İktidar partisi vitrininde ne kadar değişiklik yaparsa yapsın mevcut zihniyetin değişmesinin sözkonusu olmadığını da attığı her adımla yeniden ilan ediyor. Ama bir taraftan da ülkenin çözüm bekleyen sorunları var. Bazıları kronik bazıları akut. Daha çok akut sorunlarla boğuşuyoruz ülke olarak ama Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu derin yönetim krizi kronik sorunların yönetilmesini de zorlaştırıyor. Bilhassa dışarıdaki sorunların.

Dış politikadaki sorunların tek çözüm yolunun bunları iç politika malzemesi yapmaktan kaçınarak “dostları arttırmak, düşmanları azaltmak” için çalışmak olduğunu elinizdeki gazetenin ilk çıktığı günlerde bu sütunda ifade etmiştim. Ancak bu sözü slogan olarak kullanmaktan geri durmayan iktidar partisi sözkonusu formülasyonun gereğini yerine getirmeye ise hiç yanaşmadı.

Oysa önümüzde sloganla üstesinden gelinemeyecek sıkıntılı konu başlıkları var. Bunlardan şimdilik pek gündemde olmayan birini hatırlatayım: Biliyorsunuz, ABD’de her 24 Nisan’da Beyaz Saray’dan 1915 olaylarının soykırım olarak tanındığına dair bir açıklama çıkması için kampanyalar yapılır, hükümet üzerinde baskı uygulanır. Ancak ülkedeki güçlü Ermeni lobilerinin desteğini almak için bu konuda seçim öncesi söz veren Başkanlar bugüne kadar hep son gün bu sözlerinden dönmek zorunda kaldılar. Çünkü Türkiye kendi tarihine yönelik bu haksız ithamın bu düzeyde kabul görüp dile getirilmesinin iki ülke arasındaki ittifakın ruhuna zarar vereceği konusunda ABD’yi ikna edebildi her seferinde.

Ne var ki bu yıl durum biraz farklı görünüyor. Gerek ABD medyasındaki yorumlar gerekse Amerikalı siyasetçilerin açıklamalarındaki doz ve üslup değişikliği hayra alamet olmayabilir. Özellikle ABD’nin yeni başkanıyla Türk mevkidaşı arasında bugüne kadar bir telefon görüşmesinin bile gerçekleşmemiş olması kayda değer bir nokta. Erdoğan’ın tebrik telefonuna henüz dönüş yapmayan Biden’ın 24 Nisan için yapılacak bir aramaya cevap vereceği de kuşkulu. 

***

Diğer yandan, Türkiye’nin “başkanlık sistemi”ne geçişi başta Meclis olmak üzere bütün kurumları etkisiz hale getirmiş olduğu için önceki yıllarda kurumlar arası temasların sağlamış olduğu katkı da artık söz konusu değil. Yani bizim hariciyenin State Department’ta, askeriyenin Pentagon’da gerçekleştirdikleri temasların Beyaz Saray üzerinde uyandıracağı etkiye de pek ümit bağlayamayız artık.

Önceki yıllarda sözkonusu Ermeni iddiaları gündeme geldiğinde daima Türk tezlerinin yanında duran Yahudi lobisinin desteği de son yıllarda büyük ölçüde kaybedilmiş durumda. Bu da dikkate alınmalı.

İki başkent arasındaki ihtilaf konularının ve özellikle Rus S-400 füzeleri meselesinin çözümünün ufukta görünmediği bir süreçten geçtiğimiz de unutulmamalı.

Bütün bu sebeplerle en son Trump döneminde kişisel ilişkiler üzerinden elde edilen sonucun şu an itibarıyla yeniden temini epeyce zorlaşmış görünüyor. 

Rusya devlet başkanı Putin’in kendisine katil diyen ABD başkanına ‘hasta’ imasıyla verdiği cevabı bizim cumhurbaşkanının beğenip alenen takdir etmesi de gösteriyor ki Beyaz Saray’la yaşanan ihtilaf bir hayli ciddi.

***

Buna karşılık ABD yönetimine Türkiye ile dostluğun vaz geçilmezliğini hatırlatıp bu değerli ittifak ilişkisini konjonktürel siyasi çekişmeler uğruna feda etmesinin doğurabileceği sonuçları anlatacak birilerinin devreye girmesi lazım. Bunu yapacak başka “dost bir ülke” de bugünkü şartlarda söz konusu olmadığına göre iş başa düşüyor. 

İktidar ve muhalefet partilerinin en üst düzeyde bir araya gelip -gerekirse washingtona “çok partili” bir heyet göndererek- konunun parti meselesi olmadığını, milletin bütününün hassasiyetini en derinden celp ettiğini net bir şekilde ifade etmeleri ve yapılabilecek bir yanlışın sonuçları konusunda en sert ikazı karşı tarafa duyurmaları tek çare gibi görünüyor.

İktidar böyle bir girişime sıcak bakmadığı takdirde muhalefet partilerinin kendi başlarına aynı mesajı vermek için inisiyatif almaları da bir vatanseverlik ve sorumluluk sınavı olacaktır. 

Biden’ı 1915 olaylarını jenosit diye anan ilk Başkan olma hevesinden vaz geçiremezsek ne bunun Türk kamuoyunda doğuracağı tepkiyi iç siyasette kullanmaya kalkışmak veya “içe kapanma” aracı yapmak iktidar partilerinin ömrünü uzatır ne de olaya dışarıdan bakmak muhalefetin devralacağı enkazı hafifletir. Bunu da herkesin bilmesinde fayda var.

  • Abone ol