• 11.06.2019 00:00

 Seçim iptal kararı konusuz kaldı: YSK, 6 mayıs kararını  iptal etmeli…  6 mayıs: İBBB seçimini iptal  kararını YSK, şu iki eksene  dayandırdı:

-“ Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali…”

-“  Kanuna aykırı sandık kurulu görevlendirmelerini yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusu…”.

31 Mayıs: “23 Haziran 2019 tarihinde yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için İlçe seçim kurulu başkanı, seçim müdürü ve seçim personelinin görev değişikliği hususunda bu aşamada bir işlem bulunmadığı”.

YENİ BİR HUKUKİ DURUM

Bu kararla YSK, İBBB seçimi için kullandığı iptal gerekçesini “iptal etmiş” oldu. İptal kararı, artık konusuz kaldı. Bu, yeni bir hukuki durum. Çünkü, kararı tesis eden YSK, kararının dayanağını bizzat ortadan kaldırmış bulunuyor: Kanuna aykırı oluşturulduğu iddiasıyla “kısmi iptal” kararı dayanaksız kaldığına göre, 6 Mayıs kararı da hukuki dayanaktan yoksun. Artık “kısmi iptal”den de geri dönülmesi gerekiyor. YSK 6 Mayıs kararı,  “hukuki olmaktan çok siyasal nitelikli” idi. 31 Mayıs kararı, “hukuk arayışı” mı?

NESNEL HUKUK ÖNDE

Yargı kararı, “Anayasaya, kanuna ve hukuka  uygun olarak vicdani kanaat” çerçevesinde verilmesi ölçüsünde “hukuki nitelik” kazanır. Bunun anlamı şu: yargıcın vicdani kanaati, “anayasa, yasa ve hukuk” üçlüsünde ortaya çıkar. 6 Mayıs kararı, Anayasa’ya, ilgili yasalara ve hukuka (Seçim hukukuna ilişkin YSK ilkeleri dahil) aykırı olduğundan, bu çerçevede “vicdani kanaat” ortaya çıkmamıştı. Burada bunu tartışmayıp, nesnel hukuk bakış açısı ile yetineceğim: “Sandık kurulları, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması, seçim sonucuna müessir olması nedeniyle” seçim iptal edilmiş olduğuna göre, 31 Mayıs kararı, bu neden-sonuç ilişkisini ortadan kaldırmış bulunuyor. Aynı seçim kurullarının göreve devamı, “görev+yetki+sorumluluk” üçlüsünde sorumluluk, görevin ve yetkinin kötüye kullanılması durumunda ortaya çıkar. İlçe  seçim kurulu başkanları ve müdürleri sorumlu tutulmayıp, aynı görevi ifa etmekle yetkili kılındıklarına göre, yetkilerini yasal çerçevede kullanmış oldukları teyit edilmiş olmakta.

KARARDAN GERİ DÖNÜLMELİ

Hukuken yapılması gereken, 6 Mayıs kararından geri dönülmesi. Dört YSK kararı bu gerekliliğe ayna tutuyor:

6 Mayıs: karar doğmadı.

10 Mayıs: 6 Mayıs ile çelişti

22 Mayıs: 6 Mayıs çerçevesinde karar gerekçelendirilemedi

31 Mayıs: 6 Mayıs’ta kullanılan gerekçe geçersiz sayıldı.

Şu halde hukuken yapılması gereken belli: “iptal kararının iptal edilmesi”.

6 MAYIS KARARI: EN  MAĞDURLAR

Öncelikli mağdur, seçimi kazanmış olan İmamoğlu. İkinci mağdur, İmamoğlu’na oy veren seçmenler; ama aslında bütün İstanbul seçmenleri. Asıl kaybeden, Türkiye ve demokrasi kazanımları.

31 MAYIS KARARI: EN RAHATSIZLAR

İBBB seçimini iptal etmesi için YSK üzerinde çifte baskı kuran cumhur ittifakı eşbaşkanları, 31 Mayıs kararından en çok rahatsız olanlar. Bu nedenle, biri, “YSK tadını tuzunu kaçırdı” (DB) derken, diğeri Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) sopasını gösteriyor: “Hakimlerle ilgili konuda karar merci YSK değil HSK. HSK’nın hassasiyetleri gözetilerek adım atılır” (RTE).

HSK SOPASI İŞE YARAMAZ

31 Mayıs kararından sonra, “HSK sopası” işe yaramaz; olsa olsa, mağdurlar halkasının genişlemesine katkıda bulunur. Baskı ve tehdit ile aldırılan kararın “lezzeti” de hiçbir zaman geri gelmez. Şimdi mağdurlara düşen, 6 Mayıs kararını kaldırması için YSK önünde girişimde bulunmak.

TÜRKİYE ÜLKESİ VE YÖNETİMİ İÇİN:

Ülkenin yağmalanmadığı nice 5 Haziran Dünya Çevre günlerine ve cami önlerinde siyasetin yapılmadığı nice dini bayramlara!

Not: Dün, yazarımızın eski yazısı sehven yayımlanmıştır. Hem yazarımız İbrahim Kaboğlu’ndan, hem de siz değerli okurlarımızdan özür dileriz.