• 30.08.2021 06:41
  • (80)

Biz ucuz bir ülke miyiz, yoksa pahalılıktan kıvranan bir yerde mi yaşıyoruz? Ya da neden kimsenin kazanamadığı bir düzen kurduk? Bu düzeni kurmayı nasıl başardık?

Mesela bir kaç örnek verelim.

Bu yıl kuru soğan hasadını para etmediği için değmez bularak tarla ektiğimiz görüntüleri hep beraber izledik. Bakınız geçen yıl temmuz ayında tarla fiyatı 0,83 kuruş olan kuru soğanın, bu yıl tarla fiyatı 0,75 kuruşa düşmüş. Ama aynı kuru soğan geçen yıl temmuz ayında rafta 1,785 liraya satılırken, bu yıl 2,08 liraya satılmış.

Tarla fiyatı yüzde 10 düşen ürünün raf fiyatı yüzde 16,5 artış göstermiş.

Yine geçen yıl temmuz ayında tarlada 1,15 lira olan patates bu yıl aynı ayda tarla fiyatı 1,00 liraya düşmüş. Ama patatesin raf fiyatı geçen yıl temmuz ayında 2,33 liradan bu yıl 2,79 liraya yükselmiş.

Tarla fiyatı yüzde 13 gerileyen patatesin neden raf fiyatı yüzde 19,6 artar?

Domateste de durum aynı. Geçen yıl tarlada 1,77 liraya satılan domates bu yıl aynı ayda tarla fiyatı değişmeden kalmış. Oysa domatesin raf fiyatı geçen yıl temmuz ayında 3,24 liradan bu yıl 4,44 liraya çıkmış.

Tarla fiyatı aynı kalan domates neden raflarda yüzde 37 zamlanır ki?

Kısaca defalarca değindiğimiz konuya geri dönüyoruz: Tarlada çiftçinin para etmeyen ürünü rafta tüketiciyi çileden çıkartıyor.

Tarımda sorunun tarla olmadığını, hatta tarlada çiftçinin büyük zararda olduğunu dilimizde tüy bitercesine yıllardır yazıyoruz.

Ülkede kurulu düzen yanlış ve bu düzen tüketiciyi çileden çıkartacak noktaya gelmiştir. Pahalı bir hayat ama arkasında ucuz bir çiftçi hayatını besliyor. Ya da besleyemiyor...

***

Tarlada çiftçinin kazanmadığı, hatta ürünü değersiz bulup hasat etmediği ürünleri neden raflarda ateş pahasına tüketmek zorunda kalıyoruz?

Salatalık örneğine bakalım. Bu yıl temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 83 zamlanarak 4,30 liradan satılmış. Oysa aynı ürün tarlada 1,13 liradan yüzde 44,8 zamla 1,64 liraya yükselmiş. Tarlada yaşanan fiyat artışının iki katı rafa yansımış.

Ama bir de bu işin uzun süreli farkları var.

Mesela salatalık tarlada 2016 yılı temmuz ayında 0,91 kuruşmuş. Aynı tarihte raf fiyatı ise 1,78 liraya ulaşmış. Yaklaşık iki kat fark varmış. Oysa şimdi tarla fiyatı ile raf fiyatı farkı 2,6 kata çıkmış oldu.

Yine temmuz 2016’da domatesin tarla fiyatı 1,30 lira iken raf fiyatı 2,47 liraydı. Fark 1,9 kat seviyesinde oluşmuş. Ama bu yıl tarla fiyatı ile raf fiyatı farkı 2,5 kata çıkmış.

Makas sürekli açılıyor.

Tarlada artmayan fiyatlar raflarda el yakıyor. Ne çiftçi kazanıyor ne de tüketici bu ucuzluktan faydalanabiliyor.

Demek ki tarımda tarlada daha çok ürün üretmek çözüm değil. Hatta çiftçiye daha fazla ürettirmek çiftçiyi daha büyük zarara sokmak demektir.

Sorunu doğru tespit edemezsek çözümü de bulamayız.

Önce doğru teşhis gerekiyor.

Hatırlayın mandalinayı... Ekim 2020-Şubat 2021 hasat mevsiminde tarla fiyatı 1,5 liraydı. Ama aynı mandalinanın aynı aylarda raf fiyatı 4,84 lira oldu.

Kimse bu ürünlerin fire oranı vs demesin. Madem fire var ise neden eski yıllarda 1-1,5 kat fiyat farkına satılırken, şimdi 2,5-3 kat fiyat farkı oluştu?

Mesele ne tarladır ne de firedir. Mesele kaybeden bir ülke düzenidir.

Bugün Hazine garantili pahalı yollarımız zorunlu güzergahlar vasıtası ile ürünlere ek maliyet getirmiştir. Ama asıl sorun perakende sistemidir.

Verimsizleşen ve bir türlü dengeye oturmayan kuralsız perakende sistemi bu verimsizliğini tüketiciye ödettirmektedir.

Kuralsızdır, çünkü mahalle arasına kadar 10-15 zincir market girmiştir. Alan başına müşteri sayısı yetersizliği işte o verimsizliği beslemektedir.

Kuralsız piyasa pahalı piyasa sonucunu doğurmaktadır.

***

Buradan muhalefete de bir kez daha seslenelim.

Neden tarımda üretici yerlerde organizasyon geliştirip, tüketici illere ucuza satış fırsatları oluşturmuyorlar? Neden gıda işine el atmıyorlar?

Varlık bizde ama aynı zamanda yokluğu çeken de biziz. Merkezi yönetimin bu ülkede sorun çözme kapasitesi sıfıra gelmiştir ama muhalefet neden çözümü fiiliyata dökmüyor?

Hem çiftçinin hem de tüketicinin kazanacağı bir sisteme neden yaklaşmıyorlar?

İnanın ben de anlamış değilim. Umarım en kısa sürede temel gıda ürünlerinde çözüme yönelik bir adım atılır. Aksi halde bu ülkede kaybet kaybet sistemi işlemeye devam edecektir.