İbrahim Kiras
İbrahim Kiras

Gazete: Karar Gazetesi

Çok fazla vatan millet çok fazla ahlak namus

  • 22.05.2021 08:26

Türkiye’ye bakın, dünyadaki başka ülkelere bakın... Her yerde aynıdır: İşlerin yolunda gittiği günlerde iktidardaki siyasetçiler ne kadar dindar olurlarsa olsunlar çok fazla din iman lafı etmezler. Gerek duymazlar buna. Ne kadar milliyetçi olurlarsa olsunlar vatan millet edebiyatıyla vakit geçirmezler. Hepsi de öncelikle vatandaşa yaptıkları işleri anlatmaya uğraşırlar. Çünkü siyasetçinin toplum nezdindeki değerini belirleyenin laf değil icraat olduğunu bilirler.

Ama işler sarpa sardığında durum değişir tabii. Artık “vatandaşı hassas yerlerinden yakalamak”tan başka çare kalmamıştır. Bu hiç değilse biraz daha vakit kazandırır siyasetçiye. Vatan millet ve din iman laflarının siyasi retoriğin tamamını kaplar hale gelmesi ise vaktin çok fazla daraldığının işaretidir.

(Bu aşamada diğerlerinin yanında ahlak ve namus kavramlarının da çokça kullanılmaya başlanmasının sebebi ise problemin kötü yönetimden ibaret olmamasıdır herhalde.)

***

İYİ Parti lideri Akşener’in Rize ziyareti sırasında “sokağa dökülen” kalabalık AK Parti tabanının yeni yeni öğrenmeye başladığı bir dilde slogan atıyordu. AK Partililerin şehit cenazelerinde protesto edildiği günlerde henüz bilinmeyen bir dilde… Ne var ki iktidar dili değil bu, muhalefet dili. Bu dilin gelişmesi son tahlilde iktidarı “çarpanlarına ayıracak” derecede bir etkiye yol açabilir…

Rize’deki protestonun gerekçesi Akşener’in Netanyahu için kullandığı “Bir anlamda Sayın Erdoğan’ın İsrail versiyonu” ifadesine duyulan kızgınlıkla açıklanıyor.

Kızmak AK Partililerin en doğal hakları. Nitekim Erdoğan’ın kimi sözlerine de İYİ Partililer kızıyorlar. Diğer muhalefet partilerine gönül vermiş olan milyonlarca vatandaşın da “seçilmiş cumhurbaşkanının” kendilerine yönelik kimi sözlerine kızdığı gibi.

Burada bunun örneklerini hatırlatmaya gerek yok. İçlerinde bolca PKK, FETÖ, vatan haini kelimeleri geçen birtakım laflar… Üstelik, bildiğim kadarıyla, bugüne kadar Erdoğan’ın hiçbir sözünü yargı organları hakaret olarak kabul etmedi. Buna mukabil AK Parti lideri hakkında söylenen sözler “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla derhal cezalandırılıyor. Bu durumun milletin vicdanında ne uyandırdığı pek umursanmıyor.

Bu bir yana, Erdoğan’a yönelik sözleri “kişisel kızgınlık” uyandırmış görünen Akşener için Rize’de sahnelenmeye çalışılan tiyatro da aksi yönde bir sonuç verebilir.

***

Esas olarak iktidar partisinin muhalefet partileriyle uğraşmaya başlaması olumlu bir işaret değil kendi istikbali adına. Üstüne üstlük, daha önce “sağ tabanın konsolidasyonu” amacıyla CHP ile kontrollü gerginlik siyaseti izlendi ve bu stratejiden de iktidar partisi bugüne kadar iyi kötü “ekmek yedi” ama sağdaki partilerle gerilim aynı sonucu vermeyecektir. Zaten CHP karşıtlığı bile artık aynı sonucu vermez oldu.

Muhalif siyasetçilerin Rize’de deneme sahnesine çıkarılan oyunu “kişisel kızgınlığın tabanı harekete geçirmesi” diye görmeleri de yanlış olur. Siyaset kişisel kızgınlıklarla yapılmaz. Gerektiğinde kişisel kızgınlıklar siyasi amaç doğrultusunda kullanılır. Onun için karşımızdaki kızgınlık gösterisinin belirli bir amaçla düzenlendiğinden şüphe etmek durumundayız. Ama ne olursa olsun “siyaseti sokağa taşıma girişimi” hiç kimse için iyi bir fikir değil. Bilhassa iktidar partisine puan getirmez bu yöne doğru gidişat görüntüsü.

***

Unutmamak lazım ki siyasetteki bütün araçlar gibi PKK kartının da bir geçerlik süresi, bir son kullanım tarihi var.

Buna rağmen hem 2018 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde hem de 2019’daki yerel seçimlerde tepe tepe kullanılan “PKK ile işbirliği” suçlamasının kabak tadı verdiği görülmüş olduğu halde hâlâ tedavülde tutulmasının sebebi yaratıcılık eksikliği değilse alternatif kaynakların iyice kurumuş olması olabilir.

İstanbul seçiminde HDP tabanını Binali Yıldırım’a yöneltmek için Öcalan’a mektup yazdırdıktan sonra hâlâ muhalefet partilerini “PKK ile işbirliği yapıyor” diye suçlamaya ne demeli?

Demek ki bizden istenen şu: AK Parti hesabına mektup yazdığı için “terör örgütü ele başını” vatansever kabul edelim… AK Parti’nin eski “çözüm ortağı” HDP ile bugün hasbelkader “muhalefette yer alma” ortak noktasında buluştukları için bütün muhalefet partilerini vatan haini sayalım…

Ne yaptıklarını biliyorlar mı?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar