• 15.05.2021 07:32
  • (141)

Kanun dışı uygulamalar, Covid-19 dönemine özgü değil; ancak salgın hastalık ve özellikle “kapanma” dönemlerinde iyice açığa çıktı.

Sağlık olağanüstü hali, yöneticilerin çalışmalarını, amacına ulaşması için -kanuni olmasa da- kapanmayı gerektiren sorunlara yöneltmesini gerekli kılar. Ne var ki, gündeme çıkarılan ve tartışılan konular, Türkiye’nin yönetim sorununu bir kez daha bütün çıplaklığı ile ortaya koydu: Anayasa ve sistem dışı kişi yönetimi.

Kapanma, K ile başlayan birçok olumsuzluğu açığa çıkardı. İşte, sadece son iki haftada öne çıkanlar:

KİŞİ KELAMI

Anayasal demokrasinin temel öğelerini ve kurul halinde siyasal karar düzeneklerini kaldıran 2017 değişikliği ile yönetim yetkilerini tek başına elde eden kişinin parti genel başkanlığı, Anayasa için teminat değil, “askı işlevi” gördü. Bunları, Anayasa’ya aykırı düzenlemeler yoluyla yaptı; çoğu sözlü açıklamalar eşliğinde sürdürüyor.

KABİNE KRİZİ

Kişi yönetimini örtmek için bakanlar kurulu yalanını tutturamayanlar, kabine toplantısı, kararlar, sonrası açıklamalar vb söylemlere yöneldiler.

Tek kişi yönetiminde kaç bakan ve neden değişti? Eğer parlamenter rejim olsa idi, buna hükümet krizi denirdi; ama şimdi kimse “kabine krizi” demiyor; çünkü kabine kavramına denk düşen bir kurum olmadığı gibi sorumluluk da yok.

KAYYUM VE KANAL

Merkezi karar düzenekleri tekeli ile yetinilmedi; anayasa dışı düzenleme ve uygulama ile yerel yönetimlere de el atıldı; ülke yağmalanması hızlandı ve yaygınlaştı.

Mahalli idareler, md.127’e aykırı CBK-1 ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlandı. Yerel yönetimler üzerinde “çifte vesayet” kuruldu, yürütme yetkisi bulunmayan ve siyasal sorumlulukları olmayan bakanlarla.

İçişleri Bakanı, kayyum atamak için yargı kararı bulunmadığı halde, belediye başkanlarını görevden aldı, yerlerine valileri atadı; kayyum atanan illerde seçmen iradesi ve yerel yönetimler askıya alındı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı ise, Büyükşehir Yönetimi yetkilerini gasp ederek Trakya Bölgesini Kanal İstanbul ile bölme gayretinde.

KAN/KILIÇ/KOL

Kayyum ile yetinmeyen bakan, şimdi kol mesaisi yapıyor. İBB Başkanını kollarını kullanma şekli üzerine yargısız infaz yapan bakan, yurt dışından tehditler savuran kanun kaçağı konusunda kelam etmiyor.

CB’nin Barış Akademisyenlerini karalayıcı sözlerini (11.01.16), kan banyosu söylemi(12.01) ile eyleme koyma andı içen silahlı çete başı ve kanun kaçağı, meşru olmayan Anayasa değişikliğine eylemli olarak destek verdi.

Ayasofya namazında sallanan kılıç seyircileri, türbe önünde bağlı kollarla uğraşıyor.

KELEPÇE

Kan banyosu yapmak isteyen ve Sn. Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden öbür kanun kaçağı, Meclise vurulmuş olan “ters kelepçe”nin neresinde? Takılmasında müttefiklere katkı sundukları açık; sökülmesine de katkı sunacaklar gibi…

KANUNSUZLUKLARDA KARŞITLIKLAR

Bu arada; kendini kamu yönetimi sicil amiri de yapan CB, kamulaştırmalara ivme kazandırdı, Anayasa dışı ve acelesinden; yeni fakülteler kurdu.

İçişleri Bakanı, kamusal yetki kullanımı olan kolluk faaliyetini, Bakan, “özel yaşam alanı” ilan ederken, “özel yaşam alanı” tüketim maddesi olan alkollü içecek için kamusal yasak getirdi.

Aynı Bakan, Ticaret Bakanının, alkol de içeren dezenfektan aile ticaretini göremedi. Dışişleri Bakanı, turistleri gören yurttaşların aşılarıyla ilgilenmeye başladı.

Altyapı Bakanı, İkizdere altının oyulmasını, Cengiz İnşaata destek için savundu.

Kişi yönetimini kuvvetlendirmek ve Anayasa Mahkemesi’nin kapatmak için kamuya “kapalı tutulan” Anayasa taslağı bile hazırlandı.

KİRLİ BİLGİDEN KURTULMAK İÇİN…

Kanunsuzlukları kirli bilgi ile küllendirme çabası –yönetim tekil olsa da- kolektif.

Covid-19 felaketini aşmak içim bilimsel verileri ölçü almak bir yana, yurttaşların bilgilenme hakkı için çaba gösteren hekimler linç edilebiliyor.

“Eşgüdüm içerisinde bulunan kurumlar bütünü” olarak tanımlanan sistem, demokrasi, sandığa indirgenerek ve hukuka karşı kullanılarak kaldırıldı. Olmadığı halde, bir sistem varmış algısının yaratılması ve bunun giderek kanıksatılması kaygı verici.

Bu nedenle, önce doğru bilgi ve tanı: Anayasal demokratik düzen hedefi öne çıkarılmadan verilen mücadele, eğreti kalır.

Demokrasinin hukuka karşı kullanıldığı kişi yönetimi yerine “hukuk yoluyla demokrasi” ereğinde nice bayramlara.