmediği hastaneye oluk oluk para akıtabiliyor.

Sadece oy vermekle kalmadığı, yaşantılarına en lüks imkanı da verdiği siyaseti nasıl destekleyebiliyor?

Evlat sevgisini bu derece nasıl kaybettik ve evladımızdan çok siyasi bağlılığın peşine nasıl düştük?

Rakamlar ortada iken, neden binde 1 doğruyu bile arar olduk? Neden bu sürecin mimarları olmasa bile yan destekçileri sessiz kalmayı ve varlıkları ile bu süreci desteklemeyi tercih ederler?

Yarın hepimize soracaklar: Bu ülke bu hale gelirken siz neredeydiniz? Ve ne yaptınız?