İbrahim Kiras
İbrahim Kiras Gazete: Karar Gazetesi

Dün dündür, bugün bugündür

  • 20.02.2024 05:57

Siyasetçilerimizden tutarlılık bekliyoruz, belirli konularda bir gün öyle bir gün böyle davranmalarını yanlış buluyoruz. Dostların bir anda düşman, düşmanların bir anda dost haline gelmesini normal görmüyoruz.

Böylesi tutum değişikliklerini haklı olarak kıyasıya eleştiriyoruz ama bizim eleştirdiğimiz şeyin kitleler için ne ölçüde sorun teşkil ettiğini pek bilmiyoruz.

İkincisi, siyasi tutum değişikliği dediğimiz şey günübirlik ihtiyaçlar çerçevesinde denize düşen yılana sarılır anlayışıyla da yapılabilir, stratejik planlamalar doğrultusunda da.

Mesela, Fatih’in İstanbul’u alıncaya kadar uyguladığı politikaların fetihten sonra tam aksi yöne dönmesi bunlardan hangi kategoriye girer?

Ya II. Abdülhamid’in saltanatının ilk yıllarında anayasal yönetim ve parlamento taraftarı olması?

Ya da -geçenlerde Şükrü Hanioğlu’nın yeni kitabı vesilesiyle İskender Öksüz’ün dile getirdiği- Atatürk’ün Milli Mücadele döneminde verdiği İslamcı veya sosyalist mesajlar?

Söz gelimi Bismarck’ın yaptığı bunlardan hangisiydi? Birleşik Almanya’nın mimarı olarak Alman siyasi gücünü tarih sahnesine çıkaran Bismarck’tan söz ediyoruz… Bismarck siyasi yolculuğuna muhafazakarların yanında liberallere (yani milliyetçi burjuvalara) karşı mücadele vererek çıkmıştı.

Akabinde liberallerle beraber muhafazakarlara karşı mücadeleye girişti. Ardından tekrar muhafazakarlara, sonra yine liberal cepheye döndü.

Kendi siyasi programını uygulamaya yardımcı olması için bizzat tasarladığı anayasayı bile bir ara ortadan kaldırmaya kalkıştı.

Bir dönem -liberallerin desteğiyle- ülkedeki Katolikleri baskı altına alma politikası başlattı, sonra liberallerle arası bozulunca dönüp Katolik partisiyle ittifak kurdu.

Sosyalist harekete karşı uzun bir süre amansız bir mücadele verdi, hatta SPD’yi yasaklamak istedi.

Sonraki yıllarda ise kendisi sosyal politikalara yöneldi. Almanya’da mukadder görünen bir sosyalist devrimin önünü alan da esas olarak Bismarck’ın işçi sınıfına yönelik refah arttırıcı önlemleri oldu.

“Demir Şansölye”nin iç siyasetteki gelgitlerinin bir kısmı günübirlik -veya taktik- bir kısmı ise stratejik nitelikteydi. Ama dışarıdaki gelgitleri bizdeki gibi değildi. Rüzgarın önünde savrulmuyordu. Belirlenmiş milli hedefler doğrultusunda ve belli bir plan içinde ittifaklar oluşturuluyor, ittifaklar bozuluyor, savaş açılıyor, barış yapılıyordu.

Bismarck ve arkadaşlarının birkaç temel hedefi vardı. Bunlar vaz geçilmezdi.

İlki, Almanya’nın milli birliğini güvenceye almak ve burada Prusya’nın dominant rolünü sürdürmesi için Avusturya’yı Alman birliğinin dışında tutmaktı.

İkincisi, merkezinde Alman çıkarlarının olduğu yeni bir Avrupa güvenlik mimarisi inşa etmek ve kıtada Fransa’yı yalnızlaştırmaktı.

Bu stratejik hedefler doğrultusunda gerektiğinde diplomatik entrikalarla ön alıcı hamleler yapılıyor, gerektiğinde de kuvvet kullanılıyordu.

Bir de kendimize bakalım…

Bizim son yirmi yılda gözlediğimiz onca gelgitin hangisi planlı programlı stratejik hamlelerin sonucuydu?

Hangisi ülkeye hangi kazancı getirdi?

Avrupa Birliği üyeliği uğruna harcanan onca çabanın ve ardından bu sefer Avrupa karşıtlığı siyasetinin “milli kazanç” olarak görülebilecek sonuçları oldu mu?

Aynı şekilde Körfez güçlerinin Ortadoğu’daki etkisini kırmaya yönelik dış politika iddialarıyla kırılıp dökülen ilişkilerin en sonunda utanç verici bir “tek yanlı bağlılık” görünümü almış olması hangi büyük stratejinin gereğiydi?

İçeride ise HDP ile birlikte kotarılmaya çalışılan çözüm sürecinden bölücü terör sorununu sadece seçimden seçime oy malzemesi yapmaya uzanan yolun hangi durağında hangi kazancı elde ettik ülke olarak?

FETÖ ile kurdukları ittifak ne kazandırdı bu ülkeye? Bugün ise MHP ve eski Maocularla sürdürülen ortaklık Türkiye’nin stratejik milli hedeflerine mi hizmet ediyor?

Belirli hedeflere odaklanmış bir siyasetçi yolun bir yerinde “Dün dündür, bugün bugündür” diyerek manevra yapmak zorunda kalabilir. Bu aslında pragmatik siyasetin gereğidir. Önemli olan ulaşılmak istenen hedeflerdir. Ama yegane hedefi iktidar olmak veya iktidarda kalmak olanların siyasi manevraları ülkeye yalnızca vakit kaybettirir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar