İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci Gazete: Karar Gazetesi

Muhalefetin S-400 krizi

  • 6.03.2023 07:56

Konu karmaşık ve ağır; o nedenle çok düz yazacağım...

Önce şu S-400 olayımızı kısaca izah edelim: ABD ve NATO bize Patriot hava savunma sistemi vermedi... Ortak üretelim dedik, ona da yanaşmadılar. Fransızlar, İtalyanlar vs çok yüksek fiyat çekti... Yani bütün gerekçeler bizi yeni hava savunma sistemi almaya zorladı. Sürecin tamamında haklı mıydık? Hem de çok haklıydık...

Biz de gittik Rusya’dan 2,5 milyar dolar vererek S-400 füzeleri aldık.

İYİ ama S-400 füzelerini alınca ne oldu? Hava savunma sistemi mi kurduk? Hayır... S-400’ler depoda hâlâ pasif şekilde duruyor. Hava savunma sistemimiz yine yok. Hem 2,5 milyar dolar ödedik hem de yıllardır beraber çalışıp üretiminde ortak olduğumuz F-35 uçaklarından olduk...

Sonuç: Kaybet kaybet...Ortada zerre kazanç yok...

Tamamen haklı olduğun süreci tamamen zararla kapatmak nasıl bir idare şeklidir... Politika bu mudur?

***

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Cuma günü yıllardır beraber oturduğu yol arkadaşlarına adeta S-400 füzeleri gibi cümleler sarf etti.

O güne kadar haklı mıydı? Çok ama çok haklı tarafları vardı. Bundan önceki iki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday bile olmayan Kemal Kılıçdaroğlu bu sefer illa ben adayım diyor. Bu adaylığını da ‘6’lı onay olmadan’ ilan etmeye kalkıyor... Vs vs... Hatta Meral Hanım’ın masadan dışlandığı bile söyleniyor.

Bakın bu gerekçelerin hepsinin doğru ve haklı birçok yanı var. Meral Akşener kişisel bir şey istemediği konusunda kendisinin daha ilk baştan aday olmadığını vs dahi söylüyor. Kısaca saymakla bitmeyecek haklı gerekçeler...

Ben bu süreçlerin tamamında İYİ Parti’nin ve Meral Akşener’in haklı olduğunu kabul ederek yazıma devam ediyorum: Mesele şu: Cuma günü hiç ama hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir sertlikle hem geride kalan yol arkadaşlarına füze fırlatılır ve böylece iktidardan kopan kararsız seçmene “Siz Erdoğan’a geri dönün, bakın bizden bir şey olmuyor” mesajı verilince ne olmuş oldu?

Tam da S-400 operasyonumuzun muhalefet versiyonunu yaşamadık mı?

Kaybeden kim? Tüm muhalefet

Kazanan kim? Tüm iktidar

Evet, yaşananlar muhalefet seçmenini daha da kenetlemiştir ama mesele bu değil ki.. Mesele kararsız seçmenin kazanılmasıydı. Zaten kendi havuzundaki seçmenini daha da kenetlemenin hükmü ne olabilir?
Seçimi kazanamadıktan sonra 418 milyar doların hükmü mü olur? Seçimi kazanamadıktan sonra oy artırmanın bir değeri mi olur? Burada ilk şart seçimi kazanmaktır.

O açıdan bakıldığında İYİ Parti ve Meral Akşener Cuma günkü söylemleri ile “kazanacak aday” söyleminin tam tersini yaptı. Kazanabilecek adayı da darmadağın etti.

“Benden sonrası tufan” diyerek muhalefet mi olur?

Burada temel mesele iktidar seçmeni ve muhalefet seçmeni değildi... Burada temel mesele iktidardan kopmuş kararsız seçmendi... Ve İYİ Parti bu kararsız seçmene “Evinize geri dönün” mesajı verdi.
Hem S-400 aldık ama kullanamıyoruz hem de F-35 uçaklarından olduk...

Kaybet kaybet formülü Türk siyasetinin makus politikasıymış meğer...

***

Olayı bir başka açıdan ele alalım: Kılıçdaroğlu ülke yönetiminde sadece iktidar değişimi yetmez, zihniyet değişimi de gerekli diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu. Kendi hesabı ile 418 milyar doların peşine düşeceğini açıkladı.

Adeta güç merkezlerine meydan okudu...

Bu kadar büyük mücadele büyük güç gerektirir. O nedenle etrafının tahkimli olması önemli. Ama yeterince tahkim kurulamadı... Güç merkezlerine karşı mücadelesinde ben de açıkçası tam destek veriyorum ama dedim ya, bu mücadele güçlü tahkim gerektiriyor.

Meral Akşener ise önce seçimin alınması gerekiyor tezinde ısrarlı oldu... O zaman masayı dağıtarak mı bu mücadele edilir, yoksa masayı toplayarak mı? Bunun başka yolları varken neden yıkmak!!!

Kimse kusura bakmasın ama muhalefetin politik yolu yazmış oldukları “Ortak Politikalar Metnine” vs hiç uymuyor. Politikalar metnindeki kalite anlık politik söylemlerle kıyaslanamayacak üst düzeydeydi.
Bu üst düzeyden neden bu alt düzeye gelinir ki?

SEÇMEN NE DİYECEK?

Çiller’in 2 anahtarına, Demirel’in 5 lira fazlası benden vaadine kanarak ülkeye 10 yıl kaybettiren 90’lı yılları kim onayladı?

Hatta erken emeklilik ile Türkiye’nin kaynaklarını yatırım-üretim yerine tüketime kim teşvik etti?
Şimdi durum farklı mı?

Geleceği pek düşünmeyen, anı yaşayan ve çıkarı peşinde koşan geniş kitlelerle nereye varacağız?
Sonuç belli... Venezuela olmaya hazırlanın...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.