• 9.09.2021 06:49
  • (260)

11 Eylül 2001 sabahı. Her günkü gibi, Yeni Şafak gazetesinde, mutfakta çalışıyor, gündem toplantıları yapıyorduk. Bir anda ortam hareketlendi. “Uçak gökdelene çarpmış” dendi. Televizyonlara, ajanslara, ABD medyasına yöneldik. Bir dış haber müdürü olarak işi en sıkı benim takip etmem gerekiyordu.

“Boeing yolcu uçağı Dünya Ticaret Merkezi’ne çarpmış” denilince, “Bu bir kaza değil” dediğimi hatırlıyorum. Bir süre sonra ikinci uçak çarptı. New York’u dumanlar kaplamıştı. Orada bulunanlara yüksek sesle; “Dikkat edin; tarihi, dünyayı değiştirecek bir olaya tanık oluyoruz” dedim.

Bu bir Haçlı Savaşı’dır!

Sonra İkiz Kuleler çöktü. Sonra ABD neredeyse bütün dünyaya savaş ilân etti. Sonra Afganistan işgal edildi. Irak işgal edildi. Terörle mücadele küresel bir güvenlik stratejisine dönüştürüldü. Birçok ülkede iç savaş çıkarıldı. İktidarlar devrildi, liderler harcandı, rejimler ve haritalar değşitirildi.

ABD yönetimi “ya bizdensiniz ya düşman” diyor, ülkeleri kendi yanında savaşmaya zorluyordu. Gegorge W. Bush, “Medeniyetimize, hayat tarzımıza saldırı yapıldı” diyor, işi bir medeniyet savaşı olarak sunuyor, hatta “Haçlı Savaşı” ifadesini kullanıyordu.

Müslüman kanı üzerinden trilyonlarca dolarlık savaş bütçesi..

Yüzbinlerce insan öldürüldü. Ülkeler, şehirler harabeye çevrildi. Etnik, mezhep eksenli çatışmalar provoke edildi, fonlandı. Teröre karşı savaş söylemi altında terör örgütleri kuruldu, beslendi, silahlandırıldı, ABD’nin işgal haritası olan bölgelerde harekete geçirilip işgale ortam sağlandı.

Trilyonlarca dolarlık savaş endüstrisi, Müslüman dünyanın kanı, canı, vatanı, kadınları ve çocukları üzerinden paylaşıldı.

Ebu Gureyb’de, Bağram’da korkunç insanlık suçları işlendi. Müslüman gençler, dünyanın 26 ülkesinde kurulan gizli işkence merkezlerine taşındı, kendilerinden bir daha haber alınamadı.

CIA uçakları, esir ticareti ve kaybolan genç insanlar..

Okyanuslarda kargo gemileri hapishane olarak kullanıldı, korkunç uygulamalar uluslararası hukuktan kaçırıldı. CIA uçakları askeri üsler, havaalanlarında mekik dokudu, sayısız insanı işkence merkezlerine taşıdı. İsrail’in Negev çölünden Avrupa’nın varoşlarına, Orta Afrika’dan yağmur ormanlarına esir kampları kuruldu.

Batı medeniyeti, “yükselen İslâm” diyerek, onu tehdit ederek, terör ilan ederek İslâm medeniyetine korkunç bir saldırı başlattı ve bunu bütün dünyaya yaydı. 11 Eylül 2001’den bu yana, Müslüman dünya bu savaşlardan başını kaldıramadı. Yüz yılını kaybetti.

Batı Müslümanlarla savaştığı için 21. yüzyılı kaybedecek.

Ama Batı İslâm’la savaşırken dünya değişiyordu. ABD sonsuz savaşlara kilitlenirken yeryüzünde güç haritası dramatik biçimde değişiyordu. Güç, sermaye, insan kaynağı, üretim ve pazarlar Doğu’ya kayıyor, Batı belki de yüzyıllardır görmediği yeni düşmanlarla karşılaşıyordu.

Yeni yükselen güçler, ABD ve Avrupa’nın İslâm’la savaşını bu yüzden desteklediler. Batı’nın, 21. yüzyılın başında başlattığı en yıkıcı stratejik hatasını devam ettirmesini istediler. İslâm’la, Müslümanlarla meşgul olması onlara çok geniş hareket alanları sağlıyordu çünkü.

ABD ve Avrupa 21. yüzyılı Müslümanlara küresel savaş ilan ettiği için kaybedecek. Zaten kaybediylor da. ABD’nin, Avrupa ile birlikte, 11 Eylül saldırılarından sonra başlattığı bütün savaşlar başarısızlıkla sonuçlandı. Geriye sadece yıkım ve ölüm kaldı.

Ülkeler “Amerika’sız Dünya”ya hazırlanıyor

Irak’ta kaybetti. Ortadoğu’da hızla gücünü azaltmaya çalışıyor. Afganistan’da yirmi yıllık savaşında kaybetti. Kabil Havaalanı’ndan nasıl kaçtığını dünya izledi.

Şimdi “Kabil Depremi” Orta Asya’da, Ortadoğu’da, Güney Asya’da, Afrika’da ABD’nin geriye kalan itibarını, imajını, gücünü sıfırlıyor. Çünkü bütün ülkeler, ABD ve Batı’nın müttefiklerini nasıl yalnız bıraktığını çok acı bir şekilde gördü.

Bütün ülkeler “Amerikasız bir dünya” için hazırlık yapıyor. Bütün ülkeler dünyanın yeni güç alanlarına yoğunlaşıyor. Bütün ülkeler, ABD ve Batı’dan ayrışıp yeni ittifaklar kurmaya çalışıyor.

Müttefiklerine terör örgütleriyle saldırdı

ABD ve Batı, bu savaşta en büyük darbeyi geleneksel müttefiklerinden yiyecek. Türkiye gibi, Pakistan gibi, Endonezya gibi, Ortadoğu ve Afrika’daki Müslüman ülkeler gibi, Batı müttefiki ülkeler, son yirmi yıllık savaşta ABD’den çok ağır darbeler yedi çünkü.

Müttefiklerine karşı terör örgütü kurdu, onlarla birlik olup müttefiklerini istikrarsızlaştırma yoluna girdi. Türkiye’ye karşı PKK’yı ortak ilan etti. DEAŞ’a gizli destek verdi.

Bu örgütler üzerinden Türkiye ile dolaylı savaş yürüttü. Terör üzerinden, içeride kurduğu siyasi cepheler üzerinden Türkiye’yi durdurmaya, küçültmeye çalıştı. FETÖ ile birlik olup açık saldırıya geçti.

Amerika’nın çöküşünü Müslümanlar başlattı.

ABD ve Batı bu ikiyüzlülüğü yüzünden müttefiklerini kaybetti. Şimdi onlar yeni arayışlar, farklı yakınlaşmalar, gelecek hazırlıkları yapıyor.

11 Eylül 2001’den 11 Eylül 2021’e kadar geçen yirmi yıl, dünya güç haritasını altüst etti. Batı zayıfladı, geri çekilmeye, içe kapanmaya başladı. ABD artık savaşları finanse edemez hale geldi. En önemlisi de bütün güvenilirliğini yitirdi. Kendi iç tartışmaları ile alay konusu haline geldi.

Siyasi tarihin en uzun yirmi yılında aslında dünya güç haritası kökten değişti. Müslümanlar kaybetmiş gibi görünse de aslında, sabırlı mücadeleleriyle bir süper gücün çöküşünü başlattı.

11 Eylül, acaba, gerçekten bir terör saldırısı mıydı?