• 3.06.2021 07:01
  • (132)

Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldığı bir televizyon programında şu açıklamada bulundu:

“Ben yine aynı iddianın peşindeyim; o da şu: Bugün Merkez Bankası başkanımla görüştüm. Bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart, onun için de temmuz-ağustos, buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın. Çünkü faiz yükünü yatırımların, maliyetlerin üzerinden kaldırırsak, maliyet enflasyonunu tetikleyen faiz olduğu için, orada da bir rahatlama dönemine girmiş olacağız. Çünkü bütün mesele o maliyet enflasyonundan faiz yükünü kaldırmaktır.”

***

Gelin Merkez Bankası başkanlarına kısaca bakalım (Parantez içi -görevden ayrıldıkları andaki MB faizi):

Erdem Başçı -Nisan 2016 (%8,58)

Murat Çetinkaya -Temmuz 2019 (%19,66)

Murat Uysal -Kasım 2020 (%14,99)

Naci Ağbal -Mart 2021 (%19,00)

Şahap Kavcıoğlu -Görevde (%19,00)

Bu isimlerin son dördünün görev süreçlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rutin dışı müdahalesi oldu. Sert müdahale edemediği Erdem Başçı görevi bıraktığında MB fonlama faizi yüzde 8,58’deymiş. Sonraki Başkanlarda ise hep çift hane...

***

Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı zamanda Varlık Fonu Başkanlığında da bulunuyor. Nitekim Varlık Fonu Başkanlığında Cumhurbaşkanının koltuğa oturması ile istikrar kazandı.

Neden aynı yöntem Merkez Bankası Başkanlığı için de olmasın?

Sayın Cumhurbaşkanı ve iki yakın ekonomi danışmanı sürekli faizin bir maliyet olduğunu ve bu maliyetle enflasyonun yükseldiğini söylüyorlar. Ve 4 Başkan gitmesine rağmen hala faiz yüzde 19,00’da.

O halde neden Başkanlığa Cumhurbaşkanı doğrudan oturup, Başkan Yardımcılıklarına da iki danışmanını almasın ki? Varlık Fonu örneği karşımızda duruyor...

Böylece kimse yok o tarafa yok bu tarafa konuları çekerek, şer güçlerin piyasalarımız ile oynamasına da müsaade etmemiş oluruz.

Artık bu mesele dolaylı şekilde dile getirildiğinde ortaya büyük maliyet çıkartıyor. Ve bütün faturayı da Türk Halkı ödüyor.

Nitekim önceki akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının maliyetini Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan yazdı: “Bir televizyon programının ülkeye maliyeti 90 milyar TL oldu”.

Daha ne denir ki?

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o dönem Başbakan iken Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a “Yiğit öyle demiyor ama...” dediği kamuoyuna yansımıştı.

O zamanlar takvimler 2013’ü gösteriyordu. Hatta ülkenin Başbakan Yardımcısını kendi danışmanı ile oturtması için de epey bekletmişti.

Artık bu dolambaçlı işlemlere hiç gerek yok. Eğer ülkenin en başındaki yönetim lideri bir fikir sahibi ise o fikri uygulamalı. Hatta o fikirde fikirdaş olduğu danışmanlarını da yardımcılığına alarak bu süreç bitirilebilir.

TV ekranlarında, meydanlarda vs dolambaçlı anlatımlar ile bu iş olmuyor. Dört Başkan değişmesine rağmen de bu iş olmuyor.

Artık uzatmaya ve başkalarını müşkül durumda bırakmaya gerek yok. En kısa sürede Varlık Fonu yönetim tarzı üzerinden Merkez Bankası yönetimi de belirlenmelidir.

2013 yılından beri sürekli faiz şikayetinde bulunan Sayın Erdoğan’da istediği her türlü kararı en kısa yoldan almış olur. Böylece Para Politikası Kurulu üyelerine de fazladan ödenen maaşlar Başkan ve yardımcılarına bağlanarak sorun kökten çözülmüş olacaktır.

Artık uzatmaya ve kimsenin kalbini kırmaya gerek yok. Ülkenin bu yönetime ihtiyacı var. Hemen olsun ve bitsin...