• 28.07.2021 07:06
  • (159)

Son bir kaç yazıda Türkiye’nin dolar bazında büyümesini diğer ülkelerle karşılaştırarak verdim.

Dünya Bankası verilerine dayanılarak verdiğim rakamlarda Afrika ülkelerinin bile yüzde 300-400 büyüme gösterdiği 2002-2020 döneminde Türkiye’nin %197 büyüyerek görece geride kaldığını gördük.

Şimdi reel büyüme verilerine kendi içimizde bakalım.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı “Gösterge ve İstatistikler” verisinde 1987 fiyatlarıyla sektörler itibariyle GSYH değişimlerine bakıyoruz.

1968-1980 arasında %60,8 olan reel büyüme 1981-1993 arasında %83,2’ye yükselmiş. Fakat burada daha dikkat çekici nokta şu: 1968-80 büyümesi %60,8 ama imalat sanayi büyümesi %94,9. Büyümede imalat sanayi oranı 1,56 kata karşılık geliyor.

1981-1993 döneminde de büyüme %83,2 ile daha yükseğe çıkıyor ve imalat sanayi büyümesi de %118,2 ile bu büyümenin çok daha üzerinde bir performans gösteriyor. İmalat sanayi oranı bu sefer 1,42’ye düşüyor ama güçlü büyümenin motoru buradan geliyor.

Nitekim 1968 yılında ekonomik büyüklüğümüzün yüzde 15,06’sına karşılık gelen imalat sanayi 1993 yılında bu oranı %22,69’a çıkartmış oluyor.

AK Parti’nin çok ama çok başarılı 13 yılı (1998 fiyatları).

(Üstteki dönemler 12 yıllık veriler)

Büyüme %81,0.

Özallı 12 yılda %83,2 büyümeye karşılık AK Parti’nin çok başarılı 13 yılında büyüme %81,0’de kalıyor.

Veya şöyle diyelim... Özallı Yıllar: 83,2 büyüme/12 yıl = Yılda 6,93

AK Parti veya Erdoğan’ın en başarılı yılları: 81,0 büyüme/13 yıl = 6,23

Toplam büyümede Erdoğan’ın en başarılı yılları bile Özal döneminin gerisinde kalmış. Ama asıl mesele bu bile değil.

Özal dönemi büyüme nerede ise cari açıksız, yani iç güçlere bağlı büyümeydi. Oysa Erdoğan dönemi büyüme çok yüksek cari açıklı ve yabancı güçlere bağlı büyüme oldu.

Nitekim Erdoğan dönemi büyümesi %81,0’de kalırken asıl duruş üretimde-imalat sanayinde yaşandı. 2002-2015 imalat sanayi büyümesi %97,5’de kaldı.

Büyümede imalat sanayi oranı artık 1,20’ye düşmüş oldu. Nitekim cari fiyatlarla imalat sanayinin GSYH payı da yüzde 17,64’den yüzde 15,59’a gerileme yaşadı (2002-2015)

İyi ama ya yeni seride durum ne? Yani hani Birol Aydemir’in veriler verilmedi diye 2012-2016 arasında bitiremediği ama o görevden ayrılınca 3-5 ayda bitirilip açıklanan yeni GSYH durumu: İşte ona göre AK Parti muhteşem esmiş. Mesela 2002-2020 arasında %144,5 büyüme ve yıllık yüzde 8,02 ortalama büyüme.

Yanına kimse yaklaşamaz tabii.

Ama o seride bile asıl büyük başarı 2002-2016 arasında. Bu dönem toplam büyüme %115,10 ve yıllık büyüme 8,22.

Ya Başkanlık gelince ne olmuş?

Yani Erdoğan’ın tek güç olduğu dönem: İşte 2016-2020 arasında yeni şişirilmiş seride bile toplam büyüme %13,66’da kalırken yıllık büyüme bu sefer 3,41’e gerilemiş.

***

Aslında olanları yazmak ve geçmişi analiz etmek bir ders alma niyeti olmalıdır. Yani burada temel nokta yapılan yanlışlardan ders alarak daha doğruya giden yolu bulmak olmalıdır.

Türkiye dış açıksız ve yüksek katma değere dayalı üretim modeli geliştirmek zorundadır. Bunun temeli de ilk olarak eğitim sisteminden geçmektedir.

Ama bugün eğitimi bırakın, düşük faiz baskısı ile ve de ucuz göçmen emeği ile verimsiz ve değersiz bir ekonomik modelde gidiyoruz.

Çöküşün ne zaman ve nasıl olacağını kimse kestiremez. Ama gidişatın iyi olmadığını ve ülkenin giderek yozlaştığını ekonomiden de görebiliyoruz.

Bu durum ise hiç hayra alamet değildir. Umarız muhalefet derin bir model içerisinde büyük değişimi başarabilir.